“Üniversitelerde Terörist İstemiyoruz!”

yusufhanguzelsoy

Ne yazık ki üzücü birtakım hadiseler yaşamadıkça insanların aklı başına gelmiyor. Sapığa tepki gösterilmesi için kundaktaki bebeğin ırzına geçilmesi, uyuşturucu satıcısına tepki gösterilmesi için genç bir insanın hayatının kararması, teröriste tepki gösterilmesi için de evden ya da mahalleden şehit çıkması bekleniyor. Tavuğuna kışt denmedikçe kimse elini taşın altına koymuyor. Kışt dendiğinde de herkes elini taşın altına koymuş gibi yapıyor. Bir müddet sonra o da yok… O “bir müddet” de giderek kısalmakta ve neredeyse tamamen bitme noktasına gelmektedir.

Bir-iki yıl önceye kadar Ötüken Dergisi’nin bulunduğu tüm illerde temsilciliklerimiz tarafından “Uyuşturucuya, sapığa, tecavüzcüye, teröriste idam!” kampanyası düzenlendi. Birçok ilde imza toplandı. Kimi illerde verimli sonuç alınırken, kimi illerde “Bu demokrasiye uygun mu?” diye tepki bile geldi. Demokrasinin zaten bütün zararlı unsurları koruyup kollayan bir sistem haline getirildiğini biliyoruz. Bunlardan başka dergimizin bir sayısı aynen bu sloganla çıktı. Özgecan vahşice katledilince dergimizin bu sayısına ait bir resim simge haline geldi, farklı teşkilatlar da bizim sloganımızı kullanarak imza topladı.

Türkçüler bir şeylerin değişmesi, yaraların iyileşmesi için Türk evlatlarının zarar görmesini beklemez. Bulunduğu her alanda gözlem yapar ve maddi-manevi tüm sıkıntıları tespit etmek için çabalar. Üniversiteler de Genç Atsızların gözlem sahalarından biri olmuştur. Yetkililer üniversitelerdeki teröristler konusunda uyarılmış, her defasında gerek üniversite yetkilileri gerek devlet hizmetinde bulunanlar tarafından “Etnik ayrımcılık yapmayın. Herkes terörist değildir.” tepkisiyle karşılaşılmıştır.

Tıpkı toplum gibi hükümet de tavuğuna kışt denmedikçe terör örgütlerinin üzerine yürümüyor. Cemaatin “FETÖ” olarak adlandırılması gerektiğini kabul edene kadar çok canlar yandı, çok adaletsizlikler döndü ve devlet yıllar kaybetti. Belki Osmanlı bile Timur’dan sonra batıya doğru yayılma politikasında bu kadar gecikmemişti. Ne zaman ki hükümetin tavuğuna kışt dendi, o zaman işler değişmeye başladı. Aynı şey PKK için de geçerlidir. Son 1 yılda 800’den fazla şehit verdik ve AKP’li parti başkanları öldürülünceye kadar hükümetten olması gereken seviyede bir tepki gelmedi. Hatta o zamana kadar PKK da dahil olmak üzere çeşitli terör örgütlerine mensup hainlerin serbest bırakılmasına göz yumuldu.

Yakın zamanda Cumhurbaşkanının “Teröristlerin üniversite öğrencilerini baskı altına aldığını öğrendim.” şeklinde bir ifade kullandığı söylendi. Muğla’da Türk gençleri PKK tarafından şehit edildiğinde, birçok genç de bu köpekler yüzünden hapis yatmak zorunda kaldığında, Ege’de Fırat Çakıroğlu’nun şehit edildiği süreç tıkır tıkır işlediğinde, aynı üniversite akademisyenlerine kadar teröristle dolup taştığında Cumhurbaşkanı nerede idi? Acaba o sıralarda Papua Yeni Gine’de mi idarecilik yapıyordu?

Dünya üzerinde bizim gibi kaç tane kendi aleyhinde terörist yetiştirsin diye üniversite açan ülke vardır, bunu gerçekten çok merak ediyorum. Ülkedeki üniversiteler yetmiyor, Kırgızistan’da Manas üniversitesi bile terörist kaynıyor. Hizbullahçı da var, PKK’lı da var, Barzanici de var… Üstelik bunların hepsi Kırgızistan’da birlikte hareket ediyor. Buraya giden öğrenci ve güya ülkemiz lehine yatırım yapması istenen bazı işadamı kılıklı hainler yerli Kürtlerle birleşip Türkiye Cumhuriyeti aleyhine çalışıyor. “Türkiye’de 60 milyon Kürt var.”, “Türkiye İsrail ise biz Filistin’iz.”, “Sen Kürdistan’ı ve onun başkenti Amed’i biliyor musun?” gibi çeşitli propagandalar yapan Kürtler, bir de işadamlarından Kürtçe öğrenmeleri karşılığında 50-100 dolar arasında burs alıyor ve ucuzundan kiralık evlerde kalıyor. Dahası, bu propagandaları yapanlar normal zamanda Kürtçülük yaparken, karıştıkları bir kavga yahut tecavüz vakasından sonra Türk olduklarını ve kendilerine dokunulamayacağını iddia ediyor. Neyse ki soydaşlarımız bu sinsilik karşısında uyanmaya başlamıştır. Ayrıca bu itlerin Kırgızistan’da “Kürt federasyonu” dedikleri bir yapılanması vardı ve zamanında Talas bölgesinde kampları mevcuttu.

Dünya üzerinde üniversitelerde devlet aleyhine maddi ve manevi çaba harcayıp terörist yetiştirmenin mantığını yıllardır hümanizmle, demokrasiyle açıklamaya çalışanların öne sürdükleri tezler çoktan çürüdü. PKK yanlısı olduğu için değil hümanist olduğu için bu köpeklerin olmayan hakkını savunduklarını iddia edenler, bir kere bile meydana inip hainler tarafından mağdur edilmiş bir Türk’ün hakkını aramamıştır. Hümanizm kavramını kullanarak Türk düşmanlığı yapan kim varsa o esas faşisttir. Devletin teröristlere müdahale etmesini ne kadar istiyorsak, bu tarz alçaklıkları yapan sözde aydınlara da o denli müdahale etmesini istiyoruz. Terörün maddi ve manevi bütün kaynakları kökünden kesilip atılmadıkça bu kanser kendini tekrar eder.

Çakıroğlu’nu şehit eden Nurullah Semo bir ders oldu mu peki?

Başka memlekette olsa sülalesini yakarlar. Bizde o itin amca oğlu Seyithan Semo elini kolunu sallaya sallaya gezdi. HDP Bornova İlçe örgütünde Gençlik Kolları Başkanı idi. “Meslektaşı” CHP’li Ömer Yener’le birlikte basın açıklaması bile yaptı. Ege’de birtakım akademisyenlerin aşka gelip sarıldığı, desteklediği bu köpek de hala faaliyetlerine devam ediyor. Facebook’ta bir paylaşımında Özel Harekatçımızın “Kurdun dişine kan değdi.” yazısını yazdığı sırada çekilmiş bir resmi paylaşmış ve kendi “Biri şu Türk’e Türkçe konuşma ve yazmayı öğretsin.” diye yazarken aynı soyadını taşıyan bir diğer maymun da “tırk” diyerek güya Türkleri küçümsemiştir. Hesap soran? Yok. Hesap sorulmasını isteyenler ise öcüdür. Böyle bu devran…

Unutmadan “Milliyetçi öğrencilerin elinde satır vardı!” diyen müptezellere de cevap vereyim.

O üniversitede terörist var terörist! Mahallenizden bir terörist geçse 1 ay sokağa çıkmazsınız. Sözde barış süreci var, polise talimat yok, askere talimat yok, teröristin teröristliği “Etnik ayrımcılık yapmayın.” bahanesiyle gizleniyor. Eee? Ne yapsın bu öğrenciler? Teröriste sizin gibi yalakalık mı yapsın? Elinde papatyayla mı gezsin? Canlı bomba tarafından patlatılmayı mı beklesin? Kiminizin beyni, kiminizin şerefi yok. Sizinle işimiz var.

Her konuda Türkçülerin dediğine geldiniz. Biraz samimi olsanız bizim yöntemlerimizi uygular, en azından yöntem farkı olsa bile bizim istediğimiz sonuçları alırdınız. Ancak “samimiyet” çok önemli ve bu ülkede çok zor bulunuyor.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone