“Yalan Atmanın da Bir Üslubu Vardır”

Cumhurbaşkanı bugün muhtarlara seslenirken “Siyasi hayatım boyunca ne kandırıldım ne de kandırdım.” dedi. Pkk tarafından kandırıldığını, Fetö tarafından kandırıldığını, Avrupa tarafından kandırıldığını, ABD tarafından kandırıldığını, Rusya tarafından kandırıldığını, Ergenekon olayında kandırıldığını bizzat kendisi ifade etmişken, üstelik Kürt davarı Barzani tarafından kandırılalı henüz bir kaç gün olmuşken bunu söylemesi, bu ifadeyi kullanması eminim kimseyi şaşırtmamıştır.

Şahsen artık bu ifadelerde bir kasıt olduğunu anladım. Bir ülkenin koca Cumhurbaşkanı böyle hatalar yapamaz. Ufak tefek dil sürçmeleri, yanlış beyanlar, farklı konuşmalar o anın heyecanından veya hazırlıksız konuşmaktan kaynaklı yaşanabilir.

Ancak, bu derecede çelişkili ifadelerin bilinçsiz bir şekilde gerçekleşmesi mümkün değildir. Her ne kadar danışman kadrosunun kalitesi ortada olsa da sonuçta bu insanlar akli melekeleri yerinde insanlardır. Cumhurbaşkanı da konuşmalarının neredeyse hepsini prompter makinesinden okuduğu için bu konuşmalar hazırlıklı, üzerine düşünülerek yazılmış, bilinçli oluşturulmuş konuşmalardır ve kaç kişinin süzgecinden geçtiği belli değildir. Dolayısıyla normal bir insan olarak hiç kimse dün Diyarbakır’da “Tek millet derken Türk milletini kastetmedim.” dedikten sonra ertesi günü Ankara’da “EyyYYyy Türk milleti…” diye hitap etmez.

Neyse ne… Yazının başlığı benim sözüm değil. Başbakan bugün İzmir’de Kılıçdaroğlu’na yönelik söyledi bu sözü. Kılıçdaroğlu’nun tıynetini, cibiliyetini, profilini gayet iyi biliyoruz ancak “ustadan kalfaya” yönelik söylenen bu söze kulak vermesi pek tabii kendi faydasınadır.

Bir de Cumhurbaşkanı Mhp’nin kurucusu Türkeş’in mezarına gitti diye bir eliyle Bozkurt, diğer eliyle rabia yaparak kendini parçalayan Ülkücü bir tayfa var. Sayın Cumhurbaşkanı bir kaç yıl önce Ülkücülere Bozkurt üzerinden “köpek” imasında bulunduktan sonra Türkeş’in mezarına samimi duygularla gittiğine inananlara diyecek hiçbir şeyim yok.

Başa dönecek olursak bu çelişkilerin, bir gün önce söylediğini yalanlayacak ifadelerde bulunmaların bilerek yapıldığına inanıyorum. Bunun nasıl bir hipnoz tekniği olduğunu idrak edene kadar da siyasetle ilgili yazmayacağım.

Gündem o kadar mide bulandırıcı bir hal aldı ki bu çabamızı sağır bir gruba piyano dersi vermeye çalışarak o gruptan dünyanın en iyi piyanistlerini yetiştirmeye çabalayan çaresiz bir grup müzisyene benzetiyorum. Ya bu sağırlardan bir tane Beethoven çıkacak ya da biz kendimiz Mozart olup Türk Marşı besteleyeceğiz. Ben şahsım adına bu kitleye piyano öğretmeye ara verip sırf kendim için keman çalmaya karar verdim. Dinlemeye kulağı olan varsa dinler.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone