Türk’ün Silahlı Kuvvetleri

2007 Yılından bugüne kadar –açık- şekilde düşmanların hedefine oturtuldu.
Birçok kumpas dava ile yıpratılmaya çalışıldı ve yüzlerce subayı bu kumpas davalarda suçlandı.
Hukukçu kılığına bürünmüş Amerika’nın köpekleri tarafından Kozmik odasına, yani mahremine girilip gizli belgelerine erişildi.
Siyasetçilerin basiretsizliği ve öngörüsüzlüğü yüzünden, bazı önemli noktaları yıllarca teröristlerin elinde kaldı.
Asker kılığına girmiş fetöcüler darbe kalkışması yaptı.

Ne mutlu ki, Türk Silahlı Kuvvetleri tüm bu düşmanlıklardan alnının akıyla çıktı.

Darbe kalkışmasına en büyük engel yine Türk’ün Silahlı Kuvvetleri oldu.
Darbede girişiminden 40 gün sonra Suriye’ye girdi ve yaklaşık iki bin kilometrekarelik alanı teröristlerden temizledi.
Güneydoğu’da teröristlerin açtığı hendeklere teröristleri gömmekte hiç aksamadı.
Bir yandan yurt içindeki pkklı teröristlerle, bir yandan Suriye’de ışid militanları ile çarpıştı.
Şimdi de Afrin’e girdi.
Hem de 72 uçak kaldırıp, bu uçakları havada koordine edebilen dünyanın nadir ordularından birinin olduğunu göstere göstere…

Düne kadar kavgalı olduğumuz NATO’nun; Hollanda ve Almanya‘nın, “Türkiye’nin Afrin Harekatı meşrudur.” demesini Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarına yormak romantiklik değildir.

Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk milletinin her zaman iftiharı oldu, olmaya da devam ediyor.

***

Türk Silahlı Kuvvetleri, Milattan Önce 209’da Tanrıkut Mete’nin çelik iradesiyle kuruldu.
Kür Şad, Çiçi Yabgu, İlteriş Kağan, Çağrı ve Tuğrul Beğler, Alparslan, Fatih, Gazi Osman Paşa ve Mustafa Kemal Paşa gibi sadece Türk ırkının değil dünyanın hayranlıkla baktığı nice kumandanlar yetiştirdi.
Dünyanın en fedakâr, en azimli ve de en yetenekli askerini yetiştirmeye devam ediyor.

Türk’ün silahlı kuvvetlerinin 2000 bin yıldır değişmeyen en mühim gayesi Türklüğün bekasıdır.
Türk için kurulmuş,
Türk’e göre düzenlenmiş,
Türk tarafından yönetilmiştir.

Yeri gelmişken, burada yazının konusunu biraz değiştirip, İslam’ın Ordusu diyenlere söylüyorum:

Evet, uzun zamandan beri, yani Türk için İslam kutsal olduğundan bu yana Türk’ün Ordusu İslam’ın sancaktarlığını layıkıyla yapmış, İslam’ın bugüne kadar gelmesinde en büyük katkıyı sağlamıştır.

Hem de başka Müslüman milletlerin ordularına ihtiyaç kalmadan!

21. Asırda ise durum tamamen değişmiştir.

Artık ülkeler -milletlere- göre ayrılmış, milletler arası ilişkilerde de tek kısas ‘menfaat’ olmuştur.

Tıpkı Amerika istedi diye, Müslüman Suudi Arabistan’ın, Müslüman Katar’a ambargo koyması gibi.
Tıpkı, Filistinli kardeşlerimizin(!) , vaktiyle Türk askerini arkadan vurup, bugün ise Kıbrıs meselesinde Hıristiyan Rumlar ile birlikte saf tutması gibi.
Benzer örnekler ile kitap yazmak mümkündür ancak anlamak isteyen için yeterli.
Kısaca;
Dinin milletlerce baş unsur olduğu, din uğruna ordular kurulup milletlerin birbirine girdiği zamanlar artık geride kalmıştır.
Menfaati gerektiğinde, Müslüman milletler, Müslüman kardeşlerine silah çekmekten, ‘gâvur’ ile iş birliği yapmaktan geri durmamaktadır.

Bu şartlar altında, milleti Müslüman olan herhangi bir ülkenin ordusuna da, Türk Silahlı Kuvvetlerine de “İslam Ordusu” demek boş söylemdir.

Daha önemlisi de, İslamiyet gelmeden yaklaşık 700 yıl önce kurulmuş, İslamiyet’ten sonra olduğu gibi İslamiyet’ten önce de yüzlerce şanlı zaferler kazanmış Türk Silahlı Kuvvetlerine, “İslam’ın Ordusu” demek, İslam’dan önceki şanlı mazisine gölge düşürmektir.

***
Konumuza dönersek;

Bazı milletlerin silinip gittiği dünyada, nice milletlerin başına gelse varlığını silip geçecek düşmanlığa, kahpeliklere ve oyunlara karşı Türk Silahlı Kuvvetleri alnının akıyla çıkmayı bilmiş ve dünyadaki itibarını aynen korumuştur.
Yığınla düşmanı ezmiş, türlü kahpeliklere göğüs germiş ve üstüne oynana nice oyunları da boşa çıkarmıştır.

Ordu millet anlayışı, halen gücünü korumakta ve etkisini gerektiği yerde göstermektedir.

Bunun son örneğini de Afrin Harekatında gördük.
Askerlerimiz sınırda dualarla uğrandı, kurbanlar kesildi.
Yine harekâta katılacak askerlerimiz için Hatay’da yemekler yapıldı.
Tokat’ta askerimize içlikler örüldü.

Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Biz Türkler ordusu olan bir millet değil,milleti olan bir orduyuz.” derken ne kadar da isabetli bir tespit yapmış!

Tanrı Türk’ü, Türk de ordusunu korusun!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone