Üstünlük Türklüktedir!

BerkantParlak

Türklüğün üstünlüğünden her ne zaman söz etsek duydukları kalıpları aktarmaktan başka hiçbir düşünceye sahip olmayan bazı kimseler ağız birliği yapmışçasına aynı tümceleri sarf ediyor.

Sanki biz Türk, o da Türk düşmanı bir millettenmiş gibi onun ve bizim kendi milletimizi övmemize dayanamayan akılsız yığın hemen itiraza kalkıyor!

Hâşâ! Ne üstünlüğü!

Bu tür insanlarla sık sık karşılaşabileceğinizden ifadelerimizden ne demek istediğimiz gayet iyi anlaşılabilmektedir.

Bu yazımızda düşünmeyen, yalnızca duyduklarını papağan gibi tekrarlayan kitlenin en çok ortaya koyduğu dayanak noktasını ele alacağız.

Kendilerine İslâm’ı dayanak yapan ve milletin en savunmasız noktası olan bu dayanak noktasıyla Türk milliyetçiliğini baltalamak isteyenlerin bir kısmı bunu bilerek bir kısmı bilmeden yapıyor.

Bilmeyenler zaten düşünmeyen ezberciler…

İçinde çok az bir bölümü var ki bunlar şeytanlar!

Hani şeytan da bilgin bir varlıktı ya! Onun gibi!

Onların amacı eldeki verileri çarpıtarak kendi amacına yönelik çıkarımlarda bulunmak.

Sözü uzatmadan onların yaygın iddialarına gelip yanıtımızı vereceğiz.

 “Ama Allah ‘Üstünlük takvadadır.’ diyor.”

İşte karşınıza çıkabilecek en yaygın yaklaşım.

Sorsanız Tanrı’nın bunu nerede söylediğini bile ifade edemeyecek bir kesim.

Bu ifadenin çıkış noktasına yakın içerik Kuran’ın 49. bölümünün 13. tümcesinde geçmektedir.

Burada deniliyor ki: “Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye sizi milletlere, boylara ayırdık. Hiç kuşkusuz Allah katında en seçkininiz sakınılması gereken şeylerden en çok sakınanınızdır. Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır.”

“Sakınılması gereken şeylerden en çok sakınanınız.” bölümünü “Takvada üstün olanınız.” biçiminde çevirenler de var.

Ve diyor ki: “Üstünlük Türklükte değil, takvada.”

Ve anlatmaya çalışıyoruz güzel güzel…

Peki, özgün durumunda “inde Allâhi” biçiminde olan ve “Allah katında” anlamına gelen bölümü ne yapacağız?

Özetle: Takva veya bir başka Kuran ölçüsü, içerisinde ‘Allah katında, Allah’a göre, Allah için’ gibi ifadeler barındırıyorsa bu sana ait bir ölçü değildir. Hatta senin bu ölçüyle yaklaşman bile -belki de- sakıncalı olabilir.

Ayrıca ifadede üstünlük biçiminde çevrilen “kerim” sıfatının “üstün” gibi bir anlama gelebileceğine rast gelmedim. “Cömert, yüce gönüllü” gibi anlamlara gelen sözcüğü ayrıntılı bir biçimde araştırmadığımız içi bağlayıcı konuşmak istemeyiz.

Nitekim Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk bir konuşmasında konuyla ilgili şunu söylüyordu: “Takva insanlar arasında hiçbir değer ölçüsü olamaz. Kuran bunu yıkmıştır. Takva Allah ile insan arasında değer ölçüsüdür.”

Evet, yaklaşım bu düşünceyle yapılmalı.

Paralel Yapı devlet içinde yapılırken bir kesim buna nasıl göz yumdu?

“Aman Allah diyor, namaz kılıyor. Bunlardan zarar gelmez. Olsun devlette olsunlar.”

Gördün mü zararın gelip gelmediğini!

Sana ne onun namazından!

Sana göre bu mudur ölçü?

Senin için mi kılıyor da sen buna göre hüküm veriyorsun?

Onun namazında samimî olup olmadığını sen değil Tanrı bilir.

Ki Tanrı birtakım namaz kılanlara lânet bile ediyor. (bk. Maun suresi)

Şimdi ben kalkacağım kızlarını diri diri gömen bir toplumla kızlarını baş tacı ve hatta yönetici yapan Türkleri eşit tutacağım öyle mi?

Hadi oradan!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone