Yaşasın Trump!

KemalOnalir

Vaktiyle Sultan II. Murat hakka yürüyüp de yerine oğlu II. Mehmet geçtiği zaman Roma’da ve henüz İstanbul olmamış olan Konstantinapol’de eğlenceler düzenlenmişti. ‘Kurt öldü, kuzu geldi’ demişlerdi. Onların kuzu gördüğü Sultan Mehmet Han aradan çok geçmeden, ‘Kurt yavrusunun da Kurt olduğunu’ onlara göstermiş, Fatih olmuştu.

Dün gece ABD yeni başkanını seçti. Medyamız sağ olsun, konuya ortalama bir Amerikalıdan daha hâkimdik. Clinton nasıl bayıldı, Trump kimlere sövdü, yeni politikalar ne olacak hepsini biliyoruz. Bugün bizden birini ABD başkanı yapsalar hiç bocalamaz, hemen uyum sağlarız.

Bu seçim dünyanın geleceği ve demokrasi açısından çok önemliydi. Malum olduğu üzere ABD dünyada demokrasinin membaı, mümessili ve dağıtıcısıdır. Buna rağmen yeni başkan Trump henüz oylama devam ederken seçimlerde hile olduğunu söyledi. Demek ki neymiş, dünyanın en demokrat, en teknolojik ülkesi de olsanız, seçimlerde hile yapılabiliyormuş.

Bundan başka seçimlerde 5 aday vardı. Fakat biz Clinton ve Trump’a o kadar yoğunlaştık ki diğerinden hiç haberimiz olmadı. Bu iki bilinenin yanında Gary Johnson, Jill Stein ve Evan McMullin isimli şahıslar başkan olmak için çırpındılar. Fakat isimlerini çoğunuz ilk kez duyuyorsunuz. Demek ki neymiş, demokrasilerde eşit temsil hakkı yokmuş. Parası olanın adı daha çok duyuluyormuş.

Ayrıca Trump seçimlerden hemen önce yaptığı bir konuşmada; ‘kendisi kazanmazsa seçim sonuçlarını tanımayacağını’ söyledi. Erdoğan’dan; ‘Milletin iradesine saygı duyacaksın’ çıkışını bekledik ama muhtarla meşguldü.

Sadece bu üç örnek çoğulcu demokrasinin gerçek yüzünü görmeniz için yeterlidir. Aklıselim herkesin gördüğü gibi, Çoğulcu Demokrasi çökmüştür!

Gelelim konun bize dokunan tarafına. Clinton; Kürtleri silahlandırıp bize karşı kullanacakmış, Fetullah’ı iade etmeyecekmiş, Erdoğan’a düşmanmış gibi sözleri sürekli duyduk, okuduk. Allah yüzümüze baktı Trump başkan oldu.

Acaba öyle mi?

Elbette değil. Bunlar ABD ile Türkiye’yi kıyaslıyor, o ülkeyi de bizim kaos gibi sanıyor. ABD’nin politikalarının başkanlarına göre değiştiği kanısını taşıyorlar. O işler bizim ülkemizde olur. Türkiye’de baştaki adama göre politika belirlenir. Onlarda ise başa gelen adam devlet politikasını yönetir. Bunu anlamamak için tarih bilgisinden yoksun olmak gerekir.

Ne sanıyorsunuz, Trump sabah 8 de ofisine geçecek, müsteşarını arayıp; ‘Fetullah’ı paketleyin, Türkiye’ye yollayın, üzerine de; ‘Erdoğan kardeşim, güle güle kullan’ yazın mı diyecek? Öyle bir dünya yok kardeşim.

ABD Kürtleri, Fetullah’ı, İran’ı kullanmaya karar verdiyse değil Trump, Erdoğan o devletin başına geçse bunu değiştiremez. Seçim sonuçları açıklanırken Fetullah’ın eyaletinde Clinton’un önde gitmesinden mana çıkartmaya çalışanlar önce bunu anlasınlar. Bu arada o eyaleti Trump kazandı. Bilgileri olsun.

Sonuca gelirsek, bizim için ABD başkanın kim olduğu önemli değildir. Trump gider öteki gelir. Değişen hiçbir şey olmaz. Bizim hedefimiz bu değişimden etkilenmeyecek ülkeler arasına girmek olmalıdır. Bunu sağlamadıktan sonra her ABD seçimini en yakından takip edenlerden, her seçim sonrası ne olacak diye merak edenlerden oluruz.

Bilmem kaç bin kilometre ötedeki adayı destekleyen insanların vizyonu, ancak teori üretecek kadardır. Bu tip insanlar, ‘Neden bir atom bombamız yok’ diye değil, ‘Kafamıza atom bombasını ne zaman atacaklar’ diye sorar.

Yazının hemen başında verdiğim örnek bugünün Türkleri için utanç sebebidir. Devranın nasıl döndüğünü görmemiz için yerinde bir misaldir. Çalışan ile yatan, üreten ile tüketen, satan ile alan arasındaki fark o örnektedir.

Bütün bu hâli gördükten sonra da insanın aklına tek soru gelmektedir; ‘Biz bu hâllere düşecek adam mıydık?’

İşte vaziyet bu. Hiçbir çaba harcamadan, bir seçimle her şeyin düzeleceğini sananların devrine düştük. Yarın sabah barış içinde bir Orta Doğu’ya uyanacağını hayal eden geri zekâlılarla aynı hava sahasını paylaşıyoruz.

Elden bir şey gelmiyor. Bari vebal atalım, ‘Yaşasın Trump(!)’

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone