ZİYA GÖKALP’IN ÇİLESİ

YusufhanGuzelsoy

Öğrendiği hemen her şeyi bilgi şeritli resimlerden öğrenmiş insanlar, her şey olsun, ama Türkçü olduğunu söylemesin isterdim. Ancak dünyada kötülük her zaman olacağı gibi, yazık ki cehalet de her zaman olacaktır. Artık son asırda internetin insanlara hocalık yaptığını ve bunun cehaleti arttırdığını düşünürsek, dünyanın kendisi de cehaleti devri daim eden bir çark gibi dönüp duruyor, diyebiliriz. Türkiye’de Türk düşmanlığını devri daim eden çark da tam olarak bu çarktır. Türk düşmanlığının kaynağı cehalettir.

Bir de Türk olduğunu sananların, Türk olmadan Türk milliyetçisi olunabileceğini iddia edenlerin cehaleti vardır. Ziya Gökalp, hayatta iken de vefat ettikten sonra da bu cehaletten çok çekmiştir. Bugün artık “Ben Arap’ım ama Türk milliyetçiliği yapacağım.” diyen kimseler, Ziya Gökalp’ı kendilerine simge isim yapmış durumdadır. Bir de bunları Türk milliyetçisi kabul eden tatlı su milliyetçileri vardır. Her fırsatta karşınıza çıkıp “Ama Ziya Gökalp örneği var.” diyerek kendilerini tatmin eden, ancak gerçekte rezil olan bir bu kitleye ve yaşadığı dönemde kendisine Türk olmadığını söyleyenlere, zamanında Gökalp şu cevabı vermiştir:

“Türklük hem mefkurem hem de kanımdır,

Sırtımdan alınamaz, çünkü kürk değil.

Türklük hadimine Türk değil diyen,

Soyca Türk olsa da piçtir, Türk değil.”

Gökalp’ın bu cevabından sonra, diyebiliriz ki, kendisinin Kürt olduğunu iddia edenler, hem piç olmayı hem de Ali Kemal’le aynı safta olmayı peşinen kabul etmiştir. Gökalp, yukarıdaki dörtlüğü kendisine Türk değilsin, diyen vatan haini Ali Kemal’e yazmıştır. Ali Kemal’in izinden gidenler, Türkçülük yapabilir mi? Böylesini kabul edenler, ancak ve ancak tatlı su milliyetçileri olabilir. Bunun başka bir izahı olamaz. “Siyaset için kabul edebiliriz.” diyenler, Türk milletini ikinci bir ateşe atmış demektir. Yıllar yılı İslam olduğunu ve İslam’ı en yukarıda temsil ettiğini söyleyen cemaatlerden çok çektik, çekmeye de devam ediyoruz. Daha sırada, Türk hissettiğini söyleyen, ancak yerine göre esas kimliğini ifade etmekten de geri durmayan diğer kriptolar vardır. Vatan topraklarından 100 yıl önce açık düşmanlar temizlendi; şimdi de sinsi düşmanlar temizlenecektir. Cemaat hakkında söylenenlere akıl sır erdiremeyip cemaate sahip çıkanlar nasıl bugün daha ileri giden iddialarda bulunuyorsa, yarın aynısı Türkümsüler için de geçerli olacak ve Türk sanılanlar, daha doğrusu Türk kabul edilenler de ihanetlerini açığa çıkaracaktır.

ziya-gökalp

Bir kimse Türk’se, kendini Türk hissediyorsa, o kimsenin aklında başka bir ırkın düşüncesi bulunamaz. “Ben Arap’ım ama Türk’üm.” diyemezsiniz. Bu “yanlış” değil, “aptallık” olarak nitelendirilebilir. Bir de “Arap’ım ama Türk’üm dediğimde bunu yapamazsın diyen ruh hastaları var.” şeklinde isyan edenler de var. Bir insanın Arap olduğu halde Türk milliyetçiliği yapmasını meşru görmesinden ve bunu gayrı meşru olarak görenleri yadırgamasından daha büyük bir ruh hastalığı olabilir mi?

Etnik siyaset yapan herkes aynıdır. İster liberal, ister milliyetçi, ister İslamcı olsun, hepsi aynı söylemlerle bu etnik siyaseti severek sürdürmektedir. Nedir bu etnik siyaset? Güneydoğulu herkese Kürt diyelim. Doğu Anadolulu herkese Kürt-Arap-Çerkes diyelim. Hatta Karslı Azerileri bile Türk hisseden gayrı Türk sayalım. Karadenizliler Laz, İstanbullular Rum, Egeliler de Yunanlı olsun diyelim. İç Anadolu da hepsinin beraber yaşadığı bir meze olsun.

Bu görüşler söz konusu Türk olduğunda ayrılıyor. “Peki ya Türk?” dediğinizde, cevaplar genelde şöyledir:

1-Türk olsan ne olmasan ne?/Irkçılık yapma, herkes eşit. (Liberal veya Sosyal Demokrat)

2-Türkler hiç Anadolu’ya gelmedi./Türkler Anadolu’ya geldi fakat eridi./Türk olsan ne olmasan ne? Irkçılık yapma. (Komünistler-Sosyalistler)

3-Türk’üm diyen, İbranice de konuşsa, Aborjin kültürüyle de yaşasa, Türk’tür./Türk olsan ne olmasan ne? Irkçılık yapma. (Komünist-İslamcı-Liberal-Türk İslamcı)

4-Öteki dünyada Türk olup olmadığını sormayacaklar./Türk olsan ne olmasan ne? Irkçılık yapma. (İslamcı.)

5-Diyarbakırlı Kürt, Trabzonlu Laz’dır, Türk de üst kimliktir./Türk olsan ne olmasan ne? Irkçılık yapma. (Sosyal Demokrat-Neo Osmanlıcılar)

7-Çekik gözlüler ne kadarsa, Türkler de o kadardır./Ya Orta Asya’dakiler ya da Türkiye’dekiler Türk değil./Türk olsan ne olmasan ne? Irkçılık yapma. (Alayı)

Daha bir sürü soytarılık…

Irkçılık yapmayın diye telkinde bulunup akabinde “Sen çekik gözlü değilsin o yüzden Türk olamazsın.” demek de bir ruh hastalığıdır. Dil, kültür, gelenek-görenek, örf-adet gibi unsurları yok sayarak, sadece ten rengine ya da göz şekline bakarak ırk tayin eden bir kimse, ırkçı değildir, fakat faşisttir. Böyle bir kimse ya ayak oyunlarıyla Türklük denen muhteşemliği bitirmeye çalışıyordur ya da gerçekten gerizekalıdır.

Bu işi sulandırmanın gereği yoktur!

Bir kimse; kanıyla, diliyle, dileğiye Türk’se, Türk’tür. Yok ben Arap’ım ama senden daha Türk’üm… Yok ben Çerkes’im ama senden daha milliyetçiyim… Yok ben Kürt’üm ama senden daha fazla elektrik faturası ödüyorum…

Böyle yalanlara kanmayın, prim vermeyin.

Prof. Dr. Aziz Sancar Beğ ödül aldıktan sonra Türk olduğunu beyan ettiğinde, kendisini Türk hisseden herkesin Türk olduğunu iddia edenler, “Sen Mardinlisin, ne Türk’ü” diye çileden çıkmıştı. Sancar’ın sülalesi aile manifestosu yayımlayıp Türk oğlu Türk olduklarını beyan ettiğinde de Sancar sülalesini hainlikle itham etmişti. Görün bu puştların samimiyetini!

türkbeği

Gökalp’ın çilesi, Atsız’ın çilesi, 21.yy’da Genç Atsızlar’la vücut bulup devam etmektedir. Bir Türkçü olarak, keşke, tek çilemiz kutsal davamızdır, diyebilseydim. Bir de cehaletten çekiyoruz ki bir tek bundan şikayetçiyiz. Elbette Türkçülük-Turancılık davasında yaşanan her sıkıntıyı ödül biliriz.

Türk olmayı, Kızıl Elma peşinde koşmaya yeter kaynak biliriz. Türk olmayanı Türk saymamız için, Türklüğü yetersiz saymamız gerekir ki yetersiz görseydik Türkçü olmazdık. Birileri gibi, “Sen ne mutlu Türk’üm dersen, ben de ne mutlu filancayım derim.” gibi ahmakça bir bakış açısıyla değil, gerçekten Türklüğü gurur duymak için, mutlu olmak için yeterli gördüğümüzden Türkçülük yapıyoruz. Biz Türk’üz dedik diye, kendi kimliğini söyleme gereği hisseden bir kimse ırkçı olmadığını iddia edemez.

Tatlı su milliyetçileri ve Osmanlı’yı Türk birliği sanan tatlı su Turancılarına şunu hatırlatmak gerekir: Esir Türk yurtlarından Doğu Türkistan Çin’dedir. Başkurdisan ise Rusya’dadır. Bu ikisini vatan toprağı bilmeye devam ettiğimiz için Uygur’u Çinli, Başkurt’u Rus sayamayız. Öyleyse Diyarbakır vatan toprağı değil midir ki Ziya Gökalp Kürt olsun? Trabzon’da doğduğu için Kanuni Laz mıdır? Trabzon vatan toprağı değil midir?

Her coğrafyada farklı bir etnik köken varsa, bunlar ne için kendilerine Türk kimliğini ortak kimlik kabul etmişlerdir? Öyle bir durum varsa, neden Türk’ü tercih etmişlerdir? Eğer Türk, Türk olmayan Anadoluların birliği ise, Orhun yazıtlarında kendisine Türk diyenler kimlerdir? Runik (gizli) harfler bu yazıtlar çözüldükten sonra Türk harfleri olarak adlandırılmışsa, bu adlandırmayı yapanlar, Karadenizli Laz’a, Diyarbakırlı Kürt’e mi bakarak mı bunu yapmışlardır?

Çanakkale’yi tek başına Türkler kazanmadı diyenler, Kök Türkleri de Çinlilerle beraber kurduğumuzu mu düşünüyor? Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda ve diğer cephelerde sadece Türkler savaşmadıysa, Osmanlı devleti neden yıkıldı ve yıkıldıktan sonra neden (sözde) bir ulusu ifade eden devletler kuruldu? Madem ki bunlar önceleri Türk’tü, nasıl oldu da Osmanlı yıkılırken ve yıkıldıktan sonra Türklüğü üzerinden atıverdi? Bu durum bugün Türkiye için geçerli olabilir mi? “Arap’ım ama Türk’üm.” diyenler, Türk olduğunu iddia etmeye devam edecek mi? “Arap’ım ama Türk’üm.” diyenler, aynı tavrı bir Arap ülkesinde göstermekte midir?

Bunlar önemli sorulardır. Cevabı da bellidir!

Bir de…

“Filanca milletten doğdum diye benim suçum mu?” ya da “Filanca milletten doğdu diye onun suçu mu?” şeklinde kendini veya başkasını savunan kimseler de, esasında ırkçılığı kendilerine yapmaktadır. Kendi kendini yiyip bitiren bu kitleyi de diğerleri gibi ciddiye almıyoruz. Bunlar istiyor ki birileri toplama kampı kursun da hümanist edebiyat yapabilecekleri kaynak çoğalsın!

Hasılı…

Diyarbakırlı bir Türk olarak, Gökalp gibi Türk olmaktan şeref duyuyorum. Türk olduğu halde Türklük şerefini elinin tersiyle itenin halini de üzücü buluyorum. Tatlı su milliyetçilerinin de Ziya Gökalp’ın manevi şahsiyetinin arkasına saklanmadan erkek gibi meydana çıkmasını tavsiye ediyorum. Türkçülük herkesin bağlanabileceği bir düşünce, Turancılık da herkesin bağlanabileceği bir dava değildir!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on Google+Email this to someone