Türkmeneli’nin T.C. ile İmtihanı

Malum olunduğu üzere Pazartesi günü Kuzey Irak’ta bir Kürt referandumu yapıldı. Bu referandumun Irak Anayasası’na aykırı oluşu bahane edilerek İsrail hariç tüm dünya tarafından Barzani’ye “Yapma!” denildi. Ama o yine de kararından vazgeçmedi ve yapacağını yaptı.

Barzani denilen barzo Özal zamanı devletimizle içli dışlı olmaya başlamış, bir süre MİT lojmanlarında kalmış, kendisine kırmızı pasaport verilmiş, devletin çeşitli imkanları önüne serilmiştir. Amerika gayrimeşru çocuğunu NATO müttefikine yani üvey kardeşi Türkiye’ye bırakmış “Al bunu besle, büyüt, yetiştir.” demiştir.

“Dayı, dayı” diyerek Özal’ın etrafında dolaşan Talabani, Barzani Orta Doğu’nun gelecekte alacağı hâl içerisinde ABD’nin çıkarlarına yönelik yapacakları çalışmaları bekleyerek Türkiye’nin gölgesinde yetişmişlerdir.

ABD ordusu Irak’a girdikten sonra Saddam’ı devirmiş, demokrasiyi getirmiş, demokrasinin başına da Talabani’yi oturtmuş, Kuzey’de de Barzani’nin konumunu güçlendirip gitmiştir. Böylece Irak’ta Kürt senkronizasyonu sağlanmış, Amerika’nın gayrimeşru çocukları iş başına getirilmişti.

Sayın Cumhurbaşkanımız da bu sürece yıllarca “BOP eşbaşkanıyım.” diye bangır bangır bağırarak açıktan destek vermişti.

Peki, Türkmenler ne durumdaydı?

Siyasette sevgi, dost gibi kavramlar yoktur, çıkarlar vardır. Ancak, kardeşler arasında siyaset olmaz karşılıklı samimiyet olur. Bunun en önemli kanıtı ise Türkmenlerin 1946’da uğradığı Gavurbağ Katliamı’ndan 2009 yılındaki Telafer katliamına kadar tam 18 kere katliama uğramış olmalarına rağmen Türkiye hiç sesini çıkarmamış ancak Türkmenler gönül kırıklığı haricinde hiçbir zaman Türkiye aleyhinde konuşmamış, iş yapmamıştır. Her daim Türkiye’yi anavatan olarak görmüşlerdir.

Bu zamana kadar tüm yöneticilerimizin dini inancı “kapitalizm” tanrısı “para” kıblesi “çıkar” olduğu için ve Türkmenlerde bu değerleri besleyecek kaynak olmadığı için her daim Türkmenleri görmezden gelmiş, onların yaşadığı zulümlere sessiz kalmıştır.


Daha bir kaç ay önce Barzani’yi adam yerine koyup devlet başkanı gibi karşılayan hükümetimiz bugün “Eyyy Barzani…” diyerek ahkam kesmekte, içi boş tehditler savurmakta, utanmadan sıkılmadan kandırıldığını ifade etmektedir.

Amerika’nıın Orta Doğu karakoluna dönen ülkemizin muhterem yöneticileri milletimiz istemesine rağmen, töremizin bunu emretmesine rağmen, yasal hakkımız olmasına rağmen, Türkmenlerin bas bas bağırmasına rağmen hala daha askeri müdahalede bulunmamış, boş tehditlerle Barzani’ye adeta göz kırparak kızar gibi davranmayı sürdürmektedir.

Başbakan diyor ki: “Vatandaşlarımız merak etmesin. Savaş yapacak halimiz yok.”

Dış İşleri Bakanı diyor ki: “Bir ülkenin içine askeri olarak gidebilmek için o ülkeden davet gelmesi lazım.”

Akp Genel Başkanı diyor ki: “Bir gece ansızın gelebiliriz.”

Bu milletin aklıyla dalga geçildiği yetmezmiş gibi Türkmen kardeşlerimizin duygularıyla da dalga geçiliyor.

Sayın başbakan, milletin 80 senedir canı çıkıyor “82 Kerkük, 83 Musul” diye. İçeride deli gibi oy potansiyeli olan askeri müdahale fırsatı elinize geçmişken neden halkımızı hayal kırıklığına uğratıyorsunuz? Pardon, Amerika’nın çıkarları sizin oy çıkarlarınızdan bile daha önemli değil mi?

Sayın Dış İşleri Bakanı, Suriye’ye girerken Esad’tan davetiye mi aldınız? İlle de davetiye istiyorsanız Türkmenlerin gözüne uyku girmiyor “Şanlı Türk Ordusu” bugün gelir, yarın gelir diye. Ama tabi Suriye’ye Amerika’nın isteği üzerine girdiniz. Kaç yıllık “kardeşiniz Esad” bir gecede “Esed” oluverdi. Amerika bir kenarda elinde beyzbol sopasıyla dururken “Yankilerin” gayrimeşru çocuklarına mı bomba atacaksınız…

Sayın Akp Genel Başkanı, bir kere olsun dediğinizi yapın. İçi boş tehditlerle “Ver Mehteri!” havalarını artık A Haber bile yemiyor.


Pazartesi akşamı Irak Türkmen Cephesi Lideri Erşat Salihi HaberTürk’e bağlanarak “Biz korkmuyoruz. Bizim arkamızda 300 milyonluk Türk dünyası var. Eğer Türk dünyası bizim arkamızda durmazsa bu fatura onlarındır.” ifadelerini kullandı.

Sayın Salihi, bırakın kardeşlik hukukuna inanmayı artık! Bu çağ için fazla onurlu düşünceleriniz var. Bu zamana kadar Karabağ için asker gönderdiğiniz Azerbaycan size hiç sahip çıktı mı? Anavatan olarak gördüğünüz Türkiye Cumhuriyeti herhangi bir yaranızı sardı mı? Yedi bağımsız Türk devletinden hiç arkanızda durduklarını ifade eden bir açıklama yapıldı mı? Siz tek başınızasınız. Bunu kabullenin ve ona göre adımlarınızı atın.


En başından beri amacımız milletimizin “para, din, namus” gibi  hassas noktaları arasına Türklük hassasiyetini de ekleyebilmekti. Bugün Myanmar’a karşı hassasiyetin tek sebebi “din kardeşlerinin” katledilmesidir. Eğer Türklük hassasiyetini de edindirebilirsek “kan kardeşlerimizin” de katledilmesine tepki gösteren bir halk kitlesi oluşturabiliriz. Hâl böyle olunca “oy” kaygısı güden hükümetler milletin tepkisinden çekinerek Türk’ün burnunun dahi kanamasına izin vermeyecektir. Bu sebeple Türkiye’nin her yerinde teşkilatlarımız Türkmeneli konusunda ellerinden geldiğince milletimizi bilinçlendirmeye, hassasiyet oluşturmaya çalışmaktadır.

İnşallah şu an “Türkmeneli’nin T.C. ile İmtihanı” olan yazımın başlığı ileride “T.C.’nin Türkmeneli ile İmtihanı” halini alır.

Türkmen kardeşlerimizi Tanrı’ya emanet ediyor, onların sesini halkımıza ulaştırmaya çalışan tüm Türkçü kardeşlerime kolaylıklar diliyorum.

Tanrı Türk’ü Korusun ve Yüceltsin!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone