Yıldırım Yıldızdoğan (Söyleşi)- Murat Ali İlerigiden

söyleşi

Türk
milliyetçisi
sanatçı
olmanın ‘suç’
olarak
algılandığı
söyleyen
Yıldızdoğan,
Her şeye
rağmen ne
Türklüğümüzden,
ne ülkümüzden,
ne
de ideallerimden
taviz vermem
dedi.

-Sayın Yıldızdoğan, öncelikle
söyleşi teklifimizi kabul ettiğiniz için
teşekkür ederiz. Sizi kısaca tanıyabilir
miyiz?

-Asıl ben teşekkür ederim sevgili
kardeşim. Kendimi kısaca tanıtmaya
gelince bunu pek fazla beceremiyorum.
İnsanın kendisini tanıtabilmesi
için ilk önce kendisini tanıması gerekiyor
ki işte sıkıntı orada başlıyor. Sizden
gelen ilk soru bana zor geldi. O
yüzden bu soruyu es geçelim diğer
soruların içinde değerlendirmeye alalım
isterseniz. Evet, ikinci sorunuzu
alabilirim.

Sanat yaşamınızı bize ve okurlarımıza
özetleyebilir misiniz?

-Sanat hayatım lise ikinci sınıfta
başladı. Çevremdeki arkadaşlarımın
yoğun baskısı sayesinde küçük çaplı
konserlere çıkma cesareti elde ettim.
İlk olarak Aydın/Ortaklar Ülkü Ocaklarının
Vuslat Gecesi isimli bir organizasyonuna
katıldım. Daha sonra ardı
arkası kesilmeyen konser davetleri ile
iki sene içinde Türkiye’de konsere çağırılmadığım
hiç bir şehir kalmamıştı.
Eskiden sosyal medya, gazete, televizyon
gibi kendimizi gösterebileceğimiz
bir mecrada yoktu ama
insanlarımızda sıra dışı bir tutkunluk
vardı. 2001 ve 2002 yılında 2 adet
albüm yaptım. İlk albümüm Türkiye’de
en çok satan 13’üncü albüm olmuştu.
Daha sonra pek çok
sanatçının albümünde gerek sesim,
gerek beste veya müziğimle yer
aldım. Ortaklar’daki Vuslat Gecesi
konserinden bu güne kadar gerek
yurtiçi gerekse yurtdışında 700’e
yakın konser verdim.

Kaç albümünüz var ve hangi çalışmalara
imza attınız?

-3 adet albüm yaptım ama Toplam
17 bestem ile de birçok sanatçının
albümünde yer aldım. Son yıllarda
müzik sektörünün içinde bulunduğu
sıkıntı tabi ki beni de etkiledi. Albüm
yapmak yerine tek parçadan oluşan
ve sadece dijital ve sanal ortamda var
olan tekli (single) albüm çalışmalarım
oldu.

Hayranlarınız uzun süredir albümünüzü
bekliyor fakat siz uzun zamandır albüm çıkarmadınız bunun
yerine Yıksa Yıksa adlı parçanıza görüntüleme
(klip) çektiniz, neden
albüm çıkarmıyorsunuz?

-Tabi ki tek parçadan oluşan tekli
(single) çalışmaları albüm ismiyle
anmak doğru değil. Hayranlarıma ve
size bu konuda hak veriyorum. Bir
takım beklentileri olacaktır. Ama
biraz öncede bahsettiğim gibi müzik
piyasasının son yıllarda içinde bulunduğu
çıkmaz beni de etkiledi. Artık
müzik şirketleri Sanatçıya albüm yapmıyor.
Maddi gücü yerinde olan sanatçılar
kendi imkânlarıyla albüm
çalışması yapabiliyor. Benim yaptığım
arada sırada hayranlarıma gücüm ölçüsünde
hala buralardayım, hala
sanat hayatımı devam ettiriyorum
demek için ufakta olsa bir takım sanatsal
çalışmalara imza atmak oluyor.

Bir dönem en çok konser veren
sanatçılar arasındaydınız. Bu sıralar
sizi pek sahnelerde göremiyoruz inzivaya
mı çekildiniz, yoksa yeni projeler
mi var?

-Konserlerime hala devam ediyorum.
Ama eski yoğunlukta olmamasının
pek çok sebebi var. Benim
amacım her telde oynayıp herkesin
nabzına göre şerbet vermek değil.
Benim amacım sanatıma birlerinin istediği
şekilde yön vermek yerine
kendi içimden geçenlere ortak yürekler
aramak. Allah’a şükür ki benim yüreğimden
olan beni anlayan insanlarımızda
var. Tabi ki zamanda her şeyi
eskitiyor. İnsanlarımızın sanat algısının
bir miktar dışında kalıyorum
desem en kestirme cevabı vermiş
olur muyum sizce?

Türk milliyetçisi bir sanatçı olmanın
sizce zorlukları nelerdir?

-Türk milliyetçisi bir sanatçı
olmak ve bunu dillendirmek ne yazık
ki dünyanın en büyük suçlarından
biri… Türkü ile bar kelimesini yan
yana getirmekten gocunmanın cezası
ise aç bırakılarak idam edilmek. Hatta
sanatçı olarak görülmemek, dikkate
alınmamak bu infazların en ağırı. Bu
yüzden hem sanatçı olmak hem de
bu fikriyata sahip olmak bir hayli zor.
Zaten pek fazla kişi de yokuz bu sebepten
ötürü. Her şeye rağmen ne
Türklüğümüzden, ne ülkümüzden, ne
de ideallerimden taviz vermem.
Türkü söyleyerek Türk’ü anlatmaya
devam edeceğim. İşin parasında pulunda
değilim. İki lokma yemek nerede
olsa bulunuyor. Rahmetli
Mehmet Akif vefat ettiğinde cebinde
sadece kefen parası vardı. Onurlu bir
hayat her kula nasip olmuyor. Benim
için o onur, hem Türk hem de sanatkâr
olmak.

Şarkı sözleri nasıl kaleme dökülüyor?
Yazdığınız birçok sözde sitem
ya da aşk dolu satırlar var… Birine mi
yazıldı bunlar?

-Sizi hayal kırıklığına uğratmak
gibi olmasın ama pek çoğu hayal
ürünü. Maksat duygularını kaleme ve
notaya dökemeyen milyonların duygularına
tercüman olabilmek.

Sanat yaşamınızda gelecekte
neleri hedefliyorsunuz?

mur
-Sanatçı bir yürekle yaratılmış olmanın
üzerime yüklediği sorumluluklar
olduğunu düşünüyorum. İlk hedef
olarak adına
türkü yazılmamış
Misak-ı
Milli kahramanlarımız
için hazırlamakta
olduğum
Ölümsüz
Kahramanlar
adlı bir albüm
çalışmam var.
Şerife bacıdan
Demirci Mehmet
Efe’ye,
Topal
Osman’dan
Nine Hatun’a
kadar pek çok
ecdadımızı isimlerine yazdığım türkülerle yeni
nesile anlatmaya çalışacağım. Ben
elimde bulunan olanaklarla en iyisini
yapmaya gayret sarf edeceğim. Gerisi
benim istediğim değil, benim sanatıma
değer verenlerin sayesinde olur.
Ulaşmak istediğim hedef bu dünyadan
göçüp gittikten onlarca yıl sonra
bile hayırla hatırlanmak ve anılmaktır.

Birçok sanatçı Atsız Ata’nın şiirlerini
besteledi sizin de böyle bir düşünceniz
var mı?

-Açıkçası Atsız Ata’nın ondan
fazla şiirini besteledim. Lakin albüm
yapımcısına beğendiremedim. Albüm
için gerekli harcamayı yapan yapımcının
(prodüktörün) beğendiği besteleri
kullanmaktan başka çaremiz
olmadı. İlerleyen zamanlarda bestelediğim
şiirlerin başka başka sanatçılar
tarafından da bestelendiğini görünce,
ben daha iyi bestelemiştim aslında
diye kendi kendime
üzülmüşlüklerim vardır. Sadece Atsız
Ata’nın şiirlerinden bestelediğim
eserlerden oluşan bir albüm yapma
hayalim hala devam ediyor.

3 Mayıs Türkçüler Günü ile ilgili
yaptığınız parçada, Atsız Ata’nın tam
olarak söz ettiği gibi “3 Mayıs ne bir
matemdir, ne düğün…” ifadesini kullanmış
olmanız Türkçüler tarafından
takdir görüyor. Farklı eserlerde 3
Mayıs’ın bir bayrammış gibi bahsedilmesinin
aksine bu ayrıntıyı gözden
kaçırmadınız. Bu konuda neler
söyleyebilirsiniz?

-Atsız doğru söylemiş, ben de
tasdik ettim. Sanatçı ayrıntıdaki püf
noktalarına dikkat etmelidir. Maalesef
yanlış olan o kadar çok şey var ki
uzun uzun konuşulması ve ortak bir
karara varılması gereken. Siz buna
dikkat etmişseniz demek ki doğru
yoldayım diye düşünüyorum.

10. yılında Genç Atsızlara ve
Ötüken okurlarına bir iletiniz var mı?

-Ötüken benim de uzun bir süredir
beğeniyle okuduğum ve fazlasıyla
sebeplendiğim bir dergidir. Bu değerli
sayfalarda yer işgal etmek
benim için büyük bir onurdur. Yıllar
geçtikçe ben de git gide Atsız’laşıyorum.
Lakin ihtiyarlayınca Atsızlaşmak
yerine genç iken Atsız olabilmek gerekirmiş.
Sizin vesilenizle ulaştığımız
herkese selamlar olsun.
Tanrı, yüce
Türk’ü korusun.

Makamını daim etsin.

Teşekkür ederiz. 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone