Zafer (!) Sarhoşları

Büyük savaşların sonunda büyük komutanların kurduğu bir devleti hileli seçim sandıklarında yıktıklarını sananlar, sanal bir zaferin gerçek sarhoşluğunu yaşıyor; içkiden bir yudum alınca aslana kafa tutan karınca gibi Atatürk’e saldırıyor. Daha doğrusu, saldırdığını sanıyor. Ancak işin gerçeği şudur: Yedi cihanı arkasına alarak Türk ordusuna, onun ebedi başkomutanına saldıranlar her geçen saat bir kıskacın içine, ezeli bir taktiğin kucağına düşüyor.

Evet, durum aynen böyledir.

Bir zamanlar “Mahallenin Muhtarları” isimli bir dizi vardı. Oradaki deli karakteri, eline direksiyonu aldı mı bütün mahalleyi turlar, trafikte gezinirdi. Gerçekte de var böyle karakterler. Mesela Malatya’da Mercedes Kadir’i herkes tanır. Kimse ona bir film karakterine atıfta bulunarak “Deli Kadir” demez, trafiğe çıktı mı bütün araçlar ona yol verir; sanayide araba diye bindiği kütüğün bakımını yaparlar. Bir de Mustafa Armağan, Yavuz Bahadıroğlu, Kadir Popcorn gibiler var ki onlara da tarihçi, yazar, romancı filan deniyor. Mercedes Kadir için kütük ne kadar gerçek bir Mercedes ise, bunlar için de bu sıfatlar o kadar gerçektir. Böyle de hoşgörülü, delilere dahi kıyamayan bir toplumuz.

Hepsi içinde bir kıyas yaparsak, şüphe yok ki Mercedes Kadir daha ciddiye alınacak, daha olgun, daha gerçekçi biridir. Sağlam karakterlidir. Millete zararı yoktur, hatta insanlara insanlığı hatırlatır. Diğer yandan Mustafa Armağan gibilere gösterilen sabrın ve hoşgörünün milletin sabrına, sinirlerine ağır darbeler vurduğu çok açıktır.

Mustafa Armağan’ın ağzını biliyorsunuz. Açıkça, ima etmeden, dimdirek soruyorum: O ağızdan doğru söz çıkar mı? Kadir Popcorn’un sadece dişlerini görünce ağız kokusunu algılamıyor musunuz? Şüphe yok ki Mercedes Kadir daha temiz, daha düzenledir. Şık giyinir.

Mustafa Armağan kaç yaşındadır, bilmem. Diyelim ki 45 yaşında… Adı 45 senede bu kadar zikredilmemiştir. Atatürk’e dil uzatması, 24 saat içinde büyük reklam yapmasını sağlamıştır. Demek ki Atatürk’e düşmanlıktan bile kazanılacak şeyler vardır. Yalnız ne kazandığınız sizin insanlığınıza kalmıştır. Trikopis’in Armağan’dan daha insan olduğunu, çünkü o düşmanlıktan daha işe yarar şeyler kazandığını düşünüyorum. Mantık sahibi bir insan sırf adı duyulsun diye kendini felakete sürükleyecek birine laf atar mı?

Atar!

Diyelim ki 45 yaşında… 45 yaşına kadar hiçbir şey olmayı başaramamışsa, milletin gözünde bir yere gelememişse, “Reklam olmadan öleceğime, reklam olup öleyim.” demiştir. Ne de olsa reklamın iyisi kötüsü olmaz, derler!

Fazla konuşmaya gerek yok…

Zübeyde Hanım’dan Atatürk doğmuştur. Babası da Ali Rıza Efendi’dir. “Millet” katında bunu herkes bilir. Hatta dünya çapında da herkes bilir. Mustafa Armağan’ın millet katında, dünya çapında anasını, babasını kaç kişi tanıyor?

Atatürk’ün özel hayatı sizi bu kadar çok ilgilendiriyorsa, camilere değil magazin programlarına gidin. Camilerde “iftira” nedir, “dedikodu” dinen nasıl karşılanır, “kul hakkının cezası” hemen her hafta konuşulur bu memlekette… Samimiyetle gitmediğiniz için bunları da öğrenememişsiniz zaten. İlle saygı istiyorsanız ve Atatürk’ü örnek almayacaksanız Mercedes Kadir’i örnek alın. En azından sizinle aynı kategoridedir.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone