Vatan Sağ Olsun Başımız Sağ Olmasın

Artık rutin hale gelen ve ne yalan söyleyeyim alıştığımız terör saldırılarına bir yenisi eklendi. Kayseri’de 1. Komando Tugayına bağlı askerlerin kullanması için belediye tarafından tahsis edilen halk otobüsüne bomba yüklü araçla saldırdılar. Birçok Türk Komandosu –TSK Personeli değil. TÜRK KOMANDOSU- şehit oldu. Birçoğu yaralandı. Rakamlar önemli mi? 1 veya 1000 fark eder mi?

Sonra açıklamalar arka arkaya geldi. Sanırım bu metinler tek bir merkezde yazılıp sırasıyla tüm parti merkezlerine gönderiliyorlar. Bunun başka bir açıklaması olamaz. Hükümeti, muhalefeti hatta terörist partisi bile birkaç cümle farkla aynı açıklamayı yapıyorlar.

Neymiş efendim, Türkiye büyüyormuş da o yüzden saldırıyorlarmış. ‘Birader ekonomi haberlerini izlemiyor musunuz?’ diye soran yok. ‘Bu mu büyüyen Türkiye?’ demiyorlar.

Komşuda olanlar bizi etkiliyormuş. ‘Kardeş siz bütçenin neredeyse yarısını orduya harcıyorsunuz. Sınırdan, giren çıkandan haberiniz yok mu?’ diye soran da yok. Batılı devletler terör örgütlerine destek veriyorlarmış. ‘Madem elimizde böyle bir bilgi var neden yaptırım uygulamıyoruz?’ diye sıkıysa sor bakalım.

Biz hepimiz kardeşmişiz, birliğimizi, dirliğimizi kıskanıyorlarmış, bozmak istiyorlarmış. ‘Doğru dedin, biz kardeşiz ama babamı öldürmek için gözümün önünde bomba yapan adamı görsem gırtlağını sıkarım, bu kardeşlerimiz neden böyle bir şey yapmıyor? diye soruyoruz sallayan yok. İç savaş çıkarmak, bizi bize kırdırmak istiyorlarmış. ‘Valla öyle olabilir ama olaylarla hiç alakası olmayan Alevilere sataşan senin seçmen kitlen. Çerkez, Arap, Rum, Ermeni gibi bu işlerle bağlantısı olanlar dururken sadece Alevileri gözünüze kestiriyorsunuz. Bunun alamet-i farikası nedir? diye kurcalayan yok.

Normal yaşantınıza devam edin, biz teröre geçit vermeyeceğiz, alayı gelsin diyorlar. ‘Haftada bir bomba patlıyor, her gün şehit haberi var. Allah’tan geçit vermiyorsunuz. Yoksa halimiz ne olurdu? Birinizin anası ölüyor bir yıl yas ilan ediyorsunuz. Biz nasıl normal yaşantımıza devam edelim? Siz saçınızı tarıyorsunuz diye biz de mi tarayalım?’ diyecek cesareti gösterebilen seçmen yok.

Yani özetle neresini tutsanız orası elinizde kalıyor. Bizim ‘devlet büyüğü’ dediğimiz adamlar da aynı şeyleri tekerleme gibi sayıklayıp duruyor. Değişen bir şey var mı? Elbette ki yok. Giden yine Osman Emminin, Hatice Teyzenin kuzuları. Türk milletinin evlatları. Onlar da ‘Vatan sağ olsun’ diyor. O zaman siyasiler için sorun kalmıyor. Yarısının oğlu çürük, geri kalanlar da bir zamandan erkeklerdi. ‘Bedelini’ ödeyip bu özelliklerinden vazgeçtiler.

Bunlar bildiğimiz ve yine ne yalan söyleyeyim alıştığımız şeyler. Şimdi çözümü yazacağım, onlar da bildiğimiz ve ne yalan söyleyeyim alıştığımız şeyler. Fark etmediğimiz tek şey kaldı o da kravatlı insanların bu işleri çözemeyeceği gerçeği.

Bu kravatlı zevatı sinek ilacı tüccarı olarak görebilirsiniz. Bataklık kurursa bunlar taş yer. O yüzdendir ki sineklerin varlığını kendi çıkarları için görmezden gelirler. İşte bunları kravatından asıp bataklığa saldırmak lazım ama kiminle? Ara ki bulasın.

Şimdi ne yazsam tekrardan başka bir şey olmayacak. Hep söyledik, söylüyoruz, söyleyeceğiz. Tepki vermenizi bekleyeceğiz. Şehitlerin teşkilatımızın veya herhangi bir teşkilatın şehidi olmadığını, milletin, yani sizin şehidiniz olduğu gerçeğini anlamanızı bekleyeceğiz.

Terörün size veya evlatlarınıza ulaşamayacak mesafede olmadığını idrak etmenizi umacağız. Türkiye’nin güvenli bir şehrinde, az olaylı bir okulunda öğrenci olan çocuğunuzu sabah haberlerini izledikten sonra telaşla arayacağınız günü bekleyeceğiz. Güvenli bir şehirde doktor olan kızınıza 10 dakika ulaşamayınca terlemeye başlayacağınız günleri bekleyeceğiz.

Bunlar güzel dilekler değil. Değil çünkü 20 yaşında çocukların, aslanlar gibi terörle mücadele ettikten sonra 1 haftalık dinlenme için geldikleri şehirde kahpece şehit edilmesi de güzel değil. İyi olup olmadığımızı soranlara, ‘Nasıl iyi olayım, aslan gibi Türk çocukları siyaset uğruna şehit oluyor’ diyemiyor olmak güzel bir şey değil.

Değil çünkü ateşin düştüğü yeri yaktığı bir ülke, bir millet haline gelmiş olmak güzel bir şey değil. Şehitliğin bedelinin 15 bin lira, şehitliği beklemenin bedelinin 75 lira olduğu bir ülke güzel değil. Koca Asya’yı tek kuruşuna göz dikilmeden geçirten devletlerin sahibiyken, 100 km uzaktaki çocuğunu düşünmekten gece uyuyamayan anaların, babaların olması güzel bir şey değil.

Evet, artık güzel dileklerim yok. Çünkü; siz yarın sabah hayatınıza kaldığınız yerden devam edecekken, şehit anaları oğlunun artık bu dünyada olmadığını uyandığı an anlayacak ve bunu her gün yaşayacak. Yani her sabah güne başlamayıp, tekrar, yeniden, bir daha ve her seferinde bir öncekinden daha acılı bir şekilde ölecek.

Ve bütün bunlar sizin saldırı haberini duyduktan sonra; ‘Nasıl engellenemez’ diye kızmayacak, kinlenmeyecek olmanızdan. ‘Nerede patlamış? Kaç şehit var?’ diye soruyor olmanızdan dolayı olacak.

Vatan sağ olsun ama başımız sağ olmasın. Bunca acıya rağmen hiçbir şeyi anlamayan başlar sağ olmasın. İşte o kadar!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone