TÜRKÇE KAYNAKLARA GÖRE 1916 YILINDAKİ MİLLÎ MÜCADELE- Dr. Roza ABDIKULOVA

kır

TÜRKÇE KAYNAKLARA GÖRE 1916 YILINDAKİ  MİLLÎ MÜCADELE (Kırgızistan Bölgesi)

Öğr. Gör. Dr. Roza ABDIKULOVA

Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi

Edebiyat Fakültesi

Tarih Bölümü

 

Rusya İmparatorluğu’nun sömürgeciliğine karşı Türkistan’da en büyük isyan 1916 yılında gerçekleşmiştir. İsyanla ilgili araştırmalar sadece Kırgızistan’da değil Orta Asya Cumhuriyetlerinde her sene yapılmaktadır ve yeni bilgiler ortaya çıkmaktadır. Ama Kırgızlarla beraber isyanı yöneten beş Osmanlı Türkü hakkında isyana katılan Kırgızların hatıralarında az-çok bahsedilmesi dışında bilgi bugüne kadar elde edilmemişti. Günümüzde Kırgızlarla beraber Rus Çarlığı’na karşı savaşmış olan beş Türkün birinin gazeteye yazdığı hatıraları Türkiye’de kitap olarak yayınlanmıştır. Bunun dışında Türkistan ile ilgili Türkçe ilmî eserlerde de isyan hakkında bilgiler verilmektedir.

Türkistan’a (Doğu ve Batı Türkistan her ikisine de) gelmiş beş Türkün biri olan Adil Hikmet Bey’in  yazdığı hatıratı isyan  devrine tutulan bir aynadır. O, Türkistan’dan Türkiye’ye döndükten sonra  hatıralarını 1928 yılında 16 Haziran-16 Ekim arası Cumhuriyet gazetesine yayınlamıştır. Daha doğrusu toplu halde 1999 yılında Yusuf Gedikli tarafından kitap olarak Arap alfabesinden Latın alfabesine aktarılarak yayınlanmıştır[1].

Eserde adı geçen ve Türkistan’a gelen beş Türkün adları şöyledir: Kuşçubaşı Selim Sami Bey, Hüseyin Emrullah Bey, Hüseyin Bey, İbrahim Bey ve Adil Hikmet Beydir.  Buradaki Selim Sami Bey hakkında 1916 yılındaki millî mücadele ile ilgili Kırgızca eserlerde bahsedilmektedir. Örneğin, Samıybek adlı Türk, üç insanla Kırgızlara “mal verin, Çin’den silah satın alalım, Ruslara karşı çıkalım” demiştir. Neticede yedi kişi ile Samıybek Rusları öldürerek Kırgızlara yardım etmiştir[2].  Eserde Almatı ve Pişpek (şimdiki Bişkek) civarındaki 17 kazayı içine alan Yedisu vilayetindeki  (oblast) isyan Ruslara darbe yediren en önemli cephelerden olmuştur. Burada isyanı yönetenler Koçkor bölgesinden, Kanat Ibıke oğlu, Şabdan baatırın oğulları Hisamidin ve Muhidin (Şabdan baatır Mekke’ye ziyaret ettiği bellidir, çocuklarının adı da hala Kırgızlarda nadir bulunan adlardandır) ve yukarıda bahsettiğimiz beş Türk’tür.

Beş Türk’ün Türkistan’a geliş amaçları Türkistanlı Türkleri aydınlatmak, uyandırmaktı. Ama hatıratın yazarı Adil Hikmet Bey, silahlı hareketlere de iştirak ettiklerinden bahseder. Bu konu eserde şöyle geçmektedir: «…bir elinde kılıç, bir elinde meşale taşıyan bir ihtilalci idim…»[3].  Ve böylece Kırgızları ayaklandırarak meşhur Kuropatkin ile muharebeler yaptıklarından bahseder.

Osmanlı Devleti’nden yola çıkmış olan beş Türk, Hindistan yoluyla Türkistan’a giderler. Yolda Ruslara esir düşerek, oradan da kaçış yolunda Kırgızların başına geçerler. Kırgızlarla beraber Doğu Türkistan’a doğru yol alırlar. Türkistan’a beraber gelen beş Osmanlı Türk’ü isyan sonrası dönüşte ayrı ayrı yollardan Türkiye’ye geri dönmüşlerdir.

Türkistan’a yol alırken onları bir bayrak altına toplayacaklarını hayal ettiklerinden bahsederler. Bu konu da eserde şöyle geçmektedir: «…Zekâma güveniyordum ve bu sayede İngiliz, Rus, Çin hudutlarından kolay geçeceğimi Kırgız, Oğuz, Özbek, Kıpçakların açacağım bayrağın altına toplanacağını düşünüyordum. Bu şekerden tatlı hayallerin biberli tarafını hatırıma bile getiremiyordum»[4].

Beş Osmanlı Türk’ü Issık Göllü Kırgızlarla buluşmadan önce, Pamir’deki Kırgızlarla karşılaşıyorlar. Issık Göllü Kırgızlarla ise hapishanede buluşuyorlar ve daha sonra oralılarla beraber isyan yapıyorlar. İsyan yaparken devamlı Kırgızların «Kınaş» adında toplantı yaptıklarından bahseder. Bu toplantı anlamına gelen keneşte, Kırgızlar düşman sayısı ile kendilerinin sayısını söylemekte ineğin tüyü ile karşılaştırırlar. Eğer Rus askerleri bir ineğin toplam tüyü ise, Kırgızlar onun alnındaki beyaz tüyü diye örnek vermişlerdir. Buradan tek bir cümle ile mukayese yapıldığı dikkati çekmektedir.

Rus askerlerine karşı savaşta insan kaybeden Türkistan’daki Türkler, son çare olarak Doğu Türkistan’a doğru yol alırlar. Kazgan’a geldiklerinde, ağır hava şartları, açlık, soğuk ve zor geçitlerden dolayı Kırgızlar arasında ihtilaf çıktığından eserde bahsedilmektedir. Bir kısmı geri dönmeyi, bir kısmı da geri dönmektense Çin arazisinde ölmeyi tercih ederler.

 

Çin’e doğru göçte Kırgızlarda kopuzun beraber taşındığı, bununla düşmana karşı şarkıların söylenildiği dikkati çekmektedir. Örneğin,

Ana yurdundan koğuldum,

Düşmanlara kul oldum.

Bu yurdun dili olsa

Cedlerimiz biri görse

Düşmanları ezin biçin

Zalimleri kırın geçin[5].

Yedisu isyanında isyancıların en önemli kuvvetleri Isık-Köl civarında toplanmışlardır. Harp meclisi yapılırken harekât müdürü olarak Hisamidin Bey (Şabdan baatırın oğlu) ve beş Türk seçilmiştir. Onlar ilk önce Rus köylerini basmıştır, Rus depolarını basıp silahlarını elde etmişler, Yedisu vilayetindeki depoları boşaltmışlardır ve böylece hiçbir Kırgız atlısı silahsız kalmamıştır. Beş Türk’ten İbrahim Efendi, Almatı ve Pişpek havalisindeki Rusları tepeliyerek Taşkent’e doğru ilerlemişti. Andican istikameti ise Pamir Kıpçaklarla temas etmiştir.

Eserde dikkati çeken en önemli şey Çin’e kaçmış olan Kırgızları Anadolu’ya göç ettirme projesidir. Bu projeyi sunan Hisamidin (Şabdan baatırın oğlu)  Beydir. Kuçar’dan Hoten’e gelerek beş Türk’e kendi teklifini bildirmiştir. Bu konu da hatırada şöyle geçmektedir: “Ona göre Kırgızlar Çin Türkistanı’nda daha çok kalamayacaklarından dolayı onları Afganistan, İran üzerinden Anadolu’ya göç ettirmekti. Bu göç projesi Kırgızlara, Anadolu’ya yürüyün demekten ibaret olmuştur. Kırgızlarda göç etmek alışkanlık idi. Ancak bu projenin gerçekleşmesi, o dönemin şartlarına uygun değildi. Çünkü, Osmanlı Devleti de harp içinde ve çökmek üzere olan bir devlet idi.”

Yedisu isyanında Rus askerlerini öldüren ve isyanı yöneten beş Türk’ü yakalamak için o zamandaki Türkistan Genel Valisi Kuropatkin’in Beyannamesi çıkmıştır. Onda bir kaç lakaplar yazıldıktan sonra  «Yedisu vilayetinde bulunan beş Türk fitneler biznin cerakini hor hasret tutturdular. …Bu beş Türkü uşlap kollarını bağlap pravleniyaga (hükümete) teslim kılgan adamna ve beher Türkün serine on min som berürgö lazım ve labud (gerekli) gördük. 15 Aralık 1916 . General Kuropatkin»[6] deniliyordu.

 

Aksu’ya doğru göç ederken beş Türk’ün Isık-Köllü bir Kırgız ailesiyle karşılaştıklarını ve o ailenin onbir çocuğu olduğunu, böylece bir çocuğunun tahsil ve terbiyesini deruhte etmek isteyince annesinin şöyle cevap verdiğini bahseder: «…candan maldan olduk zaten, bir de evlattan mı olalım»[7].

Bu hatıra dışında ilmi eserlerde de 1916 yılındaki isyan Türkistan tarihinde önemli siyasi olay olarak kabul edildiği ve bazılarında konu olarak ayrıca yer aldığı dikkati çekmektedir. Z. V. Togan’a göre: 1916 yılındaki isyan, Bütün Türkistan’da yapılan merdikar isyanıdır[8]. Onlar ilk önce telgraf hatlarını kesmişlerdir. Yedisu isyanının başında olan Ayuke (Ibıke) oğlu Kanat diye bahsedilmektedir. Bu isyanı yöneten insan, Niyeti Kazat (Gazavat) adındaki prensibi ile halkı isyan etmeye davet etmiştir. Aynı zamanda Z. V. Togan, eserinde Asya’ya gelen beş Türk hakkında bilgi vermektedir. Ve bu bilgiyi 1928 yılında Adil Hikmet’in Cumhuriyet gazetesinde yayınladığı hatıralarından aldığını belirtmektedir.

A. N. Kurat da Osmanlı Türklerinin Türkistan halkı arasında İstanbul Türkleri olarak tanındığını ve Osmanlı Türklerine karşı Orta Asya’daki sempatiyi İsmail Gaspıralı, Yusuf Akçuraların yarattığını yazar[9]. Bunun dışında ta eskiden beri Orta Asya’dan Mekkeye yol alan hacıların İstanbul yoluyla gittikleri bellidir.

  1. Hayit, Türkistan’daki millî mücadeleler ile ilgili yazdığı eserinde, özellikle 1916 isyanını Türkistan için ümit dolu, Ruslar için ise korku dolu olan ayaklanma olarak nitelendirir. Bunun dışında Almanya ve Osmanlı Devleti’nin ayaklanmaya sebep olduklarını ve onu desteklediklerine dair Rus iddiaları esastan mahrum bir iddia olarak kaldığını belirtmektedir. 1916 yılındaki isyanı bastırmada Rus Çarlığı «Karatelnıy Otryad» dedikleri cezalandırıcı asker grupları ile Yedisu bölgesindeki halkın yüzde otuzunu yok ettiğinden haber verir. Buna rağmen isyan sayesinde Rus Çarlığı’nın çöküşünün hızlandığını belirtmektedir[10].

Nadir Devlet ilmî araştırmasında, isyanda Kırgızlarda urug reislerinin (manaplar) rolü olduğunu, onların ayaklanmayı yönetenlerin çoğunu oluşturduğunu belirtmektedir[11]. S. Gömeç’in eserinde ise, isyancıların sayısını 11 milyon diye vermektedir. Bunun dışında Kırgızların isyanda 673 000 şehit verdiğini, 300 000 Kırgız’ın da Çin’e kaçtığını yazar[12].

Rusya’nın sömürgeciliğine karşı Türkistan’da en büyük ayaklanmanın, 1916 yılındaki ayaklanma olduğu şüphesizdir. Buna sebep ekonomik açıdan ağır durum, toprakların kısaltılması, vergilerin dışında Türkistan gençlerini ağır işlere, askere alma ile ilgili Çarın çıkardığı Beyannamesi, halkı tepki göstermeye itmiştir.  Kırgızca kaynaklardan M. Mahmutbekova’nın  «Kirgizstandagi Uluttuk-Boştonduk Kötörülüş[13]» adlı eserinde, 1916 yılındaki isyanla ilgili “Türkiye’den sultan buraya adam göndermiş, gazavata çıkacağız, onlardan bize yardım gelecek” sözlerinin halk arasında yayıldığını yazmaktadır. Aynı eserde isyana şahsen katılanların 1989 yılında anlattıklarını yazmıştır. Bu hatıralara göre «Ruslarla savaşırken beş Türk’ü gördük. Onlar da Ruslara karşı bizimle savaştı. Onlar I. Dünya savaşındaki esir Türklerdi. Onların başındaki Türk’ün adı Samıybekti. O yılda dünyaya gelen çocukların adları Samiybek oldu[14]», -gibi sözler geçmektedir.

«1916-cılkı Kırgızstandagı Kötörülüş. Dokumentter Materyaldar cana Eskerüülör» adlı eserde İzzafar Rahimov’un anlattığına göre[15]  Üç-Kapkan geçidinde beş Türk’le karşılaştıklarını, onların  Alman ile savaşta Ruslara esir düştüklerini, sonra Çin’e kaçtıklarını ve Türkiye’ye gitmeyi planladıklarını duyduğunu söylemiştir.

1916 yılındaki tüm Türkistan’ı kapsayan millî mücadele, sadece Türkistan halkının değil Türkiye Türklerinin de iştirak ettiği geçmişteki en önemli siyasi olay olarak kabul edilmesi uygundur. Daha doğrusu Türk dünyasının bağımsızlık için ettiği mücadelelerinin içinde, belki de en önemlisidir.

 

Kullanılan kaynaklar:

 

1. Z.V.TOGAN. Bugünkü Türkili (Türkistan) ve Yakın Tarihi. İstanbul, 1981. 2. baskı.

2.B. HAYİT. Türkistan Devletlerinin Milli Mücadeleleri Tarihi. Ankara, 1995.

3. A. N. KURAT. Rusya Tarihi Başlangıçtan 1917’ye kadar. Ankara, 1993.

4. N. DEVLET. Rusya Türklerinin Milli Mücadele Tarihi (1905-1917). Ankara, 1999.

5. S. GÖMEÇ. Türk Cumhuriyetleri ve Toplulukları Tarihi. Ankara, 1999.

  1. Махмутбекова М. Кыргызстандагы улуттук-боштондук к¼т¼р³л³ш. Бишкек. 1996.
  2. Adil Hikmet Bey. Asya’da Beş Türk.İstanbul, 1999.

 

 

 

 

 

 

[1] Adil Hikmet Bey. Asya’da Beş Türk.İstanbul, 1999.

[2] М. Махмутбекова Кыргызстандагы улуттук-боштондук к¼т¼р³л³ш. Бишкек, 1996. 55-б.

[3]  Adil Hikmet Bey. Asya’da Beş. Türk. İstanbul, 1999.  s. 23.

[4] Adil Hikmet Bey. Asya’da Beş Türk. İstanbul, 1999.  s. 39.

 

[5] Adil Hikmet Bey. Asya’da Beş Türk.İstanbul, 1999.  s. 196.

 

[6] Adil Hikmet Bey. Asya’da Beş Türk.İstanbul, 1999. s. 218.

 

[7] Adil Hikmet Bey. Asya’da Beş Türk.İstanbul, 1999. s. 317.

 

[8] Z.V. Togan. Bugünkü Türkili (Türkistan) ve Yakın Tarihi. İstanbul, 1981. 2. baskı. s. 336.

 

[9] A.N.Kurat. Rusya Tarihi Başlangıçtan 1917’ye kadar.Ankara, 1993. s. 428.

 

[10] B. Hayit. Türkistan Devletlerinin Milli Mücadeleleri Tarihi.Ankara, 1995. s. 210.

 

[11] N. Devlet. Rusya Türklerinin Milli Mücadele Tarihi (1905-1917). Ankara, 1999. s. 238.

 

[12] S. Gömeç. Türk Cumhuriyetleri ve Toplulukları Tarihi. Ankara, 1999. s. 111.

 

[13] Махмутбекова М. Кыргызстандагы улуттук-боштондук к¼т¼р³л³ш. Бишкек 1996. 55-б.

 

 

[14] Махмутбекова М. Кыргызстандагы улуттук-боштондук к¼т¼р³л³ш. Бишкек. 1996. 87-б.

 

[15] 1916 жылкы Кыргызстандагы к¼т¼р³л³ш. Документтер материалдар жана эскер³³л¼р. Бишкек. 1996. 347-б.

 

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone