Vicdanı Redçiler

“Aptal avuntusu” diye bir şey vardır. Aptal olan başarısız olduğunda çeşitli bahaneler üretir, cahil egosuyla suçu kendinde aramaz, neticede hatalarını telafi edemez ve hep aptal kalır. Başarısız olacağını bildiği herhangi bir şeyi de en baştan kötüleme yoluna gider. Bunu da edebiyat yoluyla yapar. Mesela ortaya “vicdani red” diye bir şey atar.

Ney reddediyor?

Güya insan ölümlerini…

Gerçek ne?

Kendi zevk ve sefasından vazgeçmeyecek; kendi hayatından taviz vermeyecek; birileri de gidip sınırda onun için nöbet bekleyecek. Vurulursa “Sistem için öldü.” diye edebiyat yapıp karşı cinse caka satacak; vurursa da “Niye vurdun?” diye hümanist nutuklar atıp haddi olmadan hesap soracak. Bunun adı vicdani red değil vicdanı reddir. Düpedüz kapitalist-emperyalist mantığıdır.

Bir helikopter kazasında daha vatanının yiğit evlatlarını şehit verdik. “Niye generaller şehit olmuyor?” diyenlerin, PKK’lı köpeklerden daha fazla sevindiklerini düşünmek hakkımızdır. Ne var ki bu tarz tipler herkesten fazla yas tutuyor. Bu kadar büyük bir haysiyetsizliği kamufle etmek için, gerekirse Atsız’dan bile daha Türkçü kesileceklerinden hiçbirimizin şüphesi yoktur.

Şehit Yarbay Songül Yakut, kumpasla alçak iftiralara maruz kalmış ve göreve çağrılınca geri dönmüş. Tam bir Türk kadını olarak ülkesine karşılık beklemeden hizmet etmiş. Bu fedakarlığı yapmak vicdanı reddedenlerin hayalinde bile mümkün olamaz. Yarbay Yakut’taki yüreğin binde biri, bu ülkedeki birçok soytarıyı adam etmeye yeter.

Hamaset yapmayacağım. “Vurun, asın, kesin.” demeyeceğim. Bu ordu yedi düvele karşı bir savaşın içindedir. Bu ordu emperyalizme karşı en büyük mücadeleyi veren ordudur. Bu ordu Türk ordusudur. Gerekeni bugüne kadar yapmıştır, yapmaya devam edecektir. Vicdanı redçilere gelince… Onların akıl ve mantıktan yoksun söylemleri, Türk evlatlarının kulaklarına sinek vızıltısı gibi geliyor.

Yazımı, Şehit Tümgeneral Aydoğan Aydın’ın şiiriyle noktalamak istiyor ve tüm savaşanları şehitlerimizin huzurunda selama davet ediyorum:

“Hanke’ye Ağıt

Doksan kişiydik biz o gün,

Aç, susuz, uykusuz,

Nasır tutmuş ayaklarla

Yürüyorduk kaygusuz.

Sis, çamur, kanla, terle

Üzerindeydik bulutların.

Ayrım Hanke yaylasında

Yeşerirken umutlarım.

Soğuk namlular elimizde,

Yürüyorken dağlara

Şehitlerden selam geldi

Savaşan tüm sağlara.

Uzaklarım yakınlaştı,

İnancımla, davamla.

Uyan Hanke geliyorum,

Heybetimle, havamla.”

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone