Yıl Olmuş…

KemalOnalir

Türkiye’de 90’lı yıllarda bir espri vardı. Haber spikerlerinin sık sık kullandığı ‘Gün geçmiyor ki’ söz öbeği zamanla halk arasında komedi malzemesi oldu.

İşte ‘Gün geçmiyor ki’ Türkiye’de garip bir hadise daha meydana gelmesin.

Devletin din işlerinden sorumlu kurumu görüşeceği cemaatlerin listesini yayınlar. Devletin başındaki adam devletinin imzaladığı anlaşmayı hiç lüzum yokken tartışma konusu yapar. Aşiret liderleri (!) çıkar İngilizlerden yardım almadık diye açıklama yapar. Hükümetin İslamcılığıyla meşhur bir üyesi ‘İyi ki Cumhuriyet kurulmuş’ der.

Daha da çoğaltılabilir. Vakit ziyanına lüzum yok.

Bakınız, yıl olmuş 2016 ve Türkiye’nin gündemi bu saydığım konular. Sizce bu işte bir yanlışlık yok mu? Bence daha doğrusu bizce var.

Haber bültenlerini meşgul eden konuları ve gazetelerin manşetlerindeki haberleri bir kenara bırakıp kenarda köşede kalan bazı haberlere bakalım.

Japon bilim adamları 400 yıl boyunca kullanılabilecek bir batarya geliştirdi. Uzay seyahati yapan bir araç aşağı yukarı 2 yıl boyunca yol alıyor. Ya 400 yıl boyunca yetecek şarjı olan araçlar nerelere kadar gidecekler?

Hepimizin kullandığı Microsoft firmasına ait olan Windows işletim sisteminin son sürümü olan Windows 10, 400 milyon kullanıcıya ulaştı. Yılsonunda bu rakamın 500 milyon olacağını tahmin ediyorlar.

Virüs koruma yazılımlarında olan ESET firmasının ürettiği ESET Mobile Security yalnızca Android telefon ve tabletlere 10 milyon defa indirildi.

Bunlar teknolojik gelişmeler. Peki, ne ifade ediyorlar?

Öncelikle bu yazılımlar üzerinden kişilerin özel bilgilerinin takip edildiğini ve depolandığını herkes biliyor. Hem devlet kurumlarında hem kişisel cihazlarda bu yazılımlar kullanılıyor. Bu, hem devlet bilgilerinin hem de kişisel bilgilerin herhangi bir koruması olmadığını gösterir.

Yıllardır işletim sistemi ve virüs koruma yazılımı yapamamanın bedeli uluslararası şeffaflıktır. Bir devletin değil, bir şirketin herhangi bir dosyaya istediği gibi ulaşabilmesidir.

Tek üretim hedefi otomobil olan Türkiye hükümetleri en büyük hatayı burada yapıyorlar. Cep telefonu, tablet ve bilgisayar gibi ürünler ve bunların yazılımları otomobilden daha önemlidir. Herkesin arabası yok ama hemen herkesin cebinde en az bir cep telefonu var. Hangisi daha öncelikli siz karar verin.

Bilim âlemi ne yapmış kısaca ona da bakalım.

Hidrojen, geleceğin yakıtı olarak tanımlanıyor. Fakat elde etmesi halen zor olduğu için üzerinde yapılan çalışmalar sürüyor. Houston Üniversitesinde bu konuda araştırma yapan bilim insanları normal yöntemlerden çok daha ucuz ve kolay metotlarla bu meselede bir adım attılar.

Son dönemin en kötü hastalıklarından olan Kalp Ritmi Bozukluğu illetinin tedavisinde yeni bir aşamaya gelindi. Bu kez Bonn Üniversitesinde yapılan deneylerle acı verici elektrik şoku tedavisi yerine acısız Işın Tedavisi yöntemi geliştirildi.

ABD’nin Cornell Üniversitesinde bir gurup bilim adamı, Karbondioksitten elektrik üreten bir düzenek geliştirdi. Hani şu bildiğiniz nefes verirken saldığımız gaz olan Karbondioksitten.

Güneş ışınlarını elektrik enerjisine dönüştüren sistemlerin verimliliği konusunda birçok mühendis arkadaşımla saatler süren tartışmalar yapmışlığım vardır. Hemen hepsi bu sistemin düşük verimli olmasından yakınıp kullanılamaz olduğunu söylemekteydi. Fakat bunun da çaresi bulundu. New South Wales Üniversitesinden bir gurup bilim insanı 28 cm2’lik bir alanda %34,5 verime ulaştılar.

Örnekleri daha çoğaltabiliriz ama maksadın hâsıl olması için bu kadarı yeterli diye düşünüyorum.

Sözün özü şu; biz, kıbleyi gösteren seccade, Allah diyen koyun, şortla otobüse binen kadın, Lozan, Aşiret şu bu derken neleri gözden kaçırıyoruz. Gündemimiz ne şekilde belirleniyor, neleri eksik yapıyoruz?

İstediğiniz hedefi koyun, istediğiniz maksada ulaşmaya çalışın, gündeminiz bu tarz olaylarla meşgulken olduğunuz yerde sayarsınız.

Başlığa dönersek, yıl olmuş 2016, biz hala Lozan zafer mi onu tartışıyoruz!

 

 

 

 

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone