“Doğu Türkistan’dan Haber Var”

Kırgızistan’da bulunduğum dönemde tanıştığım iki Uygur arkadaşımdan öğrendiklerim sayesinde, Doğu Türkistan’da yapılan zulmü ilk defa soydaşlarımızdan dinlemiş oldum. Güvenlikleri için ikisinin de ismini vermeyeceğim.

İlk tanıştığım Uygur, bana şunları anlatmıştı: Bir gün Türkiyeli arkadaşlarından biri kendisine telefon ediyor. Gelirken Doğu Türkistan bayrağı getirmesini istiyor. Bizim Uygur da panikle küfür edip kapatıyor telefonu. Nedeni çok basit… Kısa bir zaman sonra Bişkek pazarlarından birinde Çin istihbaratı tarafından yakalanıyor; bir süre onların hücrelerinden birinde kalıyor. Bu sırada işkence yapılmamış ancak sürekli olarak sordukları sorular, “Neden Doğu Türkistan dedi?”, “Neden Türk dediniz?”, “Neden Türkçe konuştunuz?” gibi sorular…

İkinci Uygur arkadaşım ise daha şuurlu, zeki bir Türk kızıydı. Bir hocamızın evinde olduğumuz halde, Abdürehim Heyit’in “Uçuraşkanda” eseriyle ilgili bilgiler verirken çekinerek konuşmuş, dolaylı yoldan bizlere “Dedim: Ya bilezik? / Dedi: Kolumda” gibi cümlelerle esaretin anlatılmak istendiğini söylemişti. Kapalı bir ortamda bile bu derece çekinmesi üzüntü vericiydi. Daha sonra sosyal medyada yazarken bile, Türkiye’ye gelmesine karşın aynı çekingenlik üstündeydi.

Biliyorum ki bu satırları okudukça dilinize gelen bir dolu lanet, küfür cümleleri var. Ancak Türkiye’de sözde Türkler arasında bile o kadar çok “Türk’üm” demekten çekinen, kaçınan şuursuz var ve bunlar o kadar farklı ideolojilere mensup gruplar ki hangi birine söveceğinizi şaşırıyorsunuz. Yetmezmiş gibi Doğu Türkistan’da zulüm olmadığını iddia eden körler, sağırlar, topallar; birtakım dinozorlar…

Yazar Mehmet Levent Kaya’yı 2012 yılında aslından çevirdiği ve 2018’de ikinci baskısı yayımlanan “Moğolların Gizli Tarihçesi”, 2019 yılında yayımladığı “Bilge Yazıtlar” (Mutlaka okunmalıdır!) çalışmalarından ve Dor, Ölüöne, 100.000 isimli romanlarından tanıyorsunuz. Yazar aynı zamanda TRT Avaz’da yayımlanan “Eski Topraklar” isimli belgeselde de danışmanlık görevini üstlenmiştir.

Moğolistan, Kırgızistan gibi ülkelerde bulunan Kaya, 2012 yılında Uygur Özerk Cumhuriyeti’nin İli vilayetindeki Gulca Pedagoji Üniversitesinde Sibe-Mançu dil programına katıldı. Bu dönemde Doğu Türkistan meselesi ve Çin hakkında bolca gözlem ve araştırma yapma fırsatı buldu. Bölge ahalisinin kültürünü, Çinlileri, Dunganları da tanıyan yazar, bunlar hakkındaki gözlemlerini, yaşadıklarını günlük gibi yazdığı e-postalar ile yakınlarına yazdı.

İşte bu günlükler, Alka Yayınevi tarafından “Doğu Türkistan’dan Haber Var-Gulca Gözlemleri” adıyla kitaplaştırıldı. Kitabın editörlük aşamasında görev aldım. Diyebilirim ki okuduklarım karşısında defalarca yerimden kalkıp bütün evi arşınladım. Bugün dünyanın uğraştığı virüs belasını başımıza sanan o saçma kültürün, örneğin, canlı maymunun kafasını açıp beynini yiyen vahşetin, soydaşlarımıza bildiklerimizin de ötesinde nasıl yansıdığını hayal bile edemedim! Delirmemek için konu üzerine fazla düşünemedim. Varın siz düşünün…

Bu eseri mutlaka alın, okuyun, okutun… Yazarın “Bilge Yazıtlar” isimli eserini Türkoloji öğrencilerine tekrar ve şiddetle tavsiye etmekte yarar görüyorum. Kutlu olsun.

Alka Yayınevi Kuruldu

Kıymetli dava arkadaşım, dergimiz yazarlarından Muhabir Berkant Parlak, Alka Yayınevi’ni kurdu.Yayınevi ilk olarak “Doğu Türkistan’dan Haber Var-Gulca Gözlemleri”, “Klivaj” gibi eserleri bastı.

Alka Yayınevi’nin Türk ilim alemine değerli katkılarda bulunacağından şüphem yoktur. Kutlu olsun!