Yeşermesi Ektiğimiz Tohumun Haktır- Ön Söz

toh

Hüseyin Nihâl Atsız Bey’in uçmağa varışından yıllar sonra, yeniden alevlenen Ötüken Dergisi ateşinin,
çıktığı bu uzun yolculukta 145. sayımızla karşınızdayız.
Yeşermesi dileğiyle ektiğimiz tohumların, yarının Türklüğünde nasıl bir büyüklük arz edeceğini bilmeden,günlerimizi ve gecelerimizi ve emeklerimizi Türklük sevdasına hibe etmekten bir an bile geri durmayacağız!
Ötüken Dergisi 38 yıl aradan sonra, ilk baskısıyla yeniden
çıktı. İlgi oldukça fazlaydı. Bundan ötürü 2 baskı yapmak durumunda kaldık. Yine de talebi karşılamaya yetmedi. Hâlihazırda birçok ilde temsilcimiz varken, bazı illerde de henüz temsilci oluşturamadık. Ancak Bursa ve Ankara’nın dışında Erzurum ve Trabzon’da temsilcilik yerleşkelerimizin açılmasının gururunu yaşıyoruz. Türkiye başta olmak üzere, Türk Dünyası’nın çeşitli yerlerinden Ötüken’in yaktığı kıvılcımdan
etkilenen nice soydaşlar tebriklerini ve bu ateşin bir parçası olmak isteklerini bildirdiler. Öyle görünüyor ki; Ötüken’in yaktığı kıvılcım çok yakın bir zamanda, Türk dünyasının en ücra köşelerinden bile görülebilecek, çok büyük bir ateş olacaktır. Madalyonun bir yanında tablo böyle iken, diğer yanında ise Ötüken’e karşı kötü niyetlerini gizlemekten çekinmeyenler hâsıl oldu. Tamamen Türklüğe ve Türkçülüğe hizmet amacı ile yola çıkan Ötüken, bu amacı baltalamak isteyen birtakım çevreler tarafından çeşitli iftira ve ithamlara maruz kaldı. Ötüken’in isim hakkının bize, yâni Türkçülere ait olmadığını
iddia ederek, engellemek için mahkeme açılacağı söylemleri, bizzat ulusal gazetenin birinde, bir köşe yazarınca dile getirildi. Ancak yazıda kalan ve hiçbir hükme sâhip olmayan bu
durumun bizde bir karşılığı yok. Yine de okurlarımızı bu konudan da haberdar etmek istedik.
Ötüken’in yayınlanmasına engel olacağını iddia edenler, 1. sayımızın 2 baskı yapmış ve tükenmiş olmasına rağmen iddialarına sadık kalamadılar. Türkçüleri, mahkeme yoluyla tehdit etmek gibi küçüklüklere, hayatında bir tek Türkçü tanımamış kimselerin tenezzül edebileceğini biliyor ve telaşa
kapılmış düşmanlarımıza sadece gülümseyerek cevap veriyoruz.
Şu kadarını bilmeleri kendilerine yeter: Mahkeme kapıları kendilerine her zaman açıktır. Halep oradaysa, arşın burada…
Bu sayımızda Sekelistan Türklerini anlatan bir kapakla karşınızdayız. “Avrupa’nın ortasında Türk güneşi doğuyor” dedik. Bu güneşin doğacağına inanıyoruz. Romanya’da baskı altında yaşayan Sekel Türkleri, bağımsızlık yolunda emin adımlarla yürüyor. Eski karanın her yerinden, katliam, soykırım, baskı haberleri aldığımız bir çağda, Avrupa’nın ortasında doğan Türk güneşi umudunu, soydaşlarımızla
paylaşmayı uygun gördük. Geçtiğimiz ay içerisinde Türkiye’ye gelen, Macaristan’ın meclisteki 3. büyük partisi Turancı JOBBIK Partisi Lideri Vona Gabor, Sekelistan Bayrağı’nı göstererek, Sekel Türkleri’ne sâhip çıkılmasını Türkiye’deki Türkler’den istedi.
Bu sayımızda da Tuva’dan, Azerbaycan’a, Macaristan’dan, Sekelistan’a, Türk dünyasının sesi olmaya çalıştık. Ne mutlu ki; derdiyle dertlendiğimiz, sevincini paylaştığımız soydaşlarımız, uzak ülkelerden de olsa çağrımıza kulak, sesimize ses verdiler.
Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Türkler, yine düşmanlarıyla
baş başa kalmak zorunda kalıyor! Ne insan hakları,
ne de uluslararası örgütler dün olduğu gibi bugün de, Müslüman Türkler’e olduğu gibi Hıristiyan Türkler’e de sâhip çıkmıyor. Bizim, bizden başka kimsemizin olmadığı şuuru ve Türkçülerin sesi olmanın gururuyla, Türklerin dergisi Ötüken’in yeni sayısını arz ediyoruz.
Tanrı Türk’ü, Türk yurdunu korusun.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone