Yine ve Yine Aynı Sahne

Sayın Cumhurbaşkanı, çözüm sürecinin sekteye uğradığı ilk günlerde, “Bundan sonra çözüm süreci buzdolabına kaldırılmıştır” şeklinde bir açıklama yapmıştı. O zaman yazdığım bir yazıda, “Bir şey bozulmasın diye dolaba kaldırılır” şeklinde tepki göstermiştim. Geldiğimiz noktada, çözüm süreci dolaptan çıkarılıyor gibi bir hava oluşmuştur. Birçok insan bunu, haklı olarak siyasete bağlıyor. Ben panik siyaseti olarak görüyorum. AKP’nin artık tam verim alabileceği bir siyaseti olamaz. Çünkü bahsi geçen parti içeriden çürümüştür; bu çürüme de günden güne ayyuka çıkmıştır.

Bazı sorunlar asla çözülmez.

Başörtüsü meselesinin sorun olarak devam edeceği bir zemin, her zaman mevcuttur. Asla kökünden çözülmez. Terör her zaman olmalıdır. Güvenlik güçleri sahada ne zaman başarı kazanırsa, terör ne zaman sıfıra inmeye başlarsa, o zaman yeniden apar topar çözüm süreci-teröristle pazarlık görüşmeleri başlar. 90’larda da aynen böyleydi.

AKP dönemindeki çözüm sürecinden yıkılmadan çıkabilmiştik. Bu cümleyi abartılı bulabilirsiniz; fakat durum gerçekten böyle olmuştur. Çözüm sürecinin daha başından itibaren, yabancı istihbarat görevlileri, PKK’lı teröristleri, şehir terörü üzerine yetiştirmeye başlamıştı. Her yere EYP’ler yerleştirilmiş, memleketin birçok yerine tüneller kazılmıştı. Çok sayıda şehit verdik, gazilerimiz oldu. Birçok yapı tahrip edildi. Bilhassa Sırp keskin nişancılar kol geziyordu. Tüm bunlar olurken, Putin söylemiş gibi uydurulan “Erdoğan çözüm süreciyle PKK’yı oyalayıp tank yaptı” gibi propogandalar vardı.

Milli savunma sanayisinde ilerleme olduğu ve terör operasyonlarında bunlardan bir verim alındığı açıktır. Diğer yandan, Hükümete yakın çevrelerin bu konudaki iştahlı beklentileri de açıktır. Bu iştahlı çevrelere, yabancı sermaye de dahildir. Tank palet fabrikası konusundaki gelişmeler, bu iştahın sonunda ortaya çıkmıştır. Şimdilik konumuz dışı olduğu için, bu meseleyi es geçiyorum.

Çözüm sürecine dair duyduğum en son gelişme, teröristbaşı Öcalan’ın ailesiyle görüştüldüğü konusunda, sayın Cumhurbaşkanının yaptığı açıklama oldu. Bizzat kendisi “İzni biz verdik” kabilinden bir konuşma yaptı. Bunlar birçoğumuzun beklediği gelişmelerdir. Ben siyasetçileri, artık ülkeyi yöneten tarafta görmüyorum. Siyasetçiler daha çok kendi zümrelerinin ekonomik beklentileri için politika üretmekle meşgul oluyor. Ya Türkiye’nin kaybettiği, kaybetmekte olduğu yıllar?

Şehit Ahmet Cem Ersever, bu konuya açıklık getireli çok olmuştur: “İktidarlar, terör örgütlerini bir koz olarak kullanırlar. Çünkü terörden arınmış toplumun gözü yöneticilerin ekonomik politikaları ve refah anlayışında olacaktır.”

Terör ne zaman bitme noktasına gelse, ne hikmetse çözümün masa olduğu hatırlanır. Çanakkale cephesinde evliya yardımıyla savaştığımız söylenir durur. Bizim evliyaların yardımına sahada değil de, masada ihtiyacımız olduğu çok açıktır.

***

Konu dışı: Ankara Barosu, tam YSK’nın karşısında yer alan binasına, “Hukuksuzluğun tam da karşısındayız” ifadesi taşıyan, bina boyu bir pankart astı. Buna “orantısız zeka” deniyor. Unutmayalım ki “akıl+vicdan=adalet” eder.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone