Herkesin İçtiği Sudan İçmeyen Deccal

“Modern toplum, insanın içinde hapsolduğu kafesi parlatmakla ve süslemekle meşgul.”

Swami Nirmalananda

Çok değerli bir kardeşim yakın zamanda bana iki video gönderdi ve mutlaka izlememi istedi. Videoyu izledim ve hem heyecanlandım, hem panikledim. Heyecanımın sebebi, Atakan Kayalar adlı 10 yaşındaki kardeşimizi tanımak ve beş ayda iki yüz elli kitap okuduğunu öğrenmekti. Paniklememin sebebi de buydu. Videolar patlamıştı ve devam eden günlerde sadece kendisini hedef alan binlerce ileti paylaşılacak, görüşler yazılıp çizilecek ve dillendirilecekti.

Neticede, insanlık tarihinin başlangıcından bu yana kompleksli kafasında türlü canavarlar yaratmaya meraklı “cennetten inme üstün insan”, yeni, nur topu gibi bir Deccal daha yarattı. Hepsi bu kadar mı? Milyonlarca uzmanımız kendisinin GBT’sine baktı ve şunları tespit etti:

Rol model çocuk,

Proje çocuk,

Kristal çocuk,

Terbiyesiz çocuk,

Korkunç gözlü çocuk,

Benden daha az zeki çocuk,

Kendisinden daha fazla okuduğum/okumuş olduğum çocuk,

Allah’ın bizi koruması gereken çocuk vesaire…

Bir sitede 10 yaşındaki Atakan için “Kristal çocuk mu?” diye haber yapılıyor ve entelektüel bir ablamız çıkıp şu yorumu yapıyor: “Allah’ım sen bizi koru ya Rabbim…”

Bir başkası, “Zeki olsa hafız olurdu” diyor ki ezberci eğitim sisteminden ancak ezberi yüceltenler türeyebilir.

Bir başkası da iyi niyetle “Rol model olmalı” diyor. Oysa her milletten 300 milyon çocuk toplarsak, bulabileceğimiz Atakan sayısı çok ama çok az olacaktır. Toplayalım, diyorum; çünkü milyonlarca uzman ve dahi ama imkan verilmediği için okumadığını iddia eden harcanmış Einstein bu çocuğun özel olduğunu kabullenemiyor. Kendiyle ya da çocuğuyla kıyaslıyor. En çok da ne duyuyor veya okuyoruz?

“Çocukluğunu yaşamalı…”

Her şeyi yarım yamalak okumanın veya tersinden anlamanın neticesidir bu… Düğünlere damatlık ya da gelinlik giydirilerek götürülen, elinden telefon düşmeyen, küçük yaşta her türlü küfür öğrenen, çizgi filmlerin ya da Disney dizilerinin her anını, karesini hatırlayan ama kitaplara yöneltilmemiş, “Okumayı sevmiyor ne yapalım” denilerek baştan savılan çocuklar mı çocukluğunu yaşıyor?

Herkesin çocukluğu, yaşam tarzı aynı olmak zorunda değildir, öncelikle bunu kabul edelim. Bir çocuk çizgi film izlemek istemez de gidip uyuşturucu kullanırsa bu bir sorundur. Çizgi film değil de belgesel izlemek isterse bu güzel bir şeydir. Her çocuk yaşına uygun ya da anlayabileceği herhangi bir belgeseli izlese, kitabı okusa, mutlaka çok sağlıklı bir çocukluk yaşayacaktır. Oyun oynamak isterse onu engellemek yanlış olacaktır. Zorla oyun oynatmak da yanlış olacaktır. Bir çocukla ciddi meselelerde ciddi, çocukça meselelerde çocukla konuşmak da dengeyi tutturmak demektir. Çok mu zor? Çok mu yadırganacak bir düşünce? Bu da mı Deccali olmak demek?

Proje çocuk tartışmasını ciddi ciddi ekranlara taşıyanlara ne diyeceğiz? Bilmem ki 10 yaşında kitap okuyan bir çocuktan neden bu kadar korkulur? Yanlış yaptığını düşünmek insanın özgür iradesidir. Küfür etmek?

Dinimizin emirlerine göre bir insanı görünüşünden ötürü yargılamak günahtır ama kitap okuyorsa gözleri korkunç olabilir, kendi şeytana benzetilebilir.

Böyle bir toplumda, cinsel ilişkiye girerken video çekip bayram kutlayan adam idol olmayacak da Celal Şengör mü olacak?

10 yaşında bir çocuğa hakaret eden, hedef alan bir toplumda çocuk istismarının bu kadar yüksek olması anormal bir şey değildir. Linç kültürü iyi bir şey değildir. Linç kültürünün olduğu bir yerde bilim olmaz, huzur olmaz, refah olmaz, asayiş olmaz, adalet olmaz.

Bu toplumda kimler anormal değildir?

Çukur izleyip sokağa adam dövmeye, öldürmeye çıkan çocuklar anormal değildir. Uyuşturucu satılmayan ama her türlü yasadışı işin yapıldığı mahalleler normaldir. Gizli yaparsak helal, açığa çıkarsa katl vaciptir.

Eş değiştirenler, kocasını ya da karısını aldatanlar, çocuğuna tecavüz edenler, yeğenini taciz edenler normaldir.

İnsanları yaşam tarzlarına göre nasıl cezalandırmak gerektiğini, örneğin, kafasını mı kesmek gerektiğini, ayağını mı koparmak gerektiğini, kuma gömüp taşlamak mı gerektiğini tartışan, bu noktada fetvalar veren insanlar normal ve gereklidir, faydalıdır. Önderdir.

“Annesine karşı gelen çocuk” filan diyorlar da… Babasını para için, anasını altın için bıçaklayan çocuklar çıktı bu ülkede. İstediği telefonu alamayınca annesinden ömür boyu soğuyanlar var artık. Bu çocuğun durumu mu fazla geldi?

Bir de “Kitap okumak yetmez, değerlendirme de önemli” diyen uzmanlarımız var. Muhtemelen 10 yaşından beri aynı kafada düşündüğü için bu değerlendirmeyi yapan bu uzmanlarımız, okumanın ne demek olduğunu özümseyen insanlar olmalıdır. Zira insan aynı meseleye 10 yaşında başka, 20 yaşında başka, 70 yaşında başka var.

Ya geleceği gören Nostradamus şubede çalışan uzmanlarımız? Yeşilçam filmi yıldızı muamelesi yaptıkları Atakan için “Gelecekte tiner çekecek, çöplükte yaşayacak” diyorlar. Daha bu yaşta Deccal ilan edilen çocuk ancak çöplükte yer bulabilir. Bilim şehidimiz Engin Arık niye ucuz uçak tercih etti, diye sorsam, herkes doğru cevabı biliyordur. Çöplükte yaşamayanın ya uçağı düşer ya da ABD’de bir laboratuvar verirler ona… Ülkede linç edilen ya da kenara itilen adamı memleketi terk etti diye hain ilan ederler. Hüseyin Nihal Atsız’ın şu dörtlüğü bu ülkeye tastamam oturur:

“Sağlığında nice ehli hünerin

Bir tutam tuzu yoktur, aşına.

Öldürüp evvela onu açlıktan,

Sonra bir türbe dikerler başına.”

Ve unutmayalım…

Bizim tarikata üye olursan cennete gidersin, diyen; İpimden tut aracı olacağım tövbe edeceksin, diyen; cennetten arsa cehennemden hücre satan; yanmayan kefen, rüya gösteren terlik satan adam Deccal değilse, Deccal kimdir?

Ömer Seyfettin okuyanlar bilir…

Herkesin içtiği sudan içmeyen ya delidir ya da Deccal.

Söylenecek çok şey var da uzmanlarımız karşısında haddimi aşmak istemem. Mülayim de olsanız öfkelenmemek elde değil. Çocukken Bugs Bunny yerine Kara Murat, Tarkan izlediğim için ya da ansiklopedi okumayı sevdiğim için yarı Deccal olduğumu bilmiyordum. Yeryüzünün etten kemikten putları el verirse tövbe etmek istiyorum.

Ve her konunun uzmanı bu kitleye Şah İsmail’den bir mesaj taşıyorum: “Özün eğri ise yola zararsın.”

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone