Türkiye’nin Eğitimle İmtihanı

KemalOnalir

Hazar’ın batısında cereyan eden Türk tarihinde eğitim konusu her daim değişkenlik göstermiştir. Selçuklular, Osmanlılar ve Cumhuriyet dönemlerinde bu konu daima öncelikli meseleler içinde yer almıştır.

Selçuklu dönemi geçiş dönemidir. Batı Türkeli’nin kurulduğu çağdır. Fakat o dönemin de en önemli meselesi eğitimdir. Bâtıni öğretisine karşı verilen mücadelede kullanılan ve Nizamiye Medreseleri olarak bilinen eğitim kurumları vardır. Bunlar Sünni ekolünü temsil eden, Bâtıni karşıtı eğitim kurumlarıydı.

Önemli şehirlerin sahip olduğu bu medreselerin yanında göçer evli Türkler arasında da eğitim faaliyetleri vardı. Bunlar bilgiyi devretme modelinde eğitim veriyorlardı. Meslek temelli olan bu eğitim, gündelik hayata yönelik pratik bilgiler öğretiyordu.

Osmanlı dönemin kurulan ilk medrese Davud el-Kayserî’nin İznik’de kurduğu medresedir. Daha sonra Osmanlı’nın fethettiği her şehre medrese yapılmaya başlanmıştır. Eski Selçuklu şehirlerinde ise mevcut olanlar kullanılmaya devam etmiştir.

Bu medreselerin müfredatları ortak değildir. Her biri kadrosu ve materyaline göre eğitim vermektedir. İlk dönemlerde hem fenni hem İslamî bilimler okutulurken daha sonraları fenni ilimlere verilen önem azalmıştır.

Osmanlı’da ulema aileleri ekseriyetle Türk’tür.

Atanamayan öğretmen sorunu da bugünün sorunu değildir. Atanamayan medrese çıkışlıların ilk isyanları Kanuni Sultan Süleyman devrinde yaşanmıştır. Binlerce memur adayı bir türlü atama yeri gösterilmeyince eşkıyalara katılmış, Anadolu’da yağmacılık yapmışlardır.

Osmanlı’nın son dönemlerinde ise batılı tarzda okullar denenmiş fakat kişiye bağlı politika hastalığımız yüzünden uzun vadede sonuç alınamamıştır. Bunlardan başka Anadolu’nun birçok yerinde misyoner okulları açılmış ve paralı eğitim vermişlerdir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Gazi Mustafa Kemal’in en çok önem verdiği konu eğitim olmuştur. Tüm okullar devlete bağlanmış, Türk tarihi ve Türkçe eğitimini Türk öğretmenlerin vermesi mecburi hale getirilmiş, zorunlu eğitim dönemi başlamış, herkesin çocuğunun temel eğitimleri alması hedeflenmiş, tüm okulların aynı müfredatı okutması sağlanmıştır. ABD’li ünlü eğitim bilimci John Dewey çağırılıp öneriler alınmıştır. Halen dünyanın birçok yerinde Dewey’in fikirleri ile eğitim verilmektedir.

Hatta Atatürk dönemi Halk Evleri bile çok başarılı eğitim kurumları olmuştur. Atatürk’ün ölümünden sonra bu kurumların içi oyulmuş, kadroları komünistlerle doldurulmuştur.

Cumhuriyetin ilerleyen yıllarındaysa ipin ucu iyice kaçmış, bugünkü haline gelmiştir. 90 küsur yıllık devlet 10 tane pedagog, 10 tane eğitim bilimci, 10 tane filozof yetiştirip kendi Eğitim Felsefesini oluşturamamıştır.

Öğretmenler robotlaşmış, öğrenciler ezberci olmuştur. Bazı çocuklara adını soruduğunuz zaman duraksıyor, şıkları saymanızı bekliyor. 80’li yıllarda liseden mezun olan babam ezbere Abdülhak Hamid şiirleri okuyorken günümüz çocukları bu adamların kitaplarını ezberlemekten öteye gitmiyorlar.

Kitapların ismini ezberletiyoruz fakat içinde yazanları merak etmelerini sağlamıyoruz. Bunun suçlusu bir tane değildir, eğitim makinesinin her dişlisi suçludur. Öğretmenlerimizde bu çarkların en önemlilerindendir.

İşini hakkıyla yapanlara elbette saygı duyuyoruz lakin duymayanların çokça olduğunu da biliyoruz. Sistemin değişmesiyle beraber bu zoraki öğretmenler yok olacaktır. Geriye bu sıfatı hak eden gerçek öğretmenler kalacaktır.

İşte Atatürk’ün yıllar öncesinden seslenip, ‘yeni nesil sizin eseriniz olacaktır’ dediği öğretmenler onlardır. O öğretmenler için zorluklar, imkânsızlıklar, yoksunluklar mazeret değil mücadele edilmesi gereken şeylerdir. Onlar vatan, millet, bayrak kavramları için nesil yetiştirirler, tohumlar saçarlar.

O öğretmenler Türkçü öğretmenlerden başkaları değildir. Maaşı, tatili, mesaisi için öğretmenlik yapanlarla asıl öğretmenler arasında elbette fark olacak, iki grubun yetiştirdiği nesiller arasında mecburen fark olacaktır.

24 Kasım dolayısıyla sadece Türkçü öğretmenlerin, Öğretmenler Gününü kutlar, görevlerinde başarılar dilerim. Şehit öğretmenlerimizin de ruhları şad olsun. Mekânları daima cennet olmuştur. Atamasını bekleyen kardeşlerimin bir an evvel öğrencilerine kavuşmalarını diliyorum.

Bunların yanında bulundukları illerde ve ilçelerde Türkçülük ülküsünü öğretmek için çalışan temsilci arkadaşlarımın da öğretmenler günü kutlu olsun. Öğretmek işi okullara has değildir. Hayatımızın her anında yanımızda olup ahlaklı, dürüst olmayı, töreyi, millete sevgi ve hizmeti bizlere öğreten ailelerimizin, büyüklerimizin öğretmenler günü kutlu olsun.

Türkiye’nin yani Batı Türklüğünün eğitimle imtihanında başarılı olacağımız günleri hep beraber görmek dileğiyle.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone