Türkçe Namustur!

YusufhanGuzelsoy

Milletimizin bağımsızlık simgesi ay yıldızlı bayrak nasıl namusumuzsa, kültürde bağımsızlığımızın simgesi ses bayrağımız Türkçe de o kadar namusumuzdur. Nasıl ki ay yıldızlı bayrak namusumuza kast edenlerce hedef alınıyorsa, Türkçe de namusumuza kast edenlerce hedef alınıyor. Ne yazık ki anadili Türkçenin namusu olduğundan habersiz birçok ahmak, kendi namusuna kast eden yanlışlar yapıyor.

Türkler için mücadele edilecek tek düşman ekonomi emperyalistleri değildir. Çünkü bir milletin sadece toprakları, yer altı ve yer üstü kaynakları sömürülmez. Bu zenginlikleri sömürebilmek için önce sömürülecek milletin kültürünü eritmek gerekir ki milli bilinç zayıflasın. Milli bilinç zayıfladıktan sonra artık her millet potansiyel bir köledir. Dolayısıyla mücadele edilecek bir diğer sömürgeci düşman kültür emperyalistleridir.

11.yy’da “Zamanın hükümdarları Türklerden çıkıyor, bunun için Türk dilini öğrenmekte fayda vardır.” diyen Kaşgarlı Mahmut’taki ya da 15.yy’da “Türk dilinin derinliklerine indikçe gözüme on sekiz bin alemden daha güzel bir alem göründü!” diyen Ali Şir Nevai’deki Türklük duygusu ve bilinci bugünkü bazı sünepe gençlerde mevcut olabilir mi? Milliyetçi geçinip yazdığı iki kelime yazıda akla hayale sığmayan hatalar yapan samimiyetsizlerde Nevai ve Kaşgarlı’daki Türkçü bilinç mevcut olabilir mi?

Yine “…Şöyle bilinir ki Türk Fars’tan keskin zekalı, daha anlayışlı, daha saf, daha pek yaratılışlıdır. Fars ise ilimde ve gayret sarfıyla elde edilen bir anlayışta daha olgun ve derin görünüyor. Bu hal Türklerin doğru, temiz, dürüst niyetinden, Farsların da fen ve hikmetinden belli oluyor. Ve lakin Türk ve Fars dilleri arasındaki kusursuzluk veya noksanlık bakımından çok büyük farklar vardır. Söz ve ibarede, kelimelerin anlam ve kavramında, Türk Fars’tan üstündür. Türk’ün öz dilinde öyle incelikler, güzellikler, sanatlar vardır ki inşallah yeri gelince gösterilecektir.” diyen Ali Şir Nevai’deki Türklük ve Türkçe sevdasına yaklaşabilecek kaç “milenyum” genci vardır?

“Türk milletinin dili Türkçedir. Türk dili, dünyada en güzel, en zengin ve en kolay olabilecek bir dildir.” diyen ulu önder Atatürk’teki Türkçe hassasiyetine yaklaşabilecek kaç siyasi vardır? Kaç siyasi, Türk diline yapılan saldırıları savuşturmak için savaş vermektedir? RTE bile Ak Saray’ın bulunduğu alana Türkçe hassasiyeti (!) sayesinde Türkçe “yerleşke” yerine “külliye” sözcüğünü tercih etti. Yakında Osmanlıca sözcüklerin kullanımını arttırmaya çalışacaklardır ki esasında inceden bu doğrultuda çalışmaya başladılar.

Türkçe, bir yandan Batıcı görünüp İngilizce ve Fransızca gibi dillere, bir yandan Osmanlıcılık yapıp Arapça ve Farsça gibi dillere, bir yandan da İslamcılık yapıp sadece Arapçaya kutsallık atfedenlerce küçümsenmeye çalışılıyor. Hiçbiri milli olmayan bu fikirlerin Türkçe konusunda hassas davranmasını bekleyemezdik. O halde özellikle Türk gencine ne oluyor da Arapların, Farsların bile samimiyetle inanmadıkları şehir efsanelerine gözü kapalı inanıyor? “Üniversite” yerine “evrenkent” dersen Batıcının gözünde yanlış yaparsın. “Külliye” yerine “yerleşke” dersen Osmanlıcının gözünde “Yahudi” adamısın. “Allah” yerine “Tanrı” dersen de İslamcının gözünde kafirsin. Üniversite daha çağdaş, külliye daha milli, Allah adı da daha dini sayılıyor.

Yabancı bir sözcüğün yerine Türkçe bir sözcük kullanmayı gülünç bulan reziller var. “Ama çok öyle çok gülünç oluyor ki…”

Durum gülünç değil. Sen aşağılık kompleksine yakalanmışsın. Tanrı şifanı versin.

Türkçe Türk’ün öz malıdır. Türk’ü fakir, Türk dilini sahipsiz bırakmak istiyorlar. Türk yok olsun diye Türkçe yok ediliyor. Şunu unutmayın: Ne Fransızca ve İngilizce dünya milletlerinin kendi isteğiyle evrensel olmuştur, ne Arapça ve Farsça İslamiyet’e mensup olmanın ön veya son şartıdır. Bilimde ilerlemek için Türklük bilinci yeterlidir. “Onlar yapıyor, biz Türk’üz biz niye yapamayalım?” diye sormadan harekete geçilmez. Üretilen veya keşfedilen bir ürüne Türkçe ad verilmeden yapılan işe tam olarak milli denmez. Öz dilinde kitabını okuyup anlamayan da kitabı yaşadığını iddia edemez. Milli ve dini meselelerde bizi geride bırakan en önemli sorunlardan biri dilimizi gözardı etmemizdir.

Tatil beldelerine bir göz atın. Güya yabancı bir ülkeden farklı bir kültürü tanımak üzere ülkemize gelen bir gezgin, kendisini ülkemize çekmek için görevlendirilmiş bir kimse tarafından öncelikli olarak örneğin Antalya’ya yönlendiriliyor. Farklı bir kültürü tanımak üzere gelen gezgin, “ashk cafe”de çay içiyor, “pasha mağaza”dan alışveriş yapıyor, “yiyejackson restourant”ta yemek yiyor. Bu gezgin ülkemizde kültür tanıyıp geri dönmüş sayılıyor. Bereket versin o beldede yaşayan Yörükler var da rastlaşırlarsa bir şeyler görüp dönebiliyor bazısı… Bu durum sadece Antalya ve tatil beldeleri için geçerli değildir.

Ülkemizi yöneten dindar ve milliyetçi geçinen idarecilerin umurunda olan tek şey para olduğuna göre, bunların da birçoğu bilerek veya bilmeyerek ekonomi ve kültür sömürgecilerine hizmet ediyor.

Bu durum sadece tatil beldeleri için geçerli değil, demiştim.

Gezginlerin uğramadığı il veya ilçelerde de durum budur. Evinin karşısına “Joshua İnternet” dükkanı açılsa umursamayacak adam Allah yerine Tanrı dendi mi kuduruyor. “O bizim dilimizde yok!”

Affınıza sığınarak yazıyorum…

Nah yok!

Orhun yazıtlarının Türk’e ait olduğunu belgeleyen ve ilk çözülen sözcüklerden birisidir “Tengri” ve onu simgeleyen bir put yoktur.

Araplar film çevirilerinde İngilizce “god” yerine “Allah” diye çeviri yapar. Bu konuyu araştırırken Arapça bir çizgi filmde rast geldiğim de oldu. Hiçbir yerde “Amerikalılar da Allah diyor! Bu yüzden Allah demeyelim!” diyen bir Arap görmedim. Ama bizim ülkemizin havası Hintlilerin “eeshvar”, İngilizlerin de “god” yerine “Tanrı” dediğini zanneden gerizekalılar tarafından şiddetle sömürülmektedir. Farsça “Hüda” deyince sıkıntı yok… İbranice Rab denince -Kur’an’da bile var- sıkıntı yok, ama Türkçe Tanrı denince dualar kabul olmuyor…

Daha Kabe’nin içindeki kolonlara Lat-Menat-Uzza’nın simgelerini yerleştiren Suudları ve onların parasına tapan samimiyetsiz İslamcıları yazacağım zaman da gelecek. Şunu iyi biliyorum ki bunların yüzü hiçbir şartta kızarmayacak.

Yazımı noktalayayım.

Çok basit bir uyarı…

Türkçe namustur. Namusunuza sahip çıkın.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone