Yerel Seçmen

Toplumun karakteri yöneticilerin karakterini belirler. İnsanlar hakettiği şekilde yönetilirler.

İdeal belediye başkanı, milletvekili, devlet yöneticisi profili nasıl olmalı diye sorsalar hemen sıralarız:

  • Dürüst olacak.
  • Önce milletini ve devletini düşünecek.
  • Güvenilir olacak. Verdiği sözleri tutacak.
  • Aydın olacak. Cahil olmayacak.
  • Alçakgönüllü olacak.

Bu liste uzar gider ve hepsini karşılayabilen insan profili ancak gerçek dışı bir hayale dönüşür.

“Gerçek dışı” diyorum çünkü bulguru, salçayı, yağı karıştırıp pişirerek kuzu tandır elde etmeyi hayal etmek gerçek dışı bir hayaldir. 

Önümüzde yerel seçimler var. Hepiniz hoplaya zıplaya, 1 Nisan sabahına bambaşka bir Türkiye’de uyanmak hayaliyle sandıklara koşacaksınız. Ülkemiz elindeki malzemelerle o sandıklarda yemek pişirecek. 

Hadi elimizdeki malzemelere bakıp 31 Mart akşamı nasıl bir yemek yiyeceğimizi tahmin edelim.

1- PISA testlerinde öğrencilerimiz 72 ülke içerisinde 50. sırada. Elimizde kocaman bir cahil yeni nesil var.

2- Kitap okuma oranlarında yılda 10 kişi 1 kitap okuyor. Dünyada 86. sıradayız. Elimizde kocaman bir cahil yetişkinler toplumu var.

3- Dünyanın en iyi ilk 500 üniversitesi sıralamasına Türkiye’den sadece iki üniversite girebildi. Bu iki üniversitede (Koç ve Sabancı) toplam 8600 öğrenci öğrenim görmesine karşın, Türkiye genelinde toplam 7 milyon 560 bin üniversite öğrencisi var. Hadi bir kaç üniversiteyi de iyi kategorisine eklersek ve rakamı 50 bine yuvarlarsak; elimizde 7 milyon 500 bini dünya standartlarında “cahil” olarak kabul edilebilecek düzeyde üniversite öğrencisivar. 

4- Ülkemizde 100 kadından 42’si şiddet görüyor. 2018’in sadece ilk on ayında 203 kadın kocası tarafından öldürüldü. Elimizde (ölenleri çıkardığımızda) bir yığın ezilmiş kadın, kendi karısına bile nezaket gösteremeyecek derecede anlayışsız koca var.

5- 100 kadından 50’si eşiyle aynı fikirde değilse tartışmaması gerektiğine inanıyor. Elimizde erkeğinin fikirlerine göre yaşayan, görüşü, düşüncesi, zevkleri, tercihleri, hedefleri olmayan ve her seçim oy kullanan bir sürü kadın var.

6- 100 kız çocuğundan 20’si çocuk yaşta evlendiriliyor. Elimizde oy kullanabilecek yaşa geldiğinde dünyayı normal şartlarda “amca” diyeceği kocasının gözlerinden gören, fiziksel ve sosyal gelişimini travmatik bir biçimde tamamlamış bir hayli kadın var.

7- Senede ortalama 250 kadın cinsel saldırılara, 320 çocuk istismara uğruyor. Elimizde çok fazla sapık ve çocuklara bile ilgi duyabilecek derecede hasta ruhlu erkek var.

8- BAV Consulting ve Wharton School of Business yaptığı “çevre koruma araştırması” sonucuna göre Türkiye çevre koruma alanında 100 üzerinden 1 puan aldı ve 60 ülke arasından 59. oldu. Elimizde yerlere çöp atan, doğayı kirletmekte hiçbir sakınca görmeyen, yediği karpuzun kabuğunu denize atan, piknik yaptığı ormanlık alana çöplerini bırakan milyonlarca insan var.

Bu liste böyle uzar gider.

Elimizdeki malzemeler bunlar.

Sizce 31 Mart akşamı bu malzemelerden nasıl bir yemek çıkar?


İbretle okuduk bunları değil mi…

“Bu milletten bir cacık olmaz” dedik içimizden.

Asıl senden bir cacık olmaz. Bu millet sensin. Eminim karını dövmüyorsundur. Eminim çoluk çocuğa yavşamıyorsundur. Eminim kızını çocuk yaşta evlendirmemişsindir. Zaten yukarıdaki özelliklerin hepsi bir insanda toplansa Ebu Leheb’e yancı olurdu herhalde.

Ama yukarıda hiç mi “sen” yoksun?

Hiç yere çöp atmamak için elinde çöp taşıdığın veya cebine koyduğun oldu mu? Bir düşün bakalım bugün yere kaç tane sigara izmariti attın.

Ayda kaç kitap okuyorsun? 2018 yılında toplam kaç kitap okudun? Mevcudiyetini senin atanın bir mektubuna borçlu olan ortalama bir Fransız vatandaşı yılda 21 kitap okuyor. Sayın “yerel seçmen”, sen bu herifi nasıl geçmeyi planlıyorsun?

Sen CHP’lisin diyelim. Karın gelse ben Saadet Partisi’ne oy vereceğim dese yukarıdaki 5. maddeye onu dahil etmek için elinden geleni yapmaz mısın?

Dünyanın en iyi ilk 10 üniversitesinden 8’i Amerika’da. Sevgili üniversite öğrencisi sen kimle kapıştığının farkında mısın? Senin kapısından bile giremeyeceğin Koç, Sabancı üniversiteleri ilk 100’de bile değiller.

Malzeme bu ve biz her seçim öncesi olduğu gibi bu seçimlerde de İsviçre’yi hedefliyoruz. Kanada hayalleri kuruyoruz. Ekonomiyi canlandırıp, soğan lobisini çökertip, beka sorununu kökten halledip, işsizliği ortadan kaldırıp Avrupa’yı çatır çatır çatlatma planları yapıyoruz.

Bu hayaller için de 1 Nisan sabahı yüzümüze bile bakmayacak siyasiler için birbirimizi kırıp döküyoruz; eş, dost, akrabalarımızdan nefret ediyoruz.

Malzememiz bu. Kendimizi düzeltmediğimiz sürece düzelmesini istediğimiz hiçbir şey düzelmeyecek. Suçlu mu arıyorsun… Suçlu sensin. Sorumlu mu arıyorsun… Sensin. Önce kendini değiştir. İdeal yurttaş nasıl olur, ideal eş nasıl olur, ideal insan nasıl olur önce bunlara düzgün cevaplar ver ve öyle olmak için çabala; sonrası zaten kendiliğinden gelecektir.

Ne dedik en başta:

Toplumun karakteri yöneticilerin karakterini belirler. İnsanlar hakettiği şekilde yönetilirler.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone