Vatansızlara Vatandaşlık!

Neredeyse 5 senedir vatanımızın çeşitli yerlerine oturan, milli kaynaklarımızı sömüren, ahlak yapımızı bozan, ekonomimizi yaralayan vatansızlar ülke gündemi yeterince meşgul değilmiş gibi bir mesele daha çıkardılar. Bunların ‘vatandaşlığı’ meselesi yeni gündem konusu oldu.

Neymiş, referandumdan önce 1,5 milyon Suriyeliye vatandaşlık verilecekmiş, bunlar evet oyu verecek, referandumun sonucunu değiştirecekmiş. Efendilerin tek itirazı ettiği mesele bu.

Mesele bu kadar basit mi?

Değil.

Bunlar neden bu kadar basite indirgiyor?

Koltuk meselesi.

Bu kadar basit mi?

Evet.

Şimdi tekrar ciddi olayım. Tarihimizde sığınanlara sahip çıkmışlığımız çoktur. Hatta töremizde sığınanı kendisi gitmek istemediği sürece misafir etmek vardır. Yıldırım Bayezid bu uğurda tahtını, sultanlığını verdi. Macar Mültecileri sebebiyle bir kısım Avrupa devletlerini karşımıza aldık. Troçki’yi besledik, bazı Çeçen liderleri halen İstanbul’da yaşıyor. Bunlar mesele değil. Burada konu, misafirin düzgün durması, misafirliğini bilmesidir.

Bu vatansızlar bu konudan bihaberler. Yazın sahillerde, kışın kafelerde, baharda parklarda geziyorlar. Ahlaksızlık yapıyorlar, adam yaralıyor, gasp ediyor, tecavüze yelteniyorlar hatta öldürüyorlar. Bir vesile ile boğulmadan Yunan adasına zıplayabilenler ilk önce Türkiye’ye sövüyor. Üniversitelerde bizim evlatlarımızdan daha avantajlı bir durumdalar. Dükkân açıp, vergi vermiyor, kaçakçılık yapıp yasalarımızı çiğniyorlar. Bu konuları uzun uzadıya, örnekleriyle ‘Vatansızlar’ başlıklı bir yazıda ifade etmiştim.

Gelelim gündemi işgal eden mevzuya ama öncelikle değinmemiz gereken bir mesele var. Bu vatandaşlık meselesini en çok diline dolayan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Kendisi ne diyor; ‘Bunların içinde doktor, mühendis, avukat olan var. Biz almayalım da Almanya, Kanada, Amerika mı alsın?’

Alsın.

Suriye iç savaştan önce evrensel bilime en çok katkı yapan ülkeydi. Cumhurbaşkanının sözlerinden bu anlaşılıyor. Dünyanın ilk yüz naklini, laboratuvar ortamında organ üretimini Suriyeli doktorlar yaptı. Suriye’nin Mars’ın yüzeyinden veri toplayıp, bununla da kalmayarak dünyaya geri gelecek teknolojide cihazları var. Nükleer ve Atom teknolojisi Suriyeli mühendislerden soruluyor. Evrensel hukuku baştan yazdıran Suriyeli hukukçular mevcut. Ben uydurmuyorum. Hakikatten böyle. Koskoca Cumhurbaşkanı yalan mı söyleyecek?

Haydi, bunu böyle kabul edelim. Bu Suriyelilerin vaktiyle Irak’tan gelip, Türkiye’ye sığınan, daha sonra bizim vatandaşlık verdiğimiz Kürtlerle aynı şey olmayacaklarının garantisini kim veriyor? İlerleyen yıllarda, Suriyeli değnekçiler, Suriyeli pezevenkler, Suriyeli mafya babaları, Suriyeli organ mafyaları, Suriyeli uyuşturucu tacirleri ile mücadele edilmeyeceğinin teminatını kim veriyor? Anayasa değişikliğiyle beraber Cumhurbaşkanı olacak kişinin, doğuştan Türk olması zorunluluğu ortadan kalkıyor. En azından böyle bir ihtimal var. Türk milletini bu vatansızlardan birinin yönetme ihtimali doğuyor. Bu durumun gerçekleşmeyeceğinin garantisini kim verebilir?

Bu güne gelelim. Türkiye’nin birçok şehrinde ev alıp, kiralayıp yerleşen vatansızlar var. Bunların evlerinde 1 defa dahi olsa arama yapıldı mı? Hangisinin evinde ne var ne yok biliniyor mu? Eğer komplo teorileri gerçekse ve bölgesel bir kaos ortamı yaratılacağı zaman Türkiye içindeki tetikçiler bu vatansız sürüsüyse, hangisinin evinde hangi silah, bomba veya başka savaş aletleri vardır biliniyor mu?

Oyu, sandığı geçin beyler. Bu vatansızların asıl tehlikesi budur. 3-5 oyun hesabını bırakıp biraz daha ‘milli’ düşünün. Millet varsa koltuk var. Millet yoksa ne devlet, ne ülke, ne vatan, ne rejim, ne cumhuriyet, ne Atatürk, ne Türklük, ne de koltuk var.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone