Türk Ekonomisi ve Milli Ahlâk- Rasim Topçuoğlu

rasim

Bu başlığımız aslında alakasız gibi görünen ama birbiriyle etkileşim içerisinde olan iki farklı kavramın bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur. İki  başlığın da en önemli yapı taşı ‘’insan’’dır. Bizler bazı büyük Türkçülerin Milli Ahlâk tanımlarıyla birlikte, günümüz Türk ekonomisinin ne durumda olduğunu ve toplumda milli bilince sahip bireyler olduğunda, ekonomi üzerinde ne gibi etkiler doğurduğunu anlatmaya çalışacağız.
***
Ekonomi; üretim, ticaret, dağıtım-tüketim, ithalat ve ihracattan oluşan insan aktivitesidir. Ekonominin olmazsa olmazı insan olduğuna göre, insanların tutumları ekonomiye yön vermektedir.
Başlığımızda Türk ekonomisi diyerek belirttik; fakat gerek bütün Türklerin günümüzde tek bir ülke sınırlarında bulunmaması,  gerek ekonomi ülke ekonomisi olarak baz alınacağından şimdilik ülke ekonomisi başlığı altında Türkiye ekonomisini göz önünde bulunduracağız.
Türkiye Ekonomisi, İMF(Uluslararası Para Fonu) tarafından “gelişen Pazar” olarak tanımlanan bir ekonomidir. Genel anlamda Türkiye, gelişmekte olan bir ülkedir. Fakat “gelişmekte olan ülke” tanımı, her sektörü ayrı ayrı ele almadan, genel anlamda belirtilen bir durumdur. Bir örnekle açıklamak gerekirse; gelişmekte olan bir ülke, spor anlamında çok üst düzey bir seviyede olabilir ya da bilimsel araştırma yönünden çok gelişmiş olabilir; fakat genel anlamda yine de gelişmekte olan ülke statüsünde bulunması mümkündür.
Türk Dünyası’na baktığımızda Türkiye,  bütün Türk devletlerimiz arasında, en gelişmiş ekonomiye sahip olan ülkedir. Türkiye’yi, ekonomik anlamda Kazakistan takip eder. Bu durum, bizler için “ekonomik anlamda” Türk Dünyası’nın, dünyaya karşı zayıf bir durumda olduğunun en büyük göstergesidir.

Ekonomi başlığını şimdilik Murat Yılmaz’ın şu sözüyle bitiriyoruz.
’Belki ekonomik ve teknolojik olarak halâ çok iyi değiliz ama üstünlüğümüz  Türk ırkının askerlerinde, o askerlerin kahraman Kür Şad gibi taşıdıkları maneviyattadır. ‘’
***
Büyük Türkçü Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları içerisinde bulunan ‘’Türkçülüğün Programı’’ bölümünde 3. maddeye “Ahlâkî Türkçülüğü” koymuştur.
Ahlaki Türkçülüğü, 6 ayrı başlığa ayırmıştır.
Bu bölümler:
1)Vatanî Ahlâk
2)Meslekî Ahlâk
3)Aile Ahlâkı
4)Cinsî Ahlâk
5)Medenî Ahlâk
6)Milletlerarası Ahlâk’tır.

Ziya Gökalp, tarih boyunca diğer milletlerin iktisat, hukuk, estetik gibi bazı konularda öne çıktığını fakat ahlâkta Türklerin öncü olduğunu belirtmiştir. Ahlâk tanımlaması konusunu, bu altı başlık altında, her birini örnekler vererek açıklamıştır.
Yolbaşçımız Hüseyin Nihâl Atsız’ın ‘Milli Ahlâk’ , ‘Gençlik Ve Ahlâk’ ve ‘Türk Ahlâkı’  adlı makalelerinden şu satırları alıyoruz.
– Biz milli ahlâktan ne anlıyoruz? Biz milli ahlâktan şunu anlıyoruz:
Bizim için cephelerde kan döken, tarlalarda alın teri akıtan ve nihayet bütçemizi doldurmak için kesesini boşaltan halkımızın malına ve canına göz dikmemek. Onun için çalışmayı kendimiz için çalışmaktan üstün tutmak.
-Halkımız için zararlı olan her şeyi karşılamak, çarpışmak ve yenmek. Bunları bir cümle ile hülasa edersek: Millet yolunda çalışmak, onun için yaşamak ve onun için ölmek.
-Osmanlı Devleti’ni ve o nam altında en son Türk imparatorluğunu batıran sebeplerin birincisi, münevverlerimizin ahlâksızlığı ve hırsızlığı olmuştur…
-Gençler…Aptallığı ve safdilliği, hırsızlık ve ahlâksızlığa tercih ediniz.
-Milletin temeli ahlâktır. Ordu, bilgi, teşkilat gibi şeyler ahlâktan sonra gelir.
-Gerek Türk milleti olsun, gerek başka millet olsun, ahlâkça yüksek oldukları zaman gelişip büyümüşler, ahlâk sağlamlıkları bozulduğu zaman da çürüyüp dağılmışlardır.
-Ahlâk, millet yapısının temelidir. O olmadan hiçbir şey olmaz.

En son olarak, Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ahlâk üzerine söylemiş olduğu bazı sözleri sizlerle paylaşmak isteriz.

– Bir milletin ahlâk değeri, o milletin yükselmesini sağlar.
– Bir millet, zenginliğiyle değil, ahlâk değeriyle ölçülür.

Ahlâkın milletler için önemini büyük davanın büyük adamlarından sadece satırbaşlarıyla bu şekilde görmüş ve önemini anlamış olduk.

Hazır dava adamı demişken unutmadan, bir sohbetimiz esnasında dava adamı olmayı kısaca özetleyen bir dostumuzun şu söylemini sizlerle paylaşmak isterim.
’Dava adamı olmak, gönül adamı olmayı gerektirir. Gönül adamlığı ise yüksek bir ahlâk seviyesine sahip olmayı gerektirir. Yüksek ahlâk seviyesi de  ‘Milli Ahlâka’ sahip olma bilincini gerektirir. Bu yüzdendir ki milli ahlâka sahip bireyler; gerçek birer dava adamı olurlar.’’
***
Ekonomi, Türkiye Ekonomisi ve Milli Ahlâk üzerine bazı tanımlamaları geçtikten sonra artık aralarındaki etkileşim üzerine yazabiliriz.

Türkiye’nin 2013 yılı itibariyle cari açığı, 65 milyar 4 milyon dolar olarak açıklandı. Yani 2013 yılında Türkiye’ye giren döviz ile çıkan döviz arasında böylesine büyük bir fark oldu.
Türkiye’nin 2013 yılı dış ticaret açığı ise 99 milyar 782 milyon dolar olarak açıklandı. Yani 2013 yılında bir malın yabancı ülkelere döviz karşılığı yapılan satışı(İhracat) ile yurtdışında üretilmiş malların, ülkedeki alıcılar tarafından satın alınması(ithalat) arasında bulunan farkın geldiği durum bu hale gelmiş oldu.
Sayısal verilerden anlaşılacağı üzere tamamen dışa bağımlı bir halde yaşayan ülke konumundayız ve Türk Dünyası içerisinde en iyi ekonomiye sahip durumda olan ülkeyiz. Diğer Türk Devletlerimizin ekonomilerini buradan yola çıkarak tahmin etmek bizler açısından daha üzücü bir durum.
Bu bilgilerden bahsetmemizin sebebi şudur:
Millî ahlâkın yüksek olduğu milletlerde, birey kendinden önce toplumu düşünür. Kendine değil, milletine fayda sağlama temelinde çalıştığımızda, ekonomiye nasıl katkı yapacağımızı beraber görelim:
Öncelikle millî ahlâk, millî olmayı gerektirir. Bu yüzden:
-Ülkemizde bulunan yabancı sermayeyi değil yerli sermayeyi tüketiriz.
(Bir zamanlar, ilkokul seviyesinde olan öğrencilere ‘Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı’ temalı bir etkinlik yaptırılarak, çocuk yaştakilere bile bu konuda eğitim veriliyordu.)
-Kendi yeterliliğimize göre değil, ülkenin ihtiyacına göre bir alanda üretim yaparız.
-Cari açığın bir diğer anlamı, elimizdekinden çok tükettiğimizdir(Borçlanarak). Ülkenin ekonomisi için tüketimleri kısabiliriz.
İktisadî Türkçülük’te belirtilen cemiyetler kurulur, tesanütçü(dayanışmacı) bir yapı ortaya çıkartılır. Ahi Teşkilatı bunun en büyük ve en doğru örneğidir. Yapısı, ahlâk üzerine kurulu olan bu teşkilat, yüzyıllar boyu Osmanlı Devleti’nin ekonomisinde ve sosyal yaşam alanında büyük rol oynamıştır.

Bu satırbaşlarını çok rahatlıkla çoğaltabiliriz. Çünkü kaynağı ‘’insan’’dır.  Milli İktisat makalesinde Atsız Ata bu yüzden,  milli duyguları milli ekonominin cephesi olarak görür. Tam bağımsızlığımız için, milli gücümüzü göstermek için ekonomimizin de bağımsız ve güçlü olması kaçınılmazdır. Dış dünyaya bu kadar bağlı şekilde yaşamak, Türk Dünyası için üzücü ve karamsar bir geleceği bizlere işaret eder.
Unutmayalım, bugün Doğu Türkistan için Çin’e karşı hiçbir şey yapamıyorsak,  asırlardır meydanlarda karşımızda duramayan Çin’den çekindiğimiz için değil, ekonomik olarak bağlılığımız ve güçsüzlüğümüzdendir.
***
Bugün millî ahlâka sahip olan gençlik, Türkçü gençliktir. Bu yüzdendir ki Türkçü gençler her zaman için toplumcudur ve toplumcu olmaya devam edecektir.
***
Yazımızı konumuzun özeti niteliğinde olan, büyük Türkçü Ziya Gökalp’ın” Vatan” şiirinden bir bölümle bitiyoruz.

Bir ülke ki çarşısında dönen bütün sermaye,
San’atına yol gösteren ilimle fen Türk’ündür;
Hirfetleri birbirini daim eder himaye;
Tersaneler, fabrikalar, vapur, tren Türk’ündür,
Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın!

RASİM TOPÇUOĞLU

Kaynakça:

Türkçülüğün Esasları, ZİYA GÖKALP, Salkımsöğüt Yayınları,2010
ATSIZ, MAKALELER 3, İrfan Yayımcılık,1997
Makro İktisat Teoriler ve Politikalar, Prof. Dr. Ersan BOCUTOĞLU, Murathan Yayınevi,2011
Türk İktisat Politikalarının Tarihi Temelleri, Doç. Dr. Abdülkadir Buluş, Tablet Kitabevi,2009
http://www.tcmb.gov.tr
www.tuik.gov.tr

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone