Yusuf Akçura’nın Türkçülük Hareketindeki Yeri

KemalOnalir

Türkçülük hareketi ‘Programlı Dönem’ evresinde birçok Türkçü tarafından işlenmeye başlayan bir fikir olmuştur. Gök Alp, Gaspıralı, Ömer Seyfeddin, Tekin Alp gibi kimseler sosyal ve dil dallarında Türkçülüğü işlemiş ve ona yön vermeye çalışmışlardır.

Fakat bu saydığım Türkçüler 1908 yılına kadar dernek yahut teşkilat kurmak hareketine girişmemişlerdir. 1908 yılında kurulan ve ilk Türkçü dernek olan Türk Derneği’nin kurulmasında en büyük pay Yusuf Akçura’nındır.

Ayrıca ilk ve son Türkçü siyasi parti yine onun çabalarıyla kurulmuştur.

Konunun detaylarına girmeden evvel Akçura hakkında kısa bir bilgi vermenin faydalı olacağı kanaatindeyim.

Akçura, 2 Aralık 1876 tarihinde Simbir’de doğmuştur. Ailesi varlıklı ve eğitimli olmasına rağmen 2 yaşındayken babası Hasan Bey’i kaybetmiştir ve annesi Banu Hanım ile beraber İstanbul’a gelmişlerdir.

Askeri Rüştiye’yi bitirip Harbiye’de okumaya başladı. Harbiye’nin ikinci sınıfındayken katıldığı milliyetçi hareketlerden ötürü 45 gün hapis yattı. Bu olaydan bir süre sonra Arkadaşı Hikmet Vefik ile beraber askerlikten uzaklaştırıldı ve Akçura Fizan’a sürüldü.

Trablusgarp’ın bir beldesi olan Fizan’a ödenek olmadığı için gönderilemez. Trablusgarp’da bir süre serbest dolaşmasına izin verilir ve bazı memurluklarda görevlendirilir. 1899 yılında ise Ferit Bey isimli bir arkadaşıyla beraber Fransa’ya kaçarlar.

Paris, Akçura’nın fikirlerinin olgunlaştığı yerdir. Burada daha önce Sultan II. Abdülhamid’in hışmına uğrayanlarla tanışıp fikir alışverişinde bulunurlar.

1903 yılında Siyasal Bilgiler bölümünü bitirip Rusya’ya doğduğu şehre gidip amcasının evine yerleşmiştir. Burada 1904 yılında Türkçülük için en önemli metinlerden biri olan Üç Tarz-ı Siyaseti yayımlamıştır. Bu makale Mısır’da yayınlanan ve ‘Türk’ adını taşıyan bir gazetede yayınlanmıştır.

1908 yılı hem Türkçülük, hem de Akçura için milat olmuştur. Kasım 1908 tarihinde İstanbul’a gelen Akçura, tarihe dikkatinizi çekerim, aynı yıl Necip Asım ve Veled Çelebi ile beraber, ‘Gayri siyasi ve yalnızca harsi manada bir Türk cemiyeti’ kurmak için görüşmüştür. Kasım 1908 tarihinde İstanbul’a gelmiş ve 12 Aralık 1908 tarihinde ilk Türkçü dernek olan Türk Derneğinin kurulmasını sağlamıştır.

Bu Türk Derneği, bütün kurucuları İstanbul’dan ayrılmak zorunda kaldığı için 1911 yılında kapanmış, yerine İstanbul’da kalan Türk Derneği üyeleri tarafından Türk Yurdu Cemiyeti kurulmuştur. Bu cemiyet ilerleyen süreçte, Türk Ocakları, Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu’nun nüvesini oluşturacaktır.

Türk Ocaklarının kuruluş tarihi 1912’dir. Türk Ocakları meselesinden önce Akçura’nın bir başka faaliyeti olan Milli Meşrutiyet Fırkasına değinmek gerekiyor. Bu parti Türk tarihinde kurulan ilk ve son Türkçü partidir. Bu partinin kurucuları Ahmet Ferit Tek ve Yusuf Akçura’dır. Hiçbir seçime giremeden kapanmıştır.

Türk Ocakları ise Türkçülük tarihinin en köklü ve en geniş ağa sahip teşkilatı olmuştur. Daha önceki yapılar kısa sürede kapanmış olmalarına rağmen hazırladıkları zemin itibariyle önemli teşkilatlardır. İşte o hazırlanan zeminin üzerine inşa edilen en güçlü yapı Türk Ocakları olmuştur.

Türk Ocaklarının bugününe bakıp aldanmayın. Eski Ocaklılar Rum Patrikleri ziyaret etmezlerdi!

Türk Ocaklarını Reis Vekili Yusuf Akçura olmuştur. Milli Mücadele yıllardaki faaliyetlerde sevk ve idareyi sağlayan ekibin içinde yer almıştır.

Türk Ocakları içinden Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu adında iki yeni yapı çıkartılıp Türk Ocakları kapatılınca Türk Tarih Kurumu’nun ikinci başkanı olmuştur.

Yusuf Akçura Türk Tarih Kurumunun ilk başkanı değildir. İlk başkan Tevfik Bıyıklıoğlu’dur.

Yusuf Akçura, Türk milliyetçiliğinin teşkilatlanması yolunda en çok mesai harcayan kişidir. Rusya’da bulunduğu yıllarda bile Kırım Türkleri arasında kurduğu parti ile Kuzey Türklerini Rus meclisinde temsil ettirmeyi başarmıştır.

Yukarıda bir bahiste tarihlere dikkat ediniz demiştim. Kasım ve Aralık ayı gibi peş peşe gelen tarihlerde hemen dernek kurmuş olması bile büyük başarı ve büyük bir çalışkanlık örneğidir.

İstanbul’u yeniden Türk toprağı yapan anlaşmayı imza ettiği bugün kendisini rahmet ve minnetle anıyorum. Mücadelesinin yeni nesil Türkçülere örnek teşkil etmesini diliyorum.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone