Uzay Çağı Köle Pazarları

İzdivaç programları, yıllardır garip bir şekilde yayından kaldırılmayıp aksine arkalandığı için çöpçatan içeriğinden yeni nesil köle-cariye pazarına evrimleşti. Son programlardan birinde birkaç kız köle gibi yan yana dizildi ve kendini talip olduğu adama bir ürün gibi sergiledi. Hepsinin üstünde aynı kıyafet vardı. Kimse programın içeriğini yadırgamadı. Hiçbir şekilde ahlaklı ve şerefli bir yayın olmamasına rağmen, sokakta yürüyen hamile kadını “Tahrik ediyorsun.” diyerek tekmeleyen uğursuzlardan tepki gelmedi. Esasında tepki gelmemesi de şaşırtıcı olmadı; bu tarz uğursuzlar hamile kadından, anasının dizinden tahrik olduğu için, bu tarz sapık yayınları namussuzluk ve şerefsizlik olarak görmedi. Hepsinin derdi namus ve şeref değil, sapıklıklarının sokaklarda aşikar olmaması, evlerin odalarında gizli kalmasıdır.

İzdivaç programları kültürümüze, milli geleneklerimize zarar değil midir? Siyasal İslamcılar siyasi iradeyi Atatürk dönemini kötüleme için kullanmak yerine, güya şikayet ettiği dini sorunları daha da büyüten bu tarz saldırılara karşı kullansa nasıl olur?

Daha bitmedi…

Kur’an kursu ya da kız yurdunda yangın çıkıyor; hayatını kaybeden çocukların aileleri razı geliyor! Vakıflarda çocuklar taciz ediliyor; aileler şikayet olmuyor ve şikayetçi olan da şikayetinden vazgeçiyor! Bunun adına da Allah’a bağlılık veya tevekkül etme deniyor…

Tarih okusak, belki tarihten ders alırız, diyeceğim.

Ötüken’de Andican isyanını, Dükçü Eşan vakasını yazmıştım. 19. yy’ın sonlarına doğru, milletin ululadığı ve yüce bir kişi saydığı Dükçü Eşan, kendisinin de nasıl olduğunu anlamadığı bir şekilde, Çarlık’a karşı bir isyanın başına geçmişti. Ansızın çıkan isyan bastırıldı ve Ruslar Özbekistan’da Yahudi ve Hintliler ile birlikte olarak Türkleri baskı altına almaya başladı. İsyanın bedeli çok ağır ödendi. Dükçü Eşan’ı milletin gözünde değerli hale getiren olay şu idi: Eşan (Derviş), ilkokul çağındaki çocukların gittiği mektebin hemen yanında bir cami yaptırmak istemiş, yaptırdığı caminin minaresi sağlam inşa edilmediği için tam mektebin üzerine doğru eğilmiş ve yıkılmamıştı. Millet bunu bizim Dükçü’nün kerameti sanmış, cami ibadete açılmıştı. Kısa süre sonra minare mektebin üzerine çökmüş, masum çocuklar hayatını kaybetmişti. İnsanlar o zaman da bunu mucizevi durum saymış, bedelini katliama uğrayarak ödemişti.

Şunu unutmamak gerekiyor: Din üzerinden kula kulluk etmeye alıştırılan bir toplum, vatanını işgale gelen başka dinlere mensup işgalcilere de kulluk etmekten çekinmiyor. Tarihte bunun örnekleri çoktur ve hala yaşanmaktadır.

Uzay çağındayız madem… Kapatın şu modern köle-cariye pazarlarını… Modern putperestlere karşı savaş açın.

İcraat yoksa söz sadece hamasettir.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone