Zabıta Meselesi

KemalOnalir

Konu hakkındaki görüşlerimi belirtmeden önce sosyal medyanın gündemi belirlemesi hakkında bir iki şey söylemek istiyorum.

Sosyal Medya kavramı, insanlarla iletişim kurmak, fikirlerinizi ifade etmek ve kan, ilik gibi acil ihtiyaçları bulmak amacıyla kullanılması gereken bir mecradır.

Fakat şunu unutmamak gerekir ki; sosyal medya yazarlığı fikir adamı yapmaz. Veya sosyal medyada kullanılan görseller ve videolar haber konusunu geçtim, gündem maddesi bile olamaz.

Son birkaç gündür sosyal medyanın iki konusu var; Yozgatlı dayı ve Amerikalı kadın arasındaki ilişki, zabıtaya bıçak çeken 15 Temmuz gazisi.

2023 tarihinde süper güç olacak olan Türkiye bu iki meseleyi konuşuyor. Ve bunlar son günlerin örnekleri. Bundan önce birçok mesele önce sosyal medyada başlamış, daha sonra ana haber bültenlerine kadar çıkmıştı.

Hatta bu mecrada kurulan baskı ile tutuklular serbest bırakılmış, serbest olanlar tutuklanmıştı.

Bazen bahsi geçen durumla hiç alakası olmayan görseller kullanılıp konular çarpıtılabiliyor. Bu durum da toplum algısının yok olmasına ve güvensizliğe yol açıyor. Yani ‘Yalancı Çoban’ hikâyesinin modern versiyonu yaşanıyor.

Sosyal medyanın gündemi böyle meşgul etmesi ve şekillendirmesi doğru değildir. Bu etkiyi sağlayan en önemli şey insanların sosyal medya kullanımını bilmemesi ve gereğinden fazla boş vakitleri olmasıdır. Şahsi kanaatim okullarda ‘Sosyal Medya ve Kullanımı’ başlıklı bir ders okutulması yönünde. Bunun yanında gerçek sosyal etkinlikler arttırılmalı, insanlar birbiriyle yüz yüze vakit geçirmeye alıştırılmalı.

Gelelim son gündem meselesine.

Türkiye’de zabıta ile en çok sorun yaşayan teşkilatlardanız. Özellikle Kayseri’de neredeyse bütün stant çalışmalarımız bu ‘görevliler’ tarafından engellenmeye çalışılıyor. Nereden emir aldıklarını, neye göre bu engellemeyi yaptıklarını, hangi kanuna hangi yönergeye bağlı olduklarını kendileri de bilmiyorlar.

Zabıta teşkilatı ne olduğu belirsiz garip bir yapıdır. Sık sık haberlere düşer, genelde dayak yerler.

Son olay yine İstanbul’da yaşanan bir arbede oldu. Görüntüleri hepimiz izledik ve genel olarak ‘sakallı’ vatandaşa hak verdik. Tırnak içine aldım çünkü bu ibare önemli.

İlk çıkan iddia, bu bıçaklı kişinin ’15 Temmuz Gazisi’ olduğu yönündeydi.

O zaman soralım; AKP Genel Başkan yardımcısı Öznur Çalık’ın müjdelediği; ‘Gazilere aylık 3.200 lira maaş ödeneceği’ haberi yalan mıydı?

Şayet yalan değilse bu adam hala neden işportacılık yapıyor? SSK borçları silindi, tüm gazilik hakları verildi, hiçbir şeye para ödemiyorlar. Peki, bu adam neden halen araba çekiyor?

İkincisi; 15 Temmuz Gazisi olmak, devlet memuruna bıçak çekmek için geçerli bir sebep midir? Her gazi istediği yerde bıçak, silah, sopa, satır sallayabilecek midir? Eğer öyle ise gazi olmayan diğerleri bu durum karşısında nasıl bir tavır takınacaktır?

Üçüncüsü; memlekette işporta tezgâhı açmak için belge alma kuralı vardır. Bir kişi bu belgeyi alır, vergisini öder, kurallara uyarsa rahatlıkla rızkını kazanabilir. Bu kural ’15 Temmuz Gazileri’ ve ‘sakallılar’ için geçerli değil midir? Kurallar kimin için konulmuş, kanunlar neden yapılmıştır?

Dördüncüsü; şahıs sakallı ve takkeli olmasaydı, mesela hilal bıyıklı yahut Che Guavara tişörtlü olsaydı verilen tepkiler aynı mı olacaktı? Yıllardır haberlerde işportacı/zabıta kavgalarını izleriz, neden hiçbiri bu kadar gündem olmadı diye düşünmediniz mi?

Buyurun size bir sürü soru. İsteğiniz gibi cevaplayın. Akıllı adamın cevabı bellidir.

Adına devlet denilen otoritenin kuralı, kaidesi, yasası olur. Bu yasalar o devlete vatandaş olan herkes için geçerlidir ve yaptırım gücü makam, rütbe, kıl/tüy tanımaz. Belge alıp vergiye tabii olmayan, birde üstüne bıçak çekip savuran bir adamı sosyal medya gücü şirin gösteremez.

 

 

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone