YANLIŞ ORTA ASYA POLİTİKASI

YusufhanGuzelsoy

Bugün aslında ASALA terörüne şehit verdiğimiz ilk diplomatı ve katilini yazmıştım, o yazıyı yayımlayacaktım. Ancak Orta Asya ile ilgili son günlerde okuduğum haberler sebebiyle, bu yazıyı yazma gereği hissettim. Şehitlerimizin aziz hatıralarını ise her gün yaşatmaya devam edeceğiz.

Daha önceki yazılarımda da ifade ettiğim gibi, bu millet, başına bir musibet gelmedikçe Türkçülerin öne sürdüğü çarelere sarılmıyor. Kurtuluş Savaşı sırasında olduğu gibi… 200-300 yıl, devşirmeler yüzünden Türk’üm demeye çekinir hale gelen millet, Türkçüler tarafından kendisine ne olduğu gerçek aynada yansıtılınca, bir anda şaha kalkmış ve yurduna kol salan işgalcileri tokatlamıştı.

Yazık ki, hafızası zayıf bir milletiz. Bunu fırsat bilen ve zafer dolu savaşları gökten inen evliyalara mal ederek aslında kendi şahsiyetini yücelten hocaların, Türkçülük düşüncesinin zayıflatılması konusunda katkıları tartışmasızdır. Atatürk’ün adını kullanarak Türkçülük değil komünistlik yapan Batı hayranlarının katkılarını da unutmayalım.

Gelelim Orta Asya’ya, namı unutulmuş Türkistan’a…

Bizim siyasiler, her şeyi siyasi kadrolaşmalara göre yaptığı için, Küba’ya Türkçü, Orta Asya’ya komünist-cemaatçi filan gönderir. Yani Hristiyan kabrinde Fatiha, Müslüman kabrinde Meryem ilahisi okur. Küba’ya giden puro, Orta Asya’ya giden kımız içer gelir. Bir de o ülkelerin milli bayramlarının kutlamalarına filan katılıp pot kırar gelirler. Nabza göre şerbet veremezler. Anılarını yazarlar, hayatlarını tamamlayıp ebediyete intikal ederler.

Onların suçu mu? Bence değil… ASALA terörü sırasında, diplomatlarımızın silahlı çatışmaya girip teröriste taviz vermediklerini de tarih yazmıştır.

Bu aralar, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev’in açıklamaları şu şekilde veriliyor: “Kırgızistan’dan küstah açıklama!”

Kazakistan’da Nazarbayev’in açıklamaları da şu şekilde verildi: “Kazakistan şok etti!”

Aynı basın ve medya, Filistinli liderlerin Güneydoğu ve Kıbrıs konusundaki beyanları için şok olma konusunda ittifak etmemiş, beyanlar da örtbas edilmişti. Tabi ki bunun altında da İslamcılar vardır. Herkese kâfir deyip, gerçeğin üstünü örtmede üstlerine yoktur. (Kâfirin kelime anlamı, İslamcıların icraatlarının tanımıdır.)

Kırgızistan’da bulunduğum dönemde öğrendiğim bir şeyi anlatayım.

Orta Asya’da devlete ait her kurumda olduğu gibi, Manas Üniversitesinde de cemaatin sızıntıları mevcuttur. Bu sızıntılar, Kırgızlar ve Özbekler birbirlerini keserken Türk öğrencilerin tehlikede olduğu bir sırada, uçağa atlayıp öğrencileri geride bırakarak Türkiye’ye kaçmışlardı. O zamanlar Celalabad şehrinde okulu olan rahmetli Turan Yazgan ise, silahını alarak öğrencileri ve öğretmenlerinin başında kalmıştır. Turancı ile diğerlerinin farkını soran olursa, bunu anlatırsınız.

İşte yıllarca size “Cemaat okulları Türk dünyasında hizmet ediyor.” diye anlattıkları ödlek Nurcular bunlardır. Türk dünyasına değil, ABD’ye ve Masonik yapılara hizmet etmişlerdir. Orta Asya’da bir Amerikan okullarında, bir de cemaat okullarında ajan kaynar. Güleryüzleri, ahlaklı gibi davranmaları hep yalandır.

Rahmetli Kâşif Kozinoğlu, cemaatin terör estirdiği ilk yıllarda, Kırgızistan’daki cemaat mensuplarının Türk istihbaratından elde ettikleri bilgileri Kırgız istihbaratına, onların da Çin devletine sattıklarını tespit etmiş ve cemaati çalkalayan bir rapor yazmıştır. Bedelini, Kurtlar Vadisi Pusu dizisinde “Kaşifoğlu” karakteriyle hain gibi anlatılarak ödedi. İlginçtir, bu dizide Kaşifoğlu karakteri öldürüldükten kısa zaman sonra, Kaşif Beğ de vefat etti ve bazı haber kanalları bu haberi “Kaşifoğlu öldü!” diye verdi!

Kısacası cemaat sadece Türkiye’de başımıza bela olmamıştır. Türkiye’nin yalnızlaşma sürecinde etkin rol oynadığı ve bunu sürdüreceği de aşikârdır. Yazık ki bu etkileri Orta Asya’da da göreceğiz. Şimdilik yaşananlar bir ön tanıtımdan ibarettir ve bunun önlemleri alınmalıdır. Aksi takdirde büyük sıkıntılar yaşayacağız. Kimse “Kendi derdimize düştük.” demesin. Bizim derdimiz Doğu Türkistan’dan başlayıp Macaristan’a ve dahi Türk’ün yaşadığı her coğrafyaya varan büyük bir davadır. Bunu unutmayalım.

Ruslar, Orta Asya’ya hitap eden ortak yapım film veya diziler çekiyorlar. Bu film ve dizilerde, Rusların diğer Türk topluluklarından karakterle ortak olduğu, aşk yaşadığı veya dünyayı filan kurtardığı senaryolara tanık olabilirsiniz. Bu tabi ki bir propagandadan ibarettir. Yoksa Rusların Orta Asya’daki insanlara tepeden baktığı bir bakış açısına sahip olduklarına emin olabilirsiniz.

Biz ne yapıyoruz?

Bakanlık binalarının tadilatını yapıyoruz. Bilgisayar filan hediye ediyoruz. Bir de iş merkezleri açıyoruz. Bütün bunlar, özellikle de AVM’ler yoğun tepkiye neden oluyor. Kırgızlar “Türkiye bizi sömürüyor.” diye inanıyor. Bu algıya kapılmakta haklı oldukları söylenebilir. Bir arkadaşımın Manas’ta görevli bir hocasının “Niye Kırgızca konuşuyorsunuz, bizi sömürmek için mi?” diye soran Kırgız öğrenciye, “Sizin atlarınızı, koyunlarınızı mı sömürelim?” diye verdiği cevabı hatırladım. İşte Türk dünyasının hali ahvali budur.

Bir de Orta Asya’ya giden ve tek amacı para kazanmak olan işadamları da vardır. Hepsi için aynı karakterde olduklarını elbette söyleyemeyiz. Yıllarını ve servetini Turan için harcayan Orta Asya’nın Nuri Demirağlarına selam olsun!

Ancak…

Onlar ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar, gecesini gündüzünü kadın peşinde, alkol ve eğlence peşinde geçiren haysiyetsizlerin yaptıkları rezillikleri buraya yazamıyorum. Fakat -maalesef- Bişkek’e gelen bazı MİT mensuplarının Türk öğrencilerden kendilerine kız ayarlamalarını istediklerini yazmak durumundayım. Durumun vahametini görün. Burada da idealist devlet görevlilerini hariç tutuyorum.

Hata yapmak, gevşemek lüksümüz yoktur. Bu sıkıntıların önüne geçmenin yegâne yolu da Orta Asya’ya giden her Türk’ün seçilerek gönderilmesidir. Kırgızistan’da bir hocamıza mülakat sisteminin neden getirilmediğini sorduğumda “Kadrolaşma olur endişesi var.” demişti. Bu endişeyi de gidermenin yolu partizanlığın bitirilmesinden geçer.

Olmaz öyle darbeye destek olmakla suçladığın ABD Generalini şeref konuğu gibi ağırlayıp Orta Asya ülkelerine ahkâm kesmek… Tutarlı olmak zorundasın.

Önce gerçekçi davranın. Kırgızistan’da Atambayev’den başlayarak devletin önemli noktalarına yerleşmiş olan herkesin çocukları, akrabaları, cemaatin okullarında okuyor, yurtlarında kalıyor. Kontrolsüz çıkışlar yaparak ne elde edilebilir? Plansız hareket ederek hangi taş yerinden oynatılabilir?

Orta Asya’ya dair tek kitap okumamış, bir kere bile o coğrafyayı merak etmemiş adamların oraya gönderilmelerinin hiçbir faydası yoktur. Aksine ipini kopartanın buralara gitmesi sakıncalıdır. Türkiye üzerinde müthiş bir iticilik intibaı oluşmaktadır. Öğrenci bile seçilerek gönderilmelidir. Yehova Şahitleri denen sapkınlar bile coğrafyayı gözlemleyip oraya gelen öğrencilerin karakterlerine kadar inceleyerek propaganda yapıyorlar.

Saldım çayıra, Mevla’m kayıra diyerek olmaz!

Koyun gider gibi devlet idare edilmez. Bunu filanca yabancı fonlu kuruluşun verdiği konferansın etkisiyle, falanca Masonun yönlendirmesiyle değil; binlerce yıl bu millete hizmet etmiş Türk kahramanlarının tarih sayfalarındaki nasihatlerine dayanarak söylüyorum.

Orhun Abideleri ve Kutadgu Bilig, Masonların el kitaplarından çok önce gelir. Kılavuz Türk töresidir.

Bütün bunlardan sonra, Almazbek Atambayev doğru bir adam mıdır, diye sorabilirsiniz. Değildir. 2014 yılında, Kamçıbek Taşıev denen muhalif, bir isyan tertiplemiş, Nisan ayında da ailesini Rusya’ya göndermişti. Eylem yapan ve taşkınlık çıkaran isyancılar, Türkleri de katledeceklerini ilan ediyorlardı. Sonuç olarak dertleri anlaşıldı. Türkiye, Manas Havaalanının özelleştirmesinden çekilmiş, söylenenlere göre de Rusya ihaleyi almıştı. Sonuçta isyan durdu. Kamçıbek, Türkler lehine demeçler vermeye başladı. Bu süreçte Atambayev hiçbir şey yapmadı. Erdoğan’a “abi” demeyi bir süreliğine durdurdu.

Kırgız Meclisindeki deputantların birçoğu da aşiret/mafya lideri veya mensubudur. Devrimden sonra kendi yakınlarını, yaşlarına bakmaksızın devlet içinde çeşitli görevlere getirdiler. Bunların içinde uyuşturucu mafyasıyla çalışanlar da vardır ve uluslararası çalışmaktadırlar. Atambayev işte böyle bir devrimle gelmiş ve bu konuda hiçbir şeyi değiştirmemiştir. Kırgız aşiretlerinin birbirlerine girmeleriyle ilgili de hiçbir önlem alınmamakta; ne Türkiye Kırgızistan’ı vatansever ve rüşvet yemeyen polisler yetiştirecek okullar kurmaya teşvik etmekte ne de hem Türkiye hem de Kırgızistan o coğrafyada önemli ideologları ön plana çıkarma ihtiyacı hissetmemektedir. Kuru milliyetçi sloganlarla kışkırtmacılık yapan ajanların hâkimiyeti mevcuttur.

Nazarbayev ve Atambayev’in “Siz buraya hiç Türk olarak gelmediniz, ABD ile geldiniz.” diye çıkıştıklarına dair sosyal medyada paylaşımlar dönüp duruyordu. Hatırladınız mı?

Ne oldu şimdi? ABD mi tatlı oldu?

İlginçtir, o paylaşımları yapanların jetonu da düşmüyor, “Bunlar dün böyle bugün şöyle.” deme ihtiyacı hissetmiyor. Boş hayallerle mide bile doymazken, ruh nasıl doysun? “Kazakistan gelsin bizi işgal etsin.” gibi haybeye konuşanlara da, “Ben başladığımız yere Orta Asya’ya dönüyorum.” diyen hayalperestlere de prim yaptırmayın. Siz de böyle şeyler yazıp çizmeyin, söylemeyin. Maazallah Orta Asya’ya diye mağara çağına gidiverirsiniz. Türkiye’nin de günden güne Arap çöllerine döndüğü aşikârdır.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone