Üniversite Çılgınlığı!

KemalOnalir

Yüksek eğitim sistemleri ülkeden ülkeye değişim gösteren yapılardır. Genellikle devlet eliyle açılan okullar mevcutken asıl başarılı okullar ise vakıf üniversiteleridir. Bunlardan en meşhurları, Oxford, Cambridge, Yale, MIT ve Harvard’dır. Bunların yanına başka üniversiteler de eklenebilir fakat ilk akla gelenler bunlardır.

Yukarıda isimleri zikredilen okullar dünyanın en iyi üniversiteleri listesinin ilk onu içinde yer alan okullar. Bu listeye Türkiye Ortadoğu Teknik Üniversitesi’yle 85. sıradan girebildi. İlk 200 üniversitenin sıralandığı listede ise sadece 4 Türk üniversitesi yer alıyor.

İzahata Yale Üniversitesinden örneklerle devam edelim. Bu okul merhum Oktay Sinanoğlu’nun ‘En Genç Profesör’ unvanını aldığı yer. Kütüphanesinde en son rakamlara göre 10 milyondan fazla kitap var. Bu rakamı aklınızdan tutun.

Okulun öğrenci sayısı 4-5 bin arasında ve bunların çoğunluğu Yüksek Lisans yani master ve doktora öğrencileri.

Okul, vakıf üniversitesi ve harcamalarını bağışlar ile karşılıyor. Okulun mezunları en büyük bağışçıları. Birçok önemli aile ve şirket okula bağışlar aracılığıyla yatırımlar yapıyorlar. Bu konuda en şanslı okul Harvard ki bunların yıllık bütçesi 32 milyar dolar. Yale ise Harvard’dan sonra ikinci sırada ve yıllık bütçesi 19 milyar dolar. Bu rakamları da aklınızda tutun.

Kütüphanesinde 10 milyon kitabı olan, 19 milyar dolarlık bütçeye sahip bir okulun mezunları kimler diye soracak olursanız. Eski ABD başkanı Bill Clinton, 38. ABD başkanı Gerald Rudolph Ford, son seçimlerin adayı Hillary Clinton, mevcut ABD dışişleri bakanı John Kerry,  Orhan Pamuk’un ağabeyi Şevket Pamuk,  ünlü oyuncu Edvard Norton ve tiyatrocu Haldun Dormen gibi isimlerin bulunduğu dev bir yelpaze ile karşı karşıya kalıyorsunuz.

Dönelim anavatana, en kabarık bütçe 203 milyon dolar ile İstanbul Üniversitesinin. Bakın milyar değil, milyon dolar.

Yale’de 10 milyondan fazla kitap var demiştik. Bakınız sadece 1 tek okulun kütüphanesindeki rakamdan bahsediyoruz. Son rakamlara göre Türkiye’deki bütün kütüphanelerde 17 milyon kitap var. Üniversite, devlet, halka açılmış özel arşivler dâhil tüm kitaplarımızın sayısı bu kadar.

Son olarak öğrenci sayılarına bakalım. İstanbul Üniversitesinde kayıtlı, (ön lisans, lisans ve lisansüstü programlarda) 107 bin öğrenci var. Bir tarafta 4-5 bin arası diğer tarafta ise 107 bin öğrenciden bahsediyoruz.

Gelelim sonuca.

Tüm bu rakamlar ortadayken bizim zenginlerimiz çılgınlar gibi vakıf kuruyor, o vakıfların bir de üniversitelerini açıyorlar. Çok marifetmiş gibi bunlarla övünüyorlar.

3-5 akademisyenden bozma daimi öğretim elemanı, bunların yanına devlet üniversitelerinden getirdikleri birkaç tane misafir öğretim görevlisiyle eğitim vermeye çalışıyorlar. Kütüphanelerinin ve bütçelerinin istatistiklerine ulaşamadım fakat ziyaret ettiklerimin bütçelerinin değil ama kütüphanelerinin yeterli olmadığını test etmiş oldum.

Bunca zengin iş adamları veya siyasetçiler sırf kendi hesaplarına bu kadar okullar açarak, kıt bütçelerini pay edeceklerine ortaklaştırıp çoğaltsa daha iyi olmaz mıydı?

Elbette ki olurdu fakat hesaplar başka olunca olmuyor işte. Türkiye’de özel okul demenin manası işte bu mantık yüzünden kayıyor, kolay sınıf geçmenin yolu özel okula kayıt yaptırmaktan geçer oluyor.

Doğru dürüst eğitimden, disiplinden hatta ahlaktan yoksun kurumlar, üniversite sıfatıyla karşımıza çıkmış oluyor. Devlet okullarında mezun olanlar bile tekrar dönüp okullarının iki ihtiyacını karşılayamıyor, karşılamıyor.

Türkiye’de sadece İstanbul’da 40, Ankara’da 14, İzmir, Konya, Mersin, Gaziantep ve Kayseri’de ikişer vakıf üniversitesi mevcut. FETÖ ayağına bunların bir kısmı kapatılmış olsa bile bu rakamların tek söylediği şey memlekette üniversite çılgınlığının olduğudur.

Türkiye’nin ihtiyacı olan ‘her şehre üniversite’ açılması veya her zenginin üniversite açarak kendini tatmin etmesi değildir. Türkiye’nin ihtiyacı üniversitelerin eğitim kalitesinin artması, öğrenci miktarlarının düşürülmesi, yerleşkelerin eğitime uygun hale getirilmesi ve kütüphanelerin zenginleştirilmesidir.

Bunları gördüğümüz günlerin gelmesi dileğiyle.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone