Yabancı Dilde Tabela Meselesi

Bir ülkede anadilde tabela haricinde neden yabancı dilde tabela asılır? Ülkeye gelen yabancılara kolaylık olsun diye… Bir işyeri adının yabancı dilde olmasının gereği nedir? Bir vatandaş, çalıştırdığı işyerinin adını neden yabancı dilde verir?

Bu sorunun cevabını kimisi şöyle verir: “Turist çeken beldelerde bu gereklidir.”

Neden?

İşyerinin ne alanda hizmet verdiğini ifade etmek için yabancı dil de Türkçenin yanına eklenebilir. Ancak işyeri adının yabancı dilde olması için en ufak bir gereklilik yoktur. Zaten bir başka ülkeyi gezmek isteyen gezgin, farklı kültürler, farklı diller tanımak ister. Onu işyerine çekmek için işyerine “Jackson Dayı’nın Kahvesi”, “Brother’s Market”, “Kebabçı Zeus’un Yeri”, “Berber John”, “Alice Bakkaliyesi” gibi isimler vermeye gerek yoktur. Eğer bu yapılırsa, Türk dilinin, Türk kültürünün tanıtılması bir yana, karşı tarafta Türkiye’nin sömürge ülkesi olduğu anlamı çıkarılabilir.

Bu durum sadece turistik bölgeler için geçerli değildir.

Turist çekmeyen, turizme dair bir amacı da olmayan yerlerde bile “Sevejackson”, “Giyejackson” gibi sözde mizahi anlamlar içeren tabelalara rast gelmeniz kaçınılmazdır. Memleketin yarısı bunu yapıyor, yarısına yakını susuyor; bu iki kitle, anadilini savunan Türk’e çıkıp “kafir” yakıştırması yapabiliyor. Sorsan, hepsi “Avrupalı olmayalım, biz Osmanlıyız.” düşüncesinde olduğunu iddia eder.

Siyasilerin iktidardan muhalefete kadar bu konuda zerre faydalı bir çabası yoktur. Atatürk’ün kurduğu devletin dönüştürülmesi tartışılabilir; mecliste bölücü harita açılabilr; ama Türk ve Türkçe savunulmaz. Savunulamaz, demiyorum. Atatürk’ün kurduğu devletin meclisinde mesele bunu dile getirecek vekillerin olmasıdır. Bu konu dile getirilecek olursa, karşı duracak adamın da alnı karışlanır. Ancak yabancı dilde tabela meselesini gündeme taşımak isterseniz, alışkanlık olduğu üzere size “Diego sen de bir dur Allah’ını seversen, zaten ortalık karışık.” diyebilirler.

AB’ye rest çekilen, ABD’yle iyice aşikar olan bir zıtlaşmaya gidilen şu günlerde, Türk dilinin ne önemi olabilir ki? Güzelim Arapça varken… Arapça bilmeden cennete gidilmez; bu dünyada da Suud sermayesi çekilmez. Bereketli dil Arapça… Petrol ve Sam Amca sağ olsun.

Ülkemizde en acı meselelerden biri, “Hayır, AB değil Arabistan!”, “Hayır, Araplaşmak değil Amerikanlaşmak!” gibi tartışmalar ve kendi anadiline değer vermeyen adamların entellik satmak için birbiriyle yaptığı dil kıyaslamaları…

-Azizim, Arapça pek güzeldir!

-Monşer, Fransızca estetik bir dildir!

-Dostum, bana sorarsan aşkın dili Farsça’dır!

-Bayım ticari ilişkilerde İngilizce şart!

Osmanlı’yı diriltemezsiniz. Çünkü Osmanlı hiçbir zaman ölmemiştir. Son asırlardaki Osmanlı, aynen yukarıda yazdığım düşüncelerin sahibi olan gayri Türklerin Osmanlı’sıdır.

Eğer dikkat ederseniz, yeni Osmanlıcıların Türkçe hassasiyeti yoktur. Aydınlarına kadar çoğunun imla bilgisi zayıftır. Çünkü hepsi anadilinin Arapça olduğu öğretilmiş zavallılardır. Tek kültürel işaretleri de fes giymektir. Bundan başka bir öze dönüş mesajı verememeleri simgesel olarak Türklükten zerre eser bulunmayan yapılarını ortaya koymaktadır. Gerçi o kadar gerilediler ki fes giyilen çağlardan börk giyilen çağlara gelmeye başladılar. Bunun sonu mağara devrinde biter. Nasılsa gericilikte sınırları yok! (Türklere ait olan börkü “ümmet”e mal etmeleri ayrıca bir rezilliktir. Keşke börk giymekten maksatları Türkleştikçe güçlenmek olsa.)

Türk diline sahip çıkın. İşyerlerinize yabancı dilde adlar vermeyin. Sürekli kullandığınız internet sayesinde öz Türkçe adlara ulaşabilirsiniz. Bunlar sizin için daha anlamlı olacaktır. Türk iseniz tek de kalsanız farkınızı belli etmek zorundasınız.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone