Vaziyet-i Ahval- Berkant Parlak

berkant

Kobani’ye selâm gönderenler,
Şam rejimini değiştirmek isteyenler
Akçakale’nin birkaç kilometre
ötesindeki Tel Abyad’a
müdahale edemediler. Irak’ın kuzeyinde
istedikleri düzeni kuranlar, şimdi
de plânın Suriye ayağını adım adım işletmektedir.
Yaşananlara rağmen bölgenin
asıl gücü Türkiye, ne yazık ki
plânı bozmak bir kenara, bu şer plânının
işlemesi için uğraş içerisindedir.
Kuzey Suriye’de yaşananlar
bugün dananın kuyruğunun koptuğu
ana geldi. Bölgede Kürdistan kurmak
isteyenler yap-bozun parçalarını bir bir
yerleştirirken, Osmanlı’nın torunları izlemekle
yetiniyor! Türkiye’nin bölgedeki
karizması, Süleyman Şah
Türbesi’ni kaçırmayla son noktaya
düştü. Yıllardan beri bölgede etkin
güç olmayı beceremeyen Türkiye, sınırlarının
kevgire dönmesiyle de
üçüncü dünya ülkesi durumuna düşmüştür.
Süleyman Şah’ın torunlarının
devlet yönetimi, kısa vadede IŞİD’e ve
uzun vadede ise PKK/PYD denen çapulcu
sürüsüne boyun eğmektedir. Bu
hazin durum Türk milletini karanlık bir
döneme, telâfisi zor olan süreçlere
sokmaktadır. Tahtı ve tacı uğruna koskoca
bir milleti, felâkete sürüklemekten
kaçınmayanlar; terör
örgütlerinden ve aşiret öncülerinden
medet ummaya çalışır hâle gelmiştir!
Çözüm süreci adı altında yürütülen
siyasi faaliyetlerine yanı sıra askerî
olarak çatışmasız bir döneme girilmesi
en çok PKK’nın işine gelmiştir. PKK,militanlarını Suriye’ye çekerek,
yapbozun oradaki parçalarını tamamlamakla
meşguldür. Yine Barzani,
kafasına koyduğu –bağımsızlık- hayâlini
bir süreliğine rafa kaldırmış, Kuzey
Suriye’nin Kürtleştirilmesi hedefine çalışmaktadır.
Dağda domuz gibi yaşayan
ve şehir savaşı ile alan savunması
konusundan bîhaber çakallarını Suriye’ye
çeken PKK, onları orada hem
eğitmekte hem de Suriye’deki hedefleri
uğruna savaştırmaktadır. Sözde
“barış süreci” hikâyesiyle Türkiye’nin
de herhangi bir saldırısına maruz kalmayan
PKK hiç şüphe yoktur ki, Suriye’deki
işlevini yerine getirdikten
sonra geri dönecektir.
Suriye’den geri dönen PKK, hem
farklı savaş taktikleri konusunda daha
eğitimli, hem de manevi anlamda güç
sâhibi olacaktır. Ayn El Arap (Kobani)
ve Tel Abyad’da âdetâ zafer kazanan
PKK/PYD bölgedeki hâkimiyetini iyice
artırmaktadır. Amerika, IŞİD’in özellikle
Kuzey Suriye’deki yerleşkelerini
vurmakta Suriye’nin iç bölgelerindeki
yerleşkelerine dokunmamaktadır.
Kuzey Suriye’deki koridor böylece
PKK/PYD güçlerine
bırakılmaktadır.
Plân basit: IŞİD
işgal ediyor, Amerika
vuruyor, Kürtler
yerleşiyor.
Irak’tan sonra
sözde çapulcu
devletin Suriye
ayağı da inşa ediliyor.
Türkiye ne
idüğü belirsiz 2
milyonu aşkın Suriyelinin, iddiaya göre
2 bin IŞİD militanının ve en bilineniyle
çok sayıda PKK militanının yuvası hâline
gelmiştir. Türkiye’yi önümüzdeki
günlerde neyin bekleyeceği soru işaretidir.
Koalisyon gündemleriyle oyalanan
ülke adım adım terör örgütlerinin
cirit attığı, güvenlik sorunun yaşandığı
bir sürece doğru ilerliyor.
Türkiye her konuda kendi ayağına
sıkmakta önde giden bir ülke…
Türkiye, geçtiğimiz aylarda hangi ilaçları
fazlaca aldığı için öldüğü meçhul
Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdulaziz
el-Suud için bir günlük ‘sözde
millî’ yas ilân ediyor; Arabistan ise İslâmcı
Kürt grupları destekleyerek bölgede
terörün başını çekiyor. Son
yayınlanan Wikileaks belgelerinde yer
alan iddialara göre Suudi Arabistan İslâmcı
Kürt teröristlerini destekliyor.
Her bulduğu kucağa oturmaya meraklı
bu teröristler Arabistan’dan 2 milyon
riyal destek istedikleri de iddialar
arasında.
Seçim boyunca HDP’ye oy kazandırmak
ve seçimden sonra da
HDP’nin de içinde bulunacağı bir hükümet
kurabilmek için Bahçeli’ye yalvaran
CHP’nin Genel Başkanı Kemal
Kılıçdaroğlu’nun ‘vatan sevdalısı’ dediği
PYD militanları geçtiğimiz günlerde
Türkiye’de terör eylemi
yapacakken yakayı ele verdi. Kılıçdaroğlu
PYD’nin silahlı ayağı YPG için
“YPG kendi vatanını kurtarmak için
örgütlenmiş bir oluşumdur” demiş ve
teröristleri ‘vatan sevdalısı’ olarak belirtmişti.
Geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa’nın
Ceylanpınar Belediye Başkanı
Atilla’ya bombalı saldırı hazırlığında
olan iki PYD’li yakalandı. Yakalananlar,
PYD kamplarında eğitim gördüklerini,
örgüt tarafından
yönlendirildiğini itiraf etti. PYD’li ifadesinde
“Bombayı başkanın aracına
tamircide yerleştirecektik. 25 bin
dolar alacaktım” diye de itirafta bulundu.
Bir suikast başına 25 bin dolar
veren bir örgüt ve bu örgütü Türkiye’de
‘masum’ göstermeye çalışan
siyasetçiler… Ahvâl bundan ibaret.
TÜRKMENLERİN DURUMU
NEDİR?
Tüm bu yaşanan olayların arasında
kalan Irak ve Suriye Türkmenleri
ise yıllar boyunca Türkiye
devletinin onlara karşı olan alâkasız
tavrından dolayı çok zor günler yaşıyorlar.
Türkmeneli Partisi Genel Başkanı
Riyaz Sarıkahya’nın ifade
ettiğine göre IŞİD yüzünden 10 bin
Türkmen şehit edildi, bir milyon Türkmen
de göç ettirildi. Irak devletinin
de uçakla Türkmenleri vurduğunu
söyleyen Sarıkahya, IŞİD’in çok sayıda
Türkmen’i idam ettiğine de dikkat
çekiyor.harita
Sarıkahya şu dikkat çeken ifadelerle
Türkmenlerin içinde bulunduğu
durumu ve Kürtlerin IŞİD bahanesiyle
nasıl güçlendirildiğini özetliyor: “Kerkük’te
Türkmenler var. Tuzhurmatu,
Erbil bu üç yerde… Kerkük yüzde 100
Kürt kontrolüne girdi bu vesileyle.
Çünkü IŞİD vesilesiyle dünyanın yer
yerinden Kürtlere çok muazzam şekilde
silah akın edildi. IŞİD, Kürt bölgesine
hiçbir zaman ciddi bir saldırı
yapmadı. Kürtlerden de Şii Araplardan
da ölen yok. Irak’ta
en fazla zararı yüzde 90
Türkmenler gördü. Şii
bölgesine zaten girmediler.
Şii-Arap bölgesinde
yok, Şii-Türkmen bölgesinde
tehdit ettiler. “
Tablo Suriye’deki
Türkmenler açısından da
farklı değil. Geçtiğimiz
günlerde açıklamalarda
bulunan Irak Türkmen
Meclisi eski başkanlarından
Şevki Çayır, Kürtlerin de Türkiye’ye
alınmasına rağmen,
Türkmenlerin geçişine izin verilmediğini
söyledi. Çayır şunları anlattı:
“Irak’ın Telafer kentinden kaçmak zorunda
kalan Türkmenler, Türkiye’ye
alınmayınca Tel Ebyad, Kobani’ye
geçtiler, Türkiye’ye girişte Türkmen
olduklarını gizleyip Kürt olduklarını
söylediler. Kürt olduklarını söyleyince
Türkiye aldı. Bugün onlar da sersefil bir vaziyetteler.”

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone