Türkçülere Açık Mektup-3

Dünkü yazının devamı: (ilk defa okuyanlar son iki gün yayınladığım yazılarla birlikte okurlarsa daha faydalı olur)

Konuları doğru bildiğiniz sürece kimse size veya düşüncelerinize gölge düşüremez. Çünkü bizim fikriyatımız tamamen akla ve mantığa dayanmaktadır.

Sakın bir konuda bilginiz olmadan fikir beyan etmeyin. Bir iddia atıyorsanız ortaya mutlaka onun altını doldurabilecek bilgiye sahip olun. Bunun yolu ise sürekli düşünmek, sorgulamak ve okumaktan geçer. Okudukça düşünür, düşündükçe sorgular, sorguladıkça doğruyu elde edersiniz. Aklın ve bilginin yani hakikatin karşısında hiçbir güç duramaz. İnsan aklıyla yaşar. Yanlış bir şeye inanıyorsa bu onun bilgi eksikliğinden kaynaklıdır. Bilgisi eksik ise yanlışı mantıklı kabul eder. Siz onun aklına hitap eden gerekli bilgiyi verdikten sonra, inandığı yanlışlar mutlaka onun aklını tırmalayacaktır ve yanlıştan dönüp hakikate ulaşacaktır.

Aklın ve bilginin karşısında Ortaçağın en güçlü oluşumu olan Katolik Kilisesi bile duramamıştır. Siz yeter ki bilgiye erişin ve onu sorgulayarak akıl süzgecinden geçirin. Bununla birlikte doğru yaşayın, işinizi en güzel şekilde yapın. Bizler tarihin her döneminde vatanı ve milleti için kanını dökmüş bir neslin evlatlarıyız. Ne hoş ki şu dönemde bizlere düşen kanımızı dökmek değil, terimizi dökmektir. Eğer bundan çekinirsek, yorulursak, üşenirsek, bizim için kanını dökenler elbet bunun hesabını sorarlar.

Türkçü olarak üzerinize aldığınız sorumluluğun önemini her daim hissedin ve kendinize değer verin. Sizler tarih yazıyorsunuz, toplum inşa ediyorsunuz, tüm Türklerin ve yeryüzündeki masum insanların geleceğine etki ediyorsunuz. Tanrı’nın adaletini hakim kılmaya çalışıyorsunuz. Bu yolda avantaj her daim sizde. Çünkü Tanrı, akıl, mantık ve hakikat sizinle. Bırakın isimlerimiz bilinmesin, ilerde kimse bizi şahıs olarak anmasın. Asıl kahramanlar adı anılmayanlardır. Miryokefalon Savaşı’nda şehit olan askerleri bırakın, komutanlarının bile adlarını bilmeyiz, onları isimleriyle anmayız. Kim bilir ne kahramanlıklar yaptılar, ne fedakârlıklarla o savaşı kazanarak bu toprakları bize vatan kıldılar.
Bazen en büyük kahramanlar karanlıkta kalanlardır. Mesele, herkesin Atatürk olabilmesi değildir. Mesele, bazılarımızın İzmir suikastını canı pahasına haber ederek Atatürk’ün hayatını kurtarıp bir ulusun kaderini değiştiren kayıkçı olabilmesidir. Mesele, hayatını göğsü yeni tomurcuklanmış hurilerle ilişkiye girmek için değil, Tanrı’nın rızasını alarak hiç tanımadığın milyonlarca insanın geleceği, refahı için heba etmektir.

Hâlihazırda biz, sınırlı olan bu ömürde, milletimiz için çalışmayı hayatımızı heba etmek değil, boşa geçen bir ömrü anlamlandırmak olarak değerlendiriyoruz.
Sizler bu kutlu yolun yolcususunuz. Bu yolda en mühim noktalardan biri ise kendinize verdiğiniz değerin aynısını dava arkadaşlarınıza da vermenizdir. Kişiler hatalar yapabilir, üzeri örtülebilecek ufak hataların üzerini örtün. Unutmayın, bu kişiler de zevke eğlenceye koşmak yerine sizin soyunuz için çalışmakta, bir takım tehlikelere rağmen uğraşmaktadır. Aranızda asla fitneye yer vermeyin. Fitne kangren gibidir. Ne kadar küçük olursa olsun müdahale edilmezse bütün vücudu yok eder. Birbirinize samimiyetle yaklaşın ve ortada bir yanlış varsa mutlaka bunu konuşun. İyilerden olun ki iyilikler sizinle olsun.
Tanrı bu uğurda çaba sarfedenlerin yanında olsun. İnanıyorum ki, “Tengri Biz Menen”.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone