Özgürlüğün Değeri

Yıllarca sorup durdular: “Hep Mustafa Kemal Atatürk’ten bahsediyorsunuz ama silah arkadaşları da vardı; Atatürk tek başına savaş kazanmadı! Neden bir tek ondan bahsediyorsunuz?”

Oysa şu koskoca Türk tarihinde başarıları anıldıktan sonra, “Atatürk ve silah arkadaşlarını saygıyla anıyoruz” cümlesini kurduğumuz çok fazla asker veya devlet adamı yoktur.

Yazımın başında yazdığım soruyu soranlar bol bol padişah güzellemeleri yaparlarken, “Fatih ve silah arkadaşlarını saygıyla anıyoruz” demezler, isteseler de diyemezler. Bunun iki nedeni vardır. Birincisi, Fatih’in silah arkadaşlarını tanımıyorlardır. İkinci nedeni ise tarihten gelen bir genetik kulluktur. Kulluk bu insanların zihnine öylesine işlemişlerdir ki Fatih zamanında mutlak padişahın dışında bir güç tanıması yasak olanlar, bugün de aynı yasağa uymaktadırlar. Bugün yalnızca Fatih’i değil aynı zamanda onun ordusunu da saygıyla yad edenler, cumhuriyetin kulluktan çıkarıp vatandaş yaptığı ve Türk tarihini öğrettiği Türk gençleridir. Yine bugün Fatih’i torunlarına tanıtan da cumhuriyettir.

Şu gerçeği fark edelim: Hayattayken millete baş olup hüküm süren Fatih Sultan Mehmet, öldükten sonra asırlar boyu Osmanlı sülalesinin bir dedesi olmaktan çıkıp yeniden bütün Türk milletinin bir değeri olma noktasına Türk cumhuriyetin kurulmasıyla gelmiştir. Unutmayınız: 17-18.yy’larda İsveçli bilim adamı Sven Lagerbring, bizim tarihimiz hakkında, o yıllardaki dedelerimizden çok şey biliyordu. Öyleyse “ecdad” diye hamaset ve propoganda yapanlara karşı gözünüzü açınız. Gördüğünüz aksaklıklar karşısında gösterdiğiniz tavır yapıcı değil yıkıcı olursa, özgürlüğünüzü kaybedip kul olursunuz. Size yanlışı gösterip 1000 yıl öncesine götürmek için hamaset üretenlere irticacı demeyeceğiz de ne diyeceğiz?

Diyeceğim o ki Osmanlı zamanında yapamayacağınız eleştirileri yapmanın, söyleyemeyeceğiniz şeyleri söyleyebiliyor olmanın anlamını fark edin. Bunu fark edemezseniz vatandaşlığınızın değil, insanlığınızın da bir anlamı yoktur.

Karşınıza geçip küstahça sırıtan cahillere bir bakınız. İbret alınız. Onların mutlak otoriteye için milletin iradesine karşı nasıl düşmanca bir tavır takındıklarının nedenlerini sorgulayınız, araştırınız. Altında kendilerini köleliğe iten cehaletten başka bir şeye rastlayamazsınız. Onların Türklüğü, müslümanlığı, atalara saygısı koskoca bir yalandan, samimiyetsizlikten ibarettir.

Kendi kurduğu imparatorlukta, emek verip, can verip büyüttüğü imparatorlukta ikinci sınıf insan durumuna düşürülmüş bir millet olmak Türklüğe yakışmazdı. Türk, milli bir devlet kurdu. Türk, bu milli devletin arkasında durmak zorundadır. Kendi iradesi olan cumhuriyetin arkasında durmak zorundadır.

Özgürlük öze dönmektir. Bireyler birey olduğunu unutursa milletler köle yığınlarına dönüşür ve toprağınızı “Allah’ın mülkü” diye alanlar bir süre sonra maskesini çıkarıp “Benim mülküm” diye kibirlenmeye başlar. Ortaçağ zihniyetinin hayatınızda olmasına müsaade etmeyiniz. Zaman ilerlemekte, çağ değişmekte ve Türk bu çağda sonsuza dek olacağı gibi yerini almaktadır. Bu yerin ne kadar zirvede olacağını

Vatan toprağı şahısların mülkü değildir. Vatan toprağı Türk milletinin ilelebet yaşayacağı ve sınırları da Tuna’dan Altaylara kadar olan kutlu bir evdir. Onda herkesin emeği vardır. Özgürlüğün ve “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün değerini bilin.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun.

 

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrEmail this to someone