Yeni Osmanlı’dan Bildiriyorum

Yazıyı uzun tutmayacağım. Dış politikamıza dair yapabileceğim en mantıklı yorumları yapmaya çalışacağım. İster istemez bir mizah algısı yaratabilir ama bizim devletli ulularımıza tartışılmaz bir saygımız vardır. Çünkü cumhuriyet devletlilerin idareye katılmasıdır (!). Biz ancak onları desteklemekle yükümlüyüz. Demokrasinin bir durak olduğunu ise devletli ulularımızın yıllar önceki beyanlarından hatırlıyoruz. Eğer o duraktan inmedi isek biz de arzuhal eyleyeceğiz.

Yeni Osmanlı politikalarının içeride ve dışarıda uyguladığı politikaları ilgiyle takip ediyorum. İçeride üretimin zirve yaptığını söyleyebilirim. En önemli ihraç kalemimizi vergiler oluşturmaktadır. Devletlilerimiz öyle takdir eylemişlerdir ki milletimiz içtiği suyun dahi vergisini hazineye yollaya. Bu sayede Yeni Osmanlılar Şam’a sefer eyleye. Diğer artışları ise Müge Anlı ve Esra Erol isimli zabitlerin programlarına aldıkları konukların meseleleri teşkil etmektedir.

Dış politikamızın dünya literatürüne “mehter politikası” olarak geçtiğini düşünüyorum. Bir adım yarım yamalak Şam’a doğru atıp üç veya dört adım geri çekiliyoruz. Bu durumda Yeni Osmanlı politikalarının kendi ile çelişmediğini söyleyebiliriz. İdaremizde kısa aralıklarla hem yükseliş, hem zirve hem de gerileme devirlerini aynı anda görebilmekteyiz. Bu da tutarlı iç ve dış siyasetimizin istikrarının bir sonucudur.

Arz ederim.