Yanlış Sorular

KemalOnalir

Bir konuyu öğrenmenin temelinde, merak etmek, sorgulamak vardır. Merak etme eyleminin hareket hali ise soru sormaktır. Herhangi bir konu hakkında bilgi sahibi olmanın yolu, o konuyla alakalı sorular sormak ve cevabını aramaktır.

Doğru cevabı bulmanın temelinde ise doğru soruyu sormak yatar. Soru yanlış veya eksikse cevap da haliyle eksik yahut alakasız olacaktır. O nedenle sorulan soru, cevaptan daha mühimdir.

Herhangi bir meseleyi çözmenin ilk adamı teşhistir. Teşhis sorunun adını koyma işlemidir. Bir meseleyi halletmenin yolu ise teşhis değil tedavidir. Teşhisi konulan fakat tedavisi yapılmayan hastalık insanı öldürür. Toplumsal meselelerde de aynı kaide geçerlidir.

Misal; ‘Toplumun ahlak yapısı bozulmaktadır’ tespiti teşhistir. ‘Toplumun ahlak yapısını tekrar nasıl düzeltebiliriz?’ sorusu tedavinin ilk adımıdır. Bu soruyu eksik veya hatalı sorarsanız, yanlış tedavi uygulamış olursunuz. Sonuç toplumunun ahlak yapısının çarpık hale gelmesi olacaktır.

Yerleşkelerimizde yaptığımız toplantılar, sohbetler esnasında birçok soru ile muhatap oluyoruz. Çoğu zaman ilk işimiz cevabı vermek değil, soruyu düzeltmek oluyor. Test sınavları ile büyüyen çocuklar, bu yanlış soru sorma hatasına sık sık düşüyorlar. Cevapları kısa ve net bekliyorlar ki bu durum eksik öğrenmeye yol açıyor.

Türkçü gençlerin sorması gereken ilk soru, ‘Ne zaman silahlanıyoruz’ sorusu olamaz. Gerçi bu soru içinde birçok tespiti barındırıyor fakat yazının konu bütünlüğünü bozmamak için değinmiyorum.

Türkçülerin vizyonunun üç beş tabancaya düşmeyecek bir olgu olması gerekiyor. Yukarıdaki soru ile vakit kaybetmektense, ‘Türkçü banka kurma meselesi hakkında ne düşünüyoruz’ sorusunun cevabı için kafa patlatmak daha önemlidir.

Bir takım bulanık fikirlilerin etkisinde kalanlardan görerek, ‘Türkçü ihtilal yapılınca kimleri yakacağız’ sorusuna cevap aramak vakit israfıdır. Bizim beynimizi kurcalaması gereken sorular, ‘Türkçü ekonomik model, Türkçü eğitim programı, Türkçü esnaf yapılanması, Türkçü sendikalaşma’ gibi başlıklara sahip olmalıdır.

Türkçüler, Türk milletinin derdine derman arayan insanlardır. Kısa vadeli, sonuçsuz, vakit kaybına sebep olacak sorularla gündemleri meşgul olmamalıdır. Yazının başlarında bahsettiğim gibi doğru sorularla çözüm aramalıdırlar.

Biz Türkçülerin gündemini günlük siyaset, anlamsız yırtınmalar meşgul edemez, etmemelidir. Bu meseleler geçicidir fakat Türkçü ekonomik model tartışması sonuca bağlanana kadar tartışılacaktır. Bizim meselemiz bin yıl sonrasının Türklerinin sıkıntısını çözecek, çözümler bulmaktır.

Özellikle genç Türkçüler bu konuyu iyi anlamalıdır. Gençlik heyecanını yaşayacak zaman değildir. Bin yıl sonra doğacak bebeklerin derdini yüklenen kimseler için bu fedakârlık basit bir şeydir. Bu fedakârlığı bilerek kendisine Türkçü sıfatını seçen kardeşlerimiz, daha önce de bahsettiğim gibi rolünü benimseyip çalışmaya başlamalıdır.

Sizi hayranlıkla ve kıskançlıkla izleyenlerin takdir yahut tenkitlerine aldırmadan, doğru soruları seçerek asıl meselelerimize çözüm aramaya devam edelim. Tek işleri gevezelik yapmak olanlardan ayrılıp, işimize bakalım.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone