İş Beğenmeyen Mezun Lobisi

Sayın Cumhurbaşkanına katıldığı son programlardan birinde sürekli değişen eğitim sistemini sordular. Haçlılar, soğan lobisi, üst akıl falan değil, vatandaşın ta kendisi sordu. Kendileri yine memnuniyetsiz bir ifadeyle dinlediler, canları sıkıldı, birkaç toparlayıcı cümleden sonra “Eski Türkiye’de fırın ve buzdolabı yoktu.” şeklinde cevap verdiler. Yeni Türkiye’de ise bol bol buzdolabı, bol bol fırın var. Biraz daha azmedip bu ikisinden daha fazla üniversitemiz olacak.

Biliyorsunuz ki işimize geldiği zaman eski Türkiye, gelmediğinde yeni Türkiye olabilme özelliğine sahibiz. Bilimde geri değiliz, zaman makinesi icat etmiş olmalıyız. Bu ani değişimlerin başka türlü açıklaması olamaz. Bir gün “Eski Türkiye’de acılar vardı!” diye nutuk atan siyasetçi, ertesi gün Tansu Çiller’i yerli yapıyor. Yılların Çiller’i, yılların Rose İstanbul’u bir anda yerli ve milli oluveriyor.

Teog’tan, sürekli değişen eğitim sisteminden şikayet eden Emine Abla ve ekonomiden şikayet eden Cemal Amca ise ya faiz lobisinin, ya soğan lobisinin, ya birtakım gizli tarikatların adamı oluyor. Hatta ve hatta sonunda teröristliğe yatay geçiş de yaptılar. Hamdolsun.

Terörist ilan edilmeyeceksem benim de şikayetim var. Biri bana memlekette sürekli yeni üniversite kurulmasının, bu da yetmeyip mevcut üniversitelerin bölünmesinin mantığını açıklayabilir mi?

Nedir mantık? Yeni bir kampüs, yeni binalar, dolayısıyla yeni rantlar mı? Belki çok kez dile getirdik ancak tekrar söyleyelim: Bize çok sayıda niteliksiz üniversite ve milyarlarca mezun gerekmiyor. Bize nitelikli üniversite, nitelikli eğitim, nitelikli mezun gerekiyor. Buna rağmen bizde eğitimin kalitesi bütün kademelerde düşüyor.

Bazı üçüncü dünya ülkelerinde birkaç dil bilen, birkaç üniversite bitirmiş mezun insanlar var. Bunlar taksicilik, garsonluk filan yapıyor. Mezun olduğunda kendi mesleğini yapabilen birkaç insandan biri olma ihtilaminin ne kadar zayıf olacağını, daha üniversiteye adımını atarken hesap ediyor. Şimdi biz kaçıncı dünya ülkesiyiz? Ne kadar eski, ne kadar yeniyiz?

Şaka değil, yeni Türkiye’de üniversite mezunlarına şunu söylüyorlar: Sizi gidi üniversiteliler! İş beğenmiyorsunuz!

İntihar eden öğretmenimiz, fabrikada çalışırken iş kazasıyla vefat eden öğretmenimiz de şaka değil. Hadi intiharı elinizdeki imanmetre ile imansızlığa bağladınız, ya fabrikada çalışmak zorunda kalan insanı neye bağlayacaksınız?

Yeni Türkiye’de bir yerlere gelmek isteyen insanlar, bir şeyhin rüyasına girmeli ya da dizinin dibinde oturmalı… Mezun olmak yetmez. Eğitimli olmak, donanımlı bir birey olmak yetmez. Hakkını almanın meşakatli yolları mevcut: Tanıdıkları olan abi>Vekil>Şeyh aşamalarından geçmek gerekiyor. Ancak o zaman yeni Türkiye’ye geçiş yapabiliyorsunuz.

Nedir o kreş projeleri falan? Her mahalleye, hatta her sokağa bir üniversite açalım! Dış güçlere, şu veya bu lobisine gerek yok, biz bizi geriletmeye yeteriz, çok şükür!

İş beğenmeyen mezun lobisi… Bu ülke size kalmaz.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone