Kimliği Belirsiz (!) Arap Uşakları

Günün birinde, “Minyatür Osmanlı” adında bir yazı yazmıştım. Orada savunduğum düşünce şu idi: Türkiye, siyasi sınırlar itibariyle aynı kalacak, ancak ülke, sistem ve görünüş itibariyle, yani psikolojik olarak “Osmanlı” gibi görünecekti. Bizim fesli fetihçiler de Osmanlıcı söylemlere balıklama atlayacak, ne idüğü belirsiz ucube bir ideoloji oluşturularak beyinleri zehirlenecekti.

İşte bugün o beyinler zehirlendi. İşte bugün o beyinler, milliyetçi dersen, milliyetçi değil. Aksine milliyetçiliğe zarar veriyor. Müslüman dersen, daha çok, şekilde Müslüman; İslam’a zarar veriyor. Demokrat dersen işine geldiği gibi demokrat, liberal dersen de devletin malını satmaya gelince liberal. Yani bu zehirli beyinler, hiçbir şey.

“Yerli” nedir, “milli” nedir, bilmiyorlar. Onlara göre yerli, bir yabancının Türkiye’de yatırım yaparak fabrika açması; her şeyiyle yabancı olan parçaları Türk işçilerin üretmesidir. Onlara göre “milli” kavramı da tam anlamıyla bir ucubeye dönmüştür. Arap hayranlığı, Fars sevdası; tarikatlar güdümünde “milli” söylemleri. Ama neyin millisi? Kimliğin içi boş. Dahası, kafalar karışık. Milliciyiz ama milliyetçi değiliz!

Zehirlenmiş bir beyin ne olduğunu tayin edemez. Bu zehrin tek panzehiri Türkçülüktür. Onu duyunca da güneşe çıkmış vampir gibi oluyorlar. Cehennem azabından daha kötüsü, onlar için Türk ve Türkçülüktür. Aksi iddia edilemeyecek kadar açık bir gerçektir bu.

Tarihimizin 1923’le başlamadığı gibi doğru bir şeyi söylüyorlarsa, işin içinde mutlaka menfaat vardır. Çünkü tarihimizi 1000 yıla hapsedecek, yani yanlışı yanlışla silmeye çalışacaklardır. Neden 1000 yıl? Size, abartı değil, hayal ürünü değil, kendi görüşlerinden zırvalar sunayım da gülün:

“Türkçe yetersiz bir dildir. Arapça ve Farsça ile zenginleşmiştir.”

“Türkler İslam ile birlikte medeniyetle tanışmıştır.” (Bunu en son, yakın zamanlarda Trabzon’da yerel bir gazetede yazmakta olan gazeteci bozuntusu iddia ediyor.)

“Harf devrimiyle birlikte dilimiz gitti. Nizamülmülk’ü anlayamıyoruz.” (Bunu da sosyal medyada gördüm. Bu çığır açıcı tespitin sahibi Farsça bilmiyor.)

“Kılık kıyafet devrimiyle Batı’ya benzedik.”

“Benim başörtülü bacımı kestiniz.” (Olmazsa olmaz.)

Ve daha bir sürü herze…

Son olarak, bir okulun panosuna, “Biz Arapça aşığıyız” yazılı kağıt astılar. Nasıl Arapça aşığı olmayasınız? Arapça bilmek sizin için ibadetten çok ticaret için gerekli bir durum. Nasıl Arapça aşığı olmayasınız?

Arap, Fars, Rus, Çin, Avrupa, ABD, İran, İsrail vesaire…

Kime aşık olursanız olun, Türklük ateşi hepinizi yakacak kudrettedir.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone