Türkçülük Popülerizmi

Türkçülük son bir kaç yılda iyiden iyiye özellikle “ergen” diye tabir edilen nesil arasında gerek sosyal ortamlarda gerekse günlük yaşamda yaygınlaşmaya başladı. Bazılarımız bundan rahatsız oldu, bazılarımız ise hoş karşıladı.

Peki bu durum olumlu mu algılanmalı, olumsuz mu…

Nihal Atsız’ın 1975 yılında vefatından 30 sene sonra ilk kez Caner Kara 2005 yılında yaktı Türkçülük ateşini. Ondan önce esamesi okunmayan Türkçülük tarihte ilk kez kendisinden önceki fikri temelleri esas alarak teşkilatlı bir şekilde faaliyete geçti.

Caner Kara, Türkçülüğün en saygın hizmetkarlarından Nihal Atsız’a ithafen teşkilatına “Genç Atsızlar” dedi. Bu isim resmi olarak sadece kısa bir süre yayınlanan Genç Atsızlar dergisinde kullanıldı. Onun dışında Türkçülerin gayri resmi ismiydi aslında.

Neden genç?

Çünkü hem kurucuları çok gençti hem de Atatürk’ün yolundan gidilerek kurtuluşun gençlerden geleceğine inanılmıştı. Üyeleri yıllarca sadece liseliler oldu. Bursa’nın heyecanlı milliyetçi liselileri bu yeni solukla artık kendilerini daha emin ifade edebiliyorlar, Atsız’ın kitaplarında hayat buluyorlar, edebi ve tarihi sohbetlerden haz alıyorlardı.

Tükenmez kalemle koluna Göktürkçe Türk yazan, bunun ne olduğunu bilmeyen arkadaşlarına sanki akşam yemeğini Kürşat’ın sofrasında yemiş gibi hava atarak Göktürkçe’nin ne olduğunu anlatan, gece yatmadan önce “Ulu Tanrı” diye dua eden, Türklüğünü yerlere göklere sığdıramayan bu liseliler büyüdüler.

Kimi üniversite okudu, kimi iş güç sahibi oldu, kimi evlendi, kimi genç yaşında Tanrısına kavuştu…

Bu süreçte Türkçülük tanındı, benimsendi, yaygınlaştı… Ama bazı arkadaşlar kendi heyecanlarını, heveslerini unutarak onların geçtiği yollardan geçen, heyecanlarını gençliklerinin verdiği toylukla ifade eden gençleri Türkçülüğü popüler hale getirdikleri için eleştirir oldular.

Değerli arkadaşlarım;

Yıllarca Türkçülük marjinal bir fikir gibi algılandı. Bugün hala Göktürkçe yazılarımızı Fetö şifresi diye dillendiren dangozlar var. Bizim her daim amacımız Türkçülüğü halka indirgemek, ortak bir değer haline getirmekti.

Peki bu ne demek?

Türkçülüğü popülerleştirmek demek.

Böyle olunca ne olacak?

Milli değer ve ahlak noktasında hassaslaşan halk, içerisinden de kendisi gibi milliyetçi ve ahlaklı liderler yetiştirecek. Herkes bizim gibi olursa bu ülkenin yöneticileri de bizim gibilerden oluşmuş olur. Bu da milletimizi kalkındırıp, muasır medeniyetler hedefimizi ve Turan ülkümüzü gerçekleştirmez mi?

Bırakın çoluk çocuk Türkçü olsun. Bırakın Türkçülük “ayağa” düşsün. Bırakın işin cıvkını çıkarsınlar.

Kıçına başına piercing takıp, Che tişörtü giyip, komünist olacaklarına bırakın Türkçü olsunlar.

Amacımız da bu zaten.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone