Türkiye Cumhuriyeti Yıkılarsa…

Ülke olarak tarihi günler yaşıyoruz. Sağcı-İslamcı taraf idare sistemini değiştirmeye çalışarak “tek adam” hakimiyetine dönmeye çalışırken Solcu-Cumhuriyetçi taraf buna şiddetle karşı çıkıyor.

Bir taraf “Rejim değişmeyecek.” diye ısrar ediyor, diğer taraf ise “Siz rejimi değiştireceksiniz.” diye diretiyor.

Milliyetçi olduğunu iddia eden bir başka taraf ise bölünmüş durumda. Genel merkezi Temmuz ayından itibaren “radikal” bir dönüş yaparak İslamcıların amaçlarına yönelik her türlü desteği sağlamak için çabalarken, genel merkezin tutumunu eleştirenler partiden bir bir istifa ediyor.

Durum kısaca böyle. Peki, Türkiye Cumhuriyeti yıkılırsa ne olur?

Hiç dünyadaki siyasi dengelerden, İslamcıların sebep olacağı felaketlerden falan bahsetmeyeceğim. Az buçuk okumayı sevdiğim tarihten bakıp “Türkiye Cumhuriyeti yıkılırsa ne olur?” sorusuna kendimce cevap vereceğim.

Mensubu olmakla iftihar ettiğimiz milletimiz tarih boyunca 16 imparatorluk (ki daha fazla olduğunu biliyoruz) ve 120’nin üzerinde devlet, beylik, ata-beylik gibi siyasi teşekkül kurmuş bir millettir.

Bunların bazılarını büyük sıkıntılarla, dört bir yan düşman ile sarılıyken kurmuş, bazılarını ise kolayca şahlandırıvermiş, büyük devletler haline getirmiştir.

Devletlerimizin büyük bir kısmını ise yine kendimiz yıktık.

İlk defa kağanına “sultan” ünvanı verilen Gaznelileri yıktık. II. Göktürk Devletini yıktık. Neredeyse 250 sene tüm Asya ve Ortadoğu’da hüküm süren Selçukluları yıktık. Cengiz’in imparatorluğunu, Memlükleri, Timur’u, 624 senelik Osmanlı’yı yıktık. Yıktık kurduk, yıktık kurduk…

Ama asla devletsiz kalmadık. Devletsiz kalmadık ama çok devletsiz gördük. Onların omurgasızlıklarını öyle kötü bir şer bilmişiz ki Korkut Ata bile bir Oğuz beyine dua ederken “Devletsizin şerrinden Tanrı korusun hânım sizi!” demiş.

Günümüzde ise vaktiyle devletsiz olanlar bugün devletimizi ele geçirmiş durumda. Buna imkan kılan ise demokrasi. Platon’un dediği oldu ve ağzı iyi laf yapan demogoglar Türk’e lider seçilir oldu. Bunun sonumuz olacağı ise apaçık bir gerçekti…

Türkiye Cumhuriyeti yıkılacakmış… Yıkılsın. Daha iyisini kuracağımızdan şüphem yok. Daha kötüsü olmadı çünkü.

Kemal Önalır’ın yazısında çok güzel bir bölüm vardı. Bilge Kağan Türk milletini “Acıktığında doymak bilmez, doyduğunda acıkmak bilmez.” olarak nitelemiş. Belki tepemizdeki çatı kafamıza çökünce karnımız guruldar da o vakit acıktığımızı farkederiz ve doymak bilmeyiz.

Tarih boyunca pek güzel şeyler yaptık. Pek çok iyi özelliğimiz var. Bunların içerisinden bariz belirgin olan iki tanesi ise savaşmak ve  devlet kurmak.

Mesela, İngilizlerin kurduğu devlet neredeyse 1000 yıldır ayakta. Bürokraside ve diplomaside iyiler.

Yahudilerin 2500 seneden beri ilk defa bir devleti oldu. Ama 2500 senedir hep ticaret yaptılar. Dolayısıyla Yahudilerin aç kalma korkusu olmamalı. Çünkü para kazanma konusunda yetenekliler.

Benzer şekilde, biz de neredeyse tüm ulusların toplamından fazla devlet kurduk, devlet yıktık, savaş yaptık.

Bu yüzden savaşmaktan ve devletsiz kalmaktan korkmamalıyız.

Türkiye Cumhuriyeti yıkılacağı varsa yıkılsın, rejimin değişeceği varsa değişsin. Beğenmezsek onu da yıkıp yenisini ve daha iyisini kuracağımızdan şüphem yok. Bizim olayımız bu.

(Bunun olmaması için en azından bunlar tarafından olmaması için elimizden gelen mücadeleyi vereceğiz ama olacaksa da ben kendi adıma geleceğe umutsuz bakmıyorum)

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone