Türkçülük Bir Karakter Meselesidir- Halil Tireli

halil

(3 Mayıs 1980 tarihinde, Türkçüler Günü anmasına hazırlanırken Komünist uşaklarca şehit edilen, değerli ağabeyimiz Halil Tireli’nin yıllar önce “Ne yaptığını bilmeyeler“i uyardığı yazısı)

tireli

 

Türkçülük Bir Karakter Meselesidir

 

Çağımızın en güçlü akımı milliyetçiliktir. Bunun aksini savunmak, karanlıkta göz kırpmak veya boşluğa yumruk sallamaktan başka bir şey değildir. Böyle bir hakikati anlamak istemeyenler de vardır. Günümüzün fikir ve sanat piyasasında veya politika sahnesinde boy gösterip, kalem oynatanların çoğu hep bu tip kişilerdir. Bunların bazısı zaten şeklen münevverdir, yarı aydındır. Diğerleri de belirli bir merkezden yönetilen kuklalar, ajanlar yani tok kelime ile satılmışlardır.

 

Bizim üzerinde durmak istediğimiz bunlar değildir. Zira kendileri artık bilinmektedir. Fikirleri de, zikirleri de belli olmuştur. Şimdi açıklamak istediğimiz kişiler ise, bunlardan bambaşkadır.

 

Peşin hükümlerin, kulaktan dolma fikirlerin ve başkalarının aracılığı ile düşünme gibi miskinliklerle malûl olmayanların artık anlayıp hakkını teslim ettikleri Türkçülük bilindiği gibi Türk Milliyetçiliğinin kısaltılmış adı ve Türk’ün tek millî ülküsüdür. Türkçülük, Türk Milleti’nin bütün dünyadaki mensuplarını bir bütün olarak ele alır. Ferdiyetçi değil, toplumcudur. Maddeci değil, ruhçudur. Hülasa tarihin derinliklerinden bugüne kadar kendine has bir düşünce sistemi, bir dünya görüşü olarak Türkçü ideoloji vardır. Bunun varlığı yüzündendir ki halen Türk Milleti diye bir millet bütün azametiyle yaşamaktadır. Türkçülük, bir millî mirastır. Nesilden nesile devredilir. Bu meşalenin bazen alçaldığı olmuş, ama hiç yere düşmemiştir. Bilakis bütün dünya milletlerinin kıskanacağı yüksekliklerde dolaşmıştır. Türkçülük din kadar kutsaldır. Onun yolundan ayrılmayanların kaderinde hor görülme, takip edilme, hapislik, yokluk daha son zamanlara kadar hep olmuştur. Belki daha bir süre böyle olacaktır. Yani demek istediğimiz şudur ki, bu ülkü devamlı fedakârlık ister. Vermez, alır. Ucuz politika yaparak şöhrete erişme ve mevki katma, gayri-Türklerin ve milliyetçilik düşmanlarının dalkavukluğunu yapıp zengin olma gibi nimetler(!) Türkçü çevrelerde yoktur. Din bezirgânlığı ve şahsi çıkarcılık da yoktur.

 

Bunlar, yukarda yazdıklarımız erbabı tarafından bilinen perçinlenmiş gerçeklerdir. Fakat şu son günlerde; daha düne kadar bu kitle ve kadro içinde oldukları kabul edilir, zannedilen bir takım kişiler tarafımızdan birer birer gerçek yüzleriyle tespit edilmeye başlanmıştır. Bu kişilerin adedi sınırlıdır. Ama muhalefetlerinin düzenbazlıklarının ve sahtekârlıklarının sınırı kalmamıştır. Birkaç misal verelim:

 

Ankara ve İstanbul’da bu kişiler Türkçülüğün sadık ve çilekeş yayın organları ile kıdemli mensupları aleyhine iftiralar yaymaya ve küçük düşürmeye mâtuf dedikodular etmeye başlamışlardır. İzmir’de bir avukat, ırkî cibilliyetleri icabı devamlı Türk düşmanı olan ve en son olarak ticari bir suikastle içte ve dışta milli itibarlarımızı düşüren “Zeytinyağı skandalı” sanıklarını Türk Mahkemeleri’nde savunma görevini para karşılığı almış bulunuyor. Yurdun diğer yerlerinde aynı aşağılık işler böyle kişilerin kuyrukları tarafından yapılmaktadır. Kısacası, bir ihanetle karşı karşıyayız.

 

Bu tertiplere girişenler eğer, komünist, mason, beynelmilel kapitalizmin ajanları, nurcular, siyasi ümmetçiler vb. gibi güruh olsaydı, biz bu yazıyı yazmaya lüzum görmeyecektik. Çünkü onlar bizi, biz onları az veya çok tanıyoruz. Fakat gelin görün ki uğursuz kampanyanın mensupları, daha düne kadar bizim içimizde olandı hatta bizlerin yetişmesinde kısmen müessir olan kişilerdir. Kendilerine nereden veya nasıl menfaatler sağladıkları veya sağlayacaklarını sandıkları maalesef henüz tarafımızdan keşfedilmiş değildir. Yoksa derhal açık açık teşhir ederdik. Ama bu yolda devam ederlerse, elbette kokusu meydana çıkacaktır. O zaman kendilerine söyleyecek bir çift sözümüz olacaktır.

 

Bizim son olarak söyleyeceğimiz şey şudur:

Hem Türkçü olduğunu iddia etmek hem de bu çeşit naneleri gevelemek mümkün değildir. Çünkü Türkçülük her şeyden önce bir karakter meselesidir.”

 

Tanrı Türk’ü Korusun!

 

Şubat 1973

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone