Yola Çıkmayanlar!

Tarih üzerinde çok tartışılan, ilim olup olmadığı bile belli olmayan bir şeydir. Onunla ilgili tartışılmayan tek şey, ders çıkartılması gerektiğidir. Tarih ile alakalı her tartışma bu tespit ile biter. Ders alanını görmedik. Fakat tarihçi olmanın yetkisiyle ders çıkarmalık birkaç misal vermek istiyorum.

Tarihi olaylar derince incelenirse, her olayın arka planında birçok etken olduğu ortaya çıkar. Bu durum en eski çağların olaylarında da, yakınçağda da böyledir. Fakat birçok hadisenin, özellikle gelecek yıllara yön veren olayların temelinde herkes için geçerli yargılar vardır.

Birkaç örnek verip bu olayların temelindeki yargıyı açıklayacağım.

Tunguzlar ve Çinliler arasında sıkışıp kalan Hunları yani Türkleri bağımsızlığına ve kesin delillerle bildiğimiz ilk devletine kavuşturan kişi Mete Han’dır. Böyle okuyunca göz açıp kapatıncaya kadar olup bitmiş bir olay gibi geliyor. Fakat bu iş için Mete Han askeri yöntemler ve icatlar geliştirmiştir. İdare biçimini ve töreyi sistematik hale getirmiş, yaşamı boyunca Hunların yani Türklerin düşmanlarıyla çarpışmıştır.

Talihin ters dönmesi yüzünden Çin’e esir düşen Göktürkleri Kür Şad ve arkadaşları canları pahasına giriştikleri bir ihtilalle kurtarmışlardır. Bir cümle ile özetlenen bu olayın arkasında aylar belki de yıllar alan hazırlıklar olmadığını düşünmek saflıktır. İlmek ilmek örülen planı doğa bozmuş fakat maksat hâsıl olmuştur.

Tuğrul ve Çağrı Beyler etraflarında toplanan Türk boylarının mesuliyetini almışlar, onlara yeni yurtlar bulmak zorunda kalmışlardır. Bunun için Anadolu başta olmak üzere birçok bölgeye keşif gezileri ve akınlar yapmışlardır. Onlardan bayrağı devralan, Çağrı Bey oğlu Sultan Alparslan 1071 Malazgirt zaferiyle Anadolu’yu Türkiye yapmıştır. Birkaç satırla özetlenebilen bu sürecin arka planında ve detayında sayısız hadise vardır.

Babası Yesügey’i çok küçük yaşta kaybeden Temuçin’in bütün çocukluk ve gençlik yılları sıkıntılarla geçmiş, pek çok badire atlatmıştır. Fakat iyice güçlendikten sonra dağınık Moğol boylarını bir araya toplamış, Cengiz Han olmuş, onun nesli bilinen dünyanın üçte ikisini fethetmiştir. Berlin’den, Japonya’ya, Moskova’dan Bağdat’a uzanan topraklar Cengiz oğulları tarafından yönetilmiştir. Bu muazzam fütuhatın özeti işte bu kadar kolaydır. Fakat sürecine baktığımız zaman o kadar da kolay olmadığı görülmektedir.

Sultan II. Mehmet’in en büyük amacı İstanbul’u almaktır. Çünkü o tahttan indirilmiş bir padişahtır. Onun için İstanbul’u fethetmek demek, tahtı fethetmek demektir. Bu uğurda mühendislik, topçuluk öğrenmiş, Latince ve Hristiyanlığı ezberlemiştir. Düşmanın her cephesine ayrı ayrı saldırmıştır. Fatih olmuştur.

Mustafa Kemal, memleketin içine düştüğü durumu görmüş, kurtuluşu Anadolu’da sezmiş, kimileri ‘ağa’ olmanın, ‘manda’ olmanın planlarını yaparken o silaha sarılmıştır. Yıllar süren yıpratıcı mücadelelerden sonra muvaffak olmuş, Atatürk unvanını kazanmıştır. İstanbul’un son Fatihi odur. Anadolu Türklüğünün yaşadığı son rahat devir onun zamanındadır.

İşte tüm bu olaylardan çıkartılacak tek bir ortak yargı vardır. Yukarıdaki işleri başaran, Türk’e devlet idaresini öğretmek, bağımsızlık aşkını kazandırmak, yeni yurtların yolunu göstermek, dünyayı tahtının ayaklarına bağlamak, imparator olmak, Başbuğ olmak gibi meziyetlere kavuşmuş insanların herkesin kabul edeceği tek ortak noktası vardır; ‘Yola çıkmış olmaları’.

Hayal kurmak her insanda olan bir haldir. Fakat kurduğu hayalin peşinden gitmek, onun için harekete geçmek yalnızca cesur, kudretli insanların yapabileceği bir iştir. Mete Han, Kür Şad, Cengiz, Tuğrul ve Çağrı beyler, Sultanlar Sultanı Alparslan, Fatih, Atatürk gibi insanlar o kudrete sahip ender kişilerdendir.

Yaptıkları işler çok büyük işlerdir. Hatta bugünden bakınca imkânsız gibidir. Fakat biz Türkçüler tarihte gerçekleşmiş şeylerin tekrar gerçek olabileceğine iman ederiz. Adına Turan dediğimiz ülkü bunun en önemli örneğidir. O yüzden bugünün Türkçü gençleri kurdukları hayal için harekete geçmek zorundadır.

Kanımız bize bunu emrediyor. Yerinde oturana Tanrı, Bozkurt yollamıyor. Bugün Türk dünyası bir başka Ergenekon devrini yaşamaktadır. Kurtuluş demir dağı eritmek için harekete geçecek Türkçü neslin yetişmesidir. Biz ateşi yakarsak Tanrı yeniden Gök Börü’yü önümüze katacaktır.

Oturmayın, uyuşmayın, uyumayın, sinmeyin, umutsuzluğa kapılmayın. Tek ihtiyacımız vardır o da ayağa kalkıp harekete geçmek, çok çalışmaktır.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone